14 Ara 2014

13. HAFTA | FENERBAHÇE - SİVASSPOR | 4-1


Sahada varlık gösteremeyen, oyun anlayışı zayıf, basit hatalar yapan ve formsuz bir Sivasspor'a karşı alınan 4-1'lik galibiyet hanemize 3 puandan fazlasını yazdırmıyor. İnişli-çıkışlı oyun tarzımız biraz olsun keyif veren futbolumuzu sahaya yansıtamadığımız taktirde sürekli sadece puan veya puanlar kazanılacak.

Önemli olan tabelaya önde yazılmaksa; tebrikler. Fakat, bunun dışında çok da keyif veren bir Fenerbahçe izledim diyemeyeceğim. Bir umut her şey düzelir ve forma tutarız diye bekliyoruz. Devreye kadar puan kaybı yaşamadan girebilirsek; belki ikinci yarıda artık işler daha da değişmiş ve futbolcular daha aklı başında mücadele etmeye başlarlar.

Bu sezonu ister istemez bu şekilde fazla yorumlamadan arşiv amaçlı kullanacağım. Yeri gelir; ortaya konulan futbola dair bir iki şey karalayabilirsek; ne ala. O'nun dışında sadece dediğim gibi arşiv amaçlı bu tarz yazılarla karşı karşıya kalacağız.

14.12.2014
Devamı

8 Ara 2014

12. HAFTA | BALIKESİRSPOR - FENERBAHÇE | 0-1


Bu maç için söylenebilecek ne var? Eleştiriyi bile hak etmeyen bir takım yaratıldı. Emekleye emekleye üst sıralarda tutunmaya çalışıyor. Ligin en kötü takımına karşı hiçbir elle tutulur pozisyon yok. Mücadele yok. Hırs yok. İnanç yok. Ruh yok. Yok yok yok!..

Bizler; "Biz ölelim Fenerbahçe yaşasın" dedikçe karşı taraftan resmen "ölün" mücadelesi veriliyor. Ha şimdi ha yarın düzelir dedikçe daha da kötüye gidiliyor. Balıkesirspor karşısında zaten mayın tarlası gibi bir yerde de mücadele etmek zordu. Fakat, büyük takım olma olgusundan uzaklaşılarak artık vasata doğru ilerleyiş başladı.

Kimsenin inancı da kalmadı. İyi gün kötü gün olayına değinmeyeceğim. Çünkü ciddi anlamda futbola soğutan bir Fenerbahçe var sahada. En üstten dibe vuruş hikayesi yazılmakta. Ligin sonucu her ne olursa olsun; bu sezon büyük bir kara leke olarak kalacaktır. Elbette her zaman destekçisi olacağımız bir sevda bizim duygularımız. Fakat, bunu da artık koz olarak kullanmaktan vazgeçsinler.

Beşiktaş'ın kazandığı Galatasaray'ın kazandığı haftada lig sonuncusundan 3 puan alabilmek idare eder. Yalnız bu futbolla biz gidersek Avrupa'ya Edirne'den geri kovarlar. Ya herkes hatalarını öne koyup çözüm üretecek ya da ceketini alıp gidecek. Biz taraftar olarak beklemeye devam edeceğiz. Elden başka bir şey gelmiyor. Umarım bundan sonraki maç yazılarımızda biraz olsun olumlu karalamalar yaparız. Yoksa her maç sonunda bu tür yazılar yazmaya devam ederiz.

08.12.2014
Devamı

1 Ara 2014

11. HAFTA | FENERBAHÇE - ESKİŞEHİRSPOR | 2-2


Berbat bir futbol akşamı. Fenerbahçe'nin zor da olsa kazandığı bir puanlık bir akşam. Nesini yazalım neresini karalayalım bilemiyorum. Kaleciden başlayıp; tribüne kadar uzanan bir süreç mi yazalım? Yoksa Eskişehirspor'un kaybettiği 2 puanın bizim kazandığımız 1 puan üzerinde nasıl etkiler yaratabileceğini mi yazalım? Emre'yi mi yazalım? Emenike'yi mi? Yönetim'in tutumunu mu? Yoksa taraftarın tutumunu mu yazalım?

Aynen yazılacak çok şey var. Çok büyük hatalar var. Dibe gidiş var. Saygı yok. İnanç yok. Ruh yok. Çözüm yok. Mutluluk yok. Şuan Fenerbahçe için her şey karanlık durumda. Ya birlik beraberlikle ışığı göreceğiz ya da hep birlikte .... neyse!.. Neyse de nasıl olacak bu işler?

Volkan'dan başlasak; kalede güven veriyor mu? Hayır. Bekir güven veriyor mu? Hayır. Kadlec güven veriyor mu? Hayır. Gökhan, Emre, Emenike, Kuyt, Meireles ve Caner? Hayır. İsmail Kartal? Hayır. Bunların yanına dün akşam; Meireles, Sow gibi isimleri de ekleyebiliriz. Tribünden protesto geldiği zaman moralleri bozulan futbolcularımız dün akşam hangi moral bozukluğu ile oynadılar? Neye canları sıkılmıştı? Neden ruh gibi oynadılar? Ne taktiksel açıdan ne de mental açıdan vasatı aşmayan bir Fenerbahçe izler olduk. Rizespor maçındaki "lan acaba bir toparlanma mı oluyor" düşüncesi hakimken; şimdi yeniden filmi başa sardık.

Kendince Fenerbahçe'yi çok seven ve bu takımın kaptanının yaptıkları ortada. Savunması yapılamaz kişiler başında. Saha dışı verdiği röportajlarda takımı ne kadar çok sevdiğini ve saha içinde kendisini kaybettiğini söyleyen ifadelerle yaptıkları ortada. Sen, bu takıma zarar veriyorsun arkadaş. Ben bunu görüyorum. Sen ne görüyorsun bilemiyorum. Volkan'da Emre'den geri kalır yanı olmayan isimlerden biri. Arkadaşlarına Fenerbahçe taraftarına sırt döndürecek kadar geri düşüncelere sahip.

Her kim Fenerbahçe'yi çok seviyorum diyor ve o kişi veya kişiler Fenerbahçe'ye herkesten daha fazla zarar veriyor. Bu sadece futbolcular için geçerli değil. Taraftardan, yönetime, teknik heyete... Herkes için geçerli. Herkes de kendince haklı durumda. Hiç hatası yok. Peki, kimsenin hatası yoksa ve haklıysa bu takımın durumu nedir?

Yahu Sow'un en uçtaki adam olmayışının açıklaması var mı? 90 dakikada kaybolup gittiğini kenar yönetimi hiç mi görmedi? Hadi artık tribünlerde "seyirci" var. Bunu görmeyebilir. Sen kenar yönetimi olarak neden bu duruma "seyirci" kalıyorsun? Yok arkadaş. Olmuyor olmuyor... Kötünün iyisi bu sezon şampiyon olacak. Hak ederek mi? Göreceğiz. Fakat, biz Eskişehirspor karşısındaki futbolu devam ettirdiğimiz sürece; Edirne'den öteye gidemeyiz.

01.12.2014
Devamı

27 Kas 2014

YÖNETİM - TARAFTAR - SPORCU ÜÇGENİ


Son zamanlarda sıklıkla denk geldiğimiz bir konu var. Branşı her ne olursa olsun; sporcu ile taraftar arasında kopması mümkün olmayan bir bağ vardır. Bu tüm spor branşları için geçerlidir. Eğer, bir spor müsabakasında "taraftar" olmazsa o spor müsabakası bir keyiften ve aşktan çıkmış "gölge oyunundan" öteye geçemez. Bir spor kulübünü, daha iyi yerlere getirebilecek en büyük temel taşlarından biri olan "taraftar" topluluğuna sırt dönmek bağlı bulunduğu renklere ve armaya ihannetten başka bir şey değildir.

Belli bir grup üzerinden veya biz bunu bütüne yayarak söyleyelim; eğer sen sporcunu "oraya gitmiyorsunuz/gitmeyeceksiniz" şeklinde dolduruşa pardon pardon dolduruş demeyelim biz bu duruma. Net bir şekilde "emir" diyelim. Çünkü bu durum emirden başka bir şey değildir. İstenmesi bir tarafa düşüncesi bile büyük kulüp anlayışına yakışmayacak bir durumdur.

Gel gelelim; asıl meselemize. Fenerbahçe'de son yaşanılan yönetim-taraftar arasındaki gerginlik herkesin aşina olduğu bir konu. Futbolcu gönderilişleri, teknik direktör gönderilişleri vb gibi durumlar ile ayrışmalar yaşanmakta. Kimsenin kimseyi sevip sevmemesi bir tarafa artık kimsenin birbirine ve yaptıklarına saygısının kalmadığı bir dönem yaşanmakta. Neticesinde yaşanılan "kaos" ortamından herkes farklı şekillerde etkilenmektedir. Bir Fenerbahçe Kulübü başkanının/yöneticisinin kulüp bünyesinde bulunan hiçbir sporcu ile taraftar arasına girmemesi gerekirken; artık "tekel"leşmiş bir yönetim söz konusu olmuş durumda. "Biz bir aileyiz"den "Ben bir aileyim" konumana gelmiş bir durum yaşanmaktadır.

Geçtiğimiz dönemde futbolcusunu "oraya gitmeyeceksiniz" şeklinde yönlendirirken; şimdi voleybolculara "oraya gitmeyeceksiniz" demektedir. Bu emirlere karşılık vermeyen sporcular beklerken; buna ayak uydurup "oraya gitmiyoruz" diyenler de oldu. Bizler taraftar olarak; Lefterleri, Canları, Cihatları, Fikretleri ve nicelerini nasıl güzel anıyorsak; isterdik ki şimdiki dönem sporcularını da o şekilde analım. Fakat, bu düşünce ile taraftara sırtını dönen ve ayrım yapılması durumunda onları çok da "iyi" hatırlamayacağız.

Ben münferit olarak bunca taraftara sahip bir kulüp için bir tanecik bile olmayabilirim. Fakat, bu durum genele yayıldığı zaman işte o zaman kızılca kıyamet kopacak demektir. Kimse, Fenerbahçe taraftarına sırtını dönme lüksüne sahip değildir. Her sevincini, mutluluğunu veya üzüntüsünü taraftar ile yaşayabiliyorsan; işte o zaman bir kulüp için "unutulmazlar" arasında yerini alabilirsin.

Çok fazla uzun uzun anlatılacak bir konu olmasına rağmen; özetle yazımın "fotosunu" süsleyecek olan Dortmund'lu futbolcuların Arsenal deplasmanında aldığı mağlubiyetin ardından taraftar ile nasıl bütünleştiği bazı şeyleri daha net bir şekilde özetleyecektir.

27.11.2014
Devamı

26 Kas 2014

Sosyal Medya | Facebook ve Twitter


Bloğun yeni temasını uyguladıktan sonra; eskiden olduğu gibi yine içeriklere önem vermeye karar verdim. Çok fazla boşladık. Bunun telafisi için elimden geldiğince yazılar eklemeye çalışacağım. Bloğun temasını değiştikten sonra; sosyal medya alınana da yöneldik. Twitter adresimiz; "https://twitter.com/GeripasyokBlog" aktif durumdayken Facebook üzerinden de bir "sayfa" açma kararı aldım. Burada yazılanları daha çok insana ulaştırmaya ve okumalarını sağlamaya çalışacağım.

Bunun için; bloğun okurlarını/takipçilerini bu konuda yardıma çağırıyorum. Her zaman olduğu gibi çizgimizi bozmadan maç analizleri, güncel konular, futbolun ilginçlerini vb. konularda yazmaya/çizmeye/paylaşmaya devam edeceğiz. Şimdiden herkese teşekkürler. İyi okumalar.

Devamı

Mekanın Cennet Olsun Kaptan | Fikret Kırcan


Yaşa Fenerbahçe marşındaki "... Cihatlar, Lefterler, Canlar, Fikretler" dizesindeki "Fikretler"den biridir Kırcan. Çubuklu formayı 22 yıl giymiş efsane isim. Dile kolay 22 yıl aynı takımda forma giymek herkese nasip olmaz. Kulüp tarihine adını altın harflerle kazıyan Fikret Kırcan'a ALLAH'tan rahmet ve yakınlarına baş sağlığı dileriz.

Güle güle kaptan...
Devamı

25 Kas 2014

Uefa Yılın Takımı | 2014 (Tercihler)

2014 yılı Uefa yılın ilk 11'i için tercihlerim; kalede Bayern Munih ile harikalar yaratan ve bana göre şuan alanında en iyi olan Manuel Neuer. Defans hattında A.Madrid ile çok iyi bir sezon geçiren Diego Godin'in yanı sıra Real Madrid'in ve alanının en iyilerinden Sergio Ramos ve Bayern Munih'den David Alaba'yı tercih ettim.

Ortasahada ise seçenekler bir hayli fazla. Hangisini tercih etsen; sırıtmayacak ve haketti denilecek futbolcularla dolu. Benim tercihim; Bayern Munich'den Arjen Robben - Xabi Alonso'nun yanı sıra Manchester City'den Yaya Toure ve Dortmund'un genç yıldızı Marco Reus oldu.

Forvet hattında ise; faal futbolcular arasında tartışmasız en iyi ikili; C.Ronaldo ve L.Messi tercihi yapmamak olmazdı. Bunların yanına ise; bana göre en iyi forvet Zlatan İbrahimovic'i tercihlerimi tamamlamış oldum.

2014 yılının en iyi 11'i, 9 Ocak 2015 tarihinde belli olacak. Sizler de kendi 11'inizi yapmak isterseniz; http://en.toty.uefa.com/ adresini ziyaret edebilirsiniz.
Devamı

10. Hafta | Bursaspor - Fenerbahçe | 1-1


Lokomotif, Dynamo ve Beşiktaş deplasmanlarını tamamlayan Fenerbahçe bir zorlu deplasmanı daha geride bıraktı.

Bursaspor karşısında iyi futbol göremesek de kaybetmemek önemliydi. Rakibini iyi analiz etmiş ve fazla seçenek sunmayan bir Bursaspor takımına karşı eldeki malzeme ile alınan bir puan fena değil. Maça çıkabilecek en ideal kadrolardan biri ile Bursaspor karşısına çıktık. Fakat, her şey beklenilen aksine gerçekleşti. Şenol Güneş dersine iyi çalışmış ve Fenerbahçe orta sahasındaki oyun anlayışını fazlasıyla zora sokabilecek hamleleri futbolcularına iyi çalıştırmıştı. Özellikle; Diego üzerindeki baskı ile rakibini resmen yıprattı. Diego'nun yıprandığı zaman zaman dayak yediği bir oyun anlayışı ile ilerde Emenike'nin daha pasif bırakılması ve kanatlardan Gökhan ve Caner'in çıkışlarını engelleyebilecek tüm hamleleri futbolcularının yapmasını sağlamıştı.

Caner'in gördüğü gereksiz sarı kart sonrası oyun içerisindeki agresif futbol anlayışı ikinci sarı kartı görebilmesi için sinyaller verirken; İsmail Kartal tarafından Hasan Ali ile değişmesine neden oldu. Oyuncu değişikliği bana göre yerinde bir karardı. Fakat, Aleks Taşçıoğlu'nun 2 metre ötesindeki ve Volkan'ın auta gidecek topu taca çevirmesini göremeyecek kadar kör olması; süreci pusuda yatan çakal sürülerinin Caner - İsmail Kartal anlaşmazlığına veya takım içerisindeki kaos ortamı yaratma çabasına sürüklemeye yetti. Caner zaten maç sonrası yaptığı açıklamada "özür" dilerken bile Ligtv yorumcusu Tümer Metin hala bir şeylerin altını kazıması Fenerbahçe takımı üzerindeki baskının sadece sahadaki futbola olmadığının ispatıydı.

Genel olarak Fenerbahçe'nin Bursaspor karşısında "şu" futbolcusu ön plana çıktı demek mümkün değil. Defansif anlamda ve hücumsal yönden vasat bile olmayan bir futbol içerisinde bulunan karambol bir gol ile alınan bir puana tebessüm etmekten başka çare yok. Emenike'nin vurdum duymaz tavırları, Kuyt'ın sağ kanatta Aziz karşısında kayboluşu, Bekir'in saç baş yolduran müdahaleleri, Kadlec ve Hasan Ali'nin çizgiden çıkardıkları pozisyonlar ve sosyal medya üzerinden İsmail Kartal'a güvenen ve güvenmeyenler olarak bölünüşleri bir kenara bırakarak; takıma güven duymak ve sahip çıkmaktan başka çaremiz yok.

Çok çok iyi futbol oynanmayabilir. Dizilişler, oyun anlayışları, futbolcu tercihleri vb. nedenlerden dolayı takım üzerine kara bulutları yönlendirmek yerine; takım üzerindeki kara bulutları dağıtma görevi üstlenmek çok daha mantıklı tercih olacaktır. Ligde ilk yarının bitimine 7 hafta kaldı. Fenerbahçe'nin sadece; Balıkesirspor, Erciyesspor ve Kasımpaşa deplasmanları kaldı. Geri kalan bu 7 haftada maksimum puanların toplanacağı inancını taşımaktayım.

Fikstür bizden yana biz de Fenerbahçe'den yana olalım; sonu Şampiyonluk olsun!..

Devamı

30 Eyl 2014

4. Hafta | Akhisar Bld. - Fenerbahçe | 2-0


Uzun zamandır bloğa giriş yapmıyorduk. Tatil ve özel işler sebebiyle epey bir ara vermiştik. Aslına bakılırsa; çok fazla da yazmak için istekli olduğum söylenemez. Akhisar maçıyla birlikte bloğa giriş yapalım. Uzun uzuna bir yazı değil de daha çok sosyal medya üzerinden (twitter) attığım tivit derlemesiyle; bu maçı geride bırakalım önümüzdeki maçlara bakalım. Yoksa çok hatırlanası bir karşılaşmayı geride bırakmadık.

İstatistiksel veriler üzerinden;

- Fenerbahçe'nin Akhisar karşısındaki takım yerleşim mesafesi "60 METRE" "ALTMIŞ METRE" Bu takım nasıl pozisyona girecek ki?

- İlk devrede 57.6 metre olan bu mesafe; ikinci devrede 62.1 metreye kadar çıkmış. Takım geriye düştükçe "genişlemeye" devam ediyor.

- Bunun dışında "savunma mesafesi" evlere şenlik. ilk devrede 40.5 metre olan bu mesafe. İkinci devrede "51.7 METRE"... Toplamda 47.2 metre

- Yahu; defans mesafesi bir tarafa "defans-ortasaha" arasındaki mesafe "17 METRE" olur mu ya?  Buna rağmen; daha iyiye gidiyor açıklaması var.

- Hadi diyelim Diego'dan vazgeçemiyorsun/baskı var vs... Yanına Alper'i koyarak neyi amaçlıyorsun? Defans ve orta alan arasında köprü?

- Ne Alper'in ne de Diego'nun hücum hattı oyuncularına doğrudan verdiği istikrarlı pas bağlantısı yok. Sürekli kanatlara yığılan bir oyun.

- Sürekli "maç başı ücret" konusu dile getirilen Selçuk'u Meireles ve Emre yokluğunda kullan da şu aradaki "en azından" köprü oluşsaydı.

- Akhisar takımı öndeyken; takım yerleşim mesafesi 61.5 METRE. Savunma; 48.9 METRE... Kısaca; tarla da rakibe fırsat ver. At koştursun.

Kısacası; aminanko Dynamo... Söyleyeceklerim bu kadar!..
Devamı

3 Tem 2014

Röportaj | Sabri Ugan ile Dünya Kupası


Dünya Kupası'nda çeyrek final maçları başlamadan önce; Sabri Ugan sorularımızı yanıtlayarak bizleri onurlandırdı. Çeyrek final maçlarına kadar turnuvada geçen süreleri kısa şekilde soru - cevap şeklinde sizlere sunmak istedik. Teklifi sunduğumuz andan itibaren; bizleri kırmayan ve tatil öncesi zaman ayırıp sorularımıza cevap veren Sabri Ugan'a teşekkür ederiz. Şimdi sizleri Sabri Ugan'ın cevaplarıyla baş başa bırakalım. Keyifli okumalar...

- 2014 Dünya Kupası'nın gidişatı hakkında neler söyleyebilirsiniz? “Tam beklediğim gibi bir turnuva” diyebiliyor musunuz?

Beklentilerimin üzerinde diyebiliriz. Almanya, Hollanda, Fransa gibi Avrupalı ve Brezilya, Arjantin gibi Güney Amerikalı favoriler, birkaç maç dışında futbol tadını eksik bıraksalar da turnuva takımı olduklarını gösteriyorlar. Belçika tam da beklendiği gibi yolculuğunu sürdürüyor. Arjantin karşısındaki sonucu doğrusu büyük bir heyecanla bekliyorum. Ama beni daha çok heyecanlandıran, Kolombiya gibi, Kosta Rika gibi ülkelerin turnuvaya getlrdikleri futbol rengi...

- İspanya, İtalya, Portekiz ve İngiltere’nin turnuvaya erken veda etmesi hakkındaki düşünceleriniz nelerdir? Sizce nedenleri ne olabilir?

İspanya'nın elenmesindeki en önemli faktör Hollanda karşısında aldıkları bozgun niteliğindeki yenilgi. Evet İspanya'yı oluşturan futbolcular yorgundu, doymuştu, evet İspanya futbol anlamında değişime ihtiyaç duyuyordu. Bu doğru ama bence en önemli faktör Hollanda yenilgisinin altından kalkamamış olmaları. Portekiz bence hedef hatası yaptı. Ben olsam sakatlığını tam atlatmamış Ronaldo'yu Almanya maçında oynatıp, o maçı hedef yapmazdım. Amerika maçıyla turnuvaya başlardım. Portekiz'in bence bir başka önemli eksiği yaratıcı orta saha ve santrafor. İngiltere ve İtalya kupaya kadro yapıları gereği zaten yüksek beklentiyle gelmemişti. Sonuçta İtalya iddiasını son maça taşıdı. Godin'in kafa vuruşu olmasa yola devam ediyorlardı.
İngiltere son zamanlarda Premier Lig'in İngiliz olmayan futbolcuların egemenliğinden kurtarılması tartışılıyor. Ama bu grupta belirleyici olan kuşku yok ki, Kosta Rika'nın beklenmeyen futbol gösterisiydi.

"İçimdeki ses ise; Kosta Rika hikayesinin henüz bitmediğini söylüyor"

- Kosta Rika’nın “ölüm grubundan” çıkışı için neler söyleyebilirsiniz? Yunanistan’ı da eleyerek Hollanda ile eşleştiler. Yolun sonu diyebilir miyiz?

Kosta Rika bu turnuvaya renk katan takımların başında geliyor. Favori elbette Hollanda. İçimdeki ses ise Kosta Rika hikayesinin henüz bitmediğini söylüyor. Aslında daha önce yapılmış bir seyahat programım nedeniyle bu maçı Hollanda'da izleyeceğim. Benim için ilginç bir deneyim olacak.

- Şili’nin çeyrek finali şansız bir şekilde kaçırdığını ve çok daha iyi yerlere gelebileceğini söylemek mümkün mü? Genel olarak Şili’nin performansını nasıl değerlendirebilirsiniz?

Latin Amerikalılar bu turnuvanın baş aktörleri. Söylediğim gibi, Kolombiya, Kosta Rika ve Şili iz bıraktılar.
Şili için söyleyebileceğim şu. Allah hiç kimseye Şili gibi elenmeyi göstermesin. Düşünsenize Mauricio PINILLA'nın ayağı az biraz açı değiştirmiş olsa Şili efsane olma yolunda ilerliyor olacaktı. Futbol bu kadar acımasız olabiliyor.

"Kalbim yarı finalde Kolombiya'nın olmasını istiyor"

- Rodriguez’in dümeninin başında olduğu Kolombiya’nın “gümbür gümbür” ilerlediğini görüyoruz. Takımın performansı ve Brezilya karşısındaki şanslarını değerlendirebilir misiniz?

Futbol elbette takım oyunu. Yine de bazı futbolcular olmazsa olmaz konumundalar. Falcao'nun yokluğundaki Kolombiya'nın performansına sadece şapka çıkarıyorum. Şili'nin eksik bıraktığını Kolombiya tamamlayabilecek mi? Yapsınlar yaaaa!.. Kalbim yarı finalde Brezilya'nın değil, Kolombiya'nın olmasını istiyor.

- Sizi performansıyla şaşırtan takım veya takımlar oldu mu?

Performansıyla olumsuz anlamda şaşırtan Afrika ülkeleri oldu. Bunun dışında öngördüğümün çok dışında şaşırtıcı bir durum yok...

- Son 16 içerisindeki maçlar için genel görüşünüz nelerdir? Sizi şaşırtan sonuçlar oldu mu?

Son 16 konusunda şaşırtıcı olan, maçların genelde çok kontrollü ve grupların aksine gol anlamında kısır olmasıydı.

Almanya'nın Cezayir, Fransa'nın Nijerya, Arjantin'in İsviçre karşısında zorlanması da benim için sürpriz oldu.

"Fransa, Kosta Rika, Kolombiya ve Arjantin"

- Yarı final şansını yüksek gördüğünüz takımlar hangileri? Kosta Rika, Kolombiya ve Belçika’dan sürpriz bekliyor musunuz?

Yarı finalde olmasını istediğim takımlar;
Fransa,
Kosta Rika,
Kolombiya ve Arjantin..

Mantık olarak en yüksek ihtimal ise; Almanya, Brezilya ve Arjantin. Evet, Kosta Rika'nın Hollanda'yı geçmesi mantığıma uzak değil.. :)

- Çeyrek final eşleşmesine kadar olan bölümde Sabri Ugan’ın “En İyi İlk 11’i” ve “En Kötü İlk 11’i”’ni soracak olursak?

Onca yoğunluka bu kadar yazdım. Neuer'i, Godin'i, James Rodrigez'i, Robben'i, Messi'yi, Di Maria'yı, Valbuena'yı al, 11'i okurlar tamamlasın :)

Şampiyon adayınız; Almanya
En iyi futbolcu adayınız: Neuer/Messi
En kötü futbolcu adayınız: Balotelli
Gol kralı adayınız: Messi
Kötü performans (takım): İngiltere
Kötü performans (futbolcu): Casillas
Sürpriz performans (takım): Kosta Rika
Sürpriz performans (futbolcu): James Rodriguez
Unutamadığınız Dünya Kupası finali: Batı Almanya – Hollanda (1974)
Unutamadığınız Dünya Kupası maçı: İtalya – Batı Almanya (1982)
Önder Ayhan Pektaş
Devamı

2 Tem 2014

2014 Dünya Kupası | Son 16 Değerlendirmesi


Bir hayli keyifli geçen son 16 maçlarını geride bıraktık. 8 karşılaşmada birbirinden keyifliydi. 5 karşılaşmanın uzatmalarda galibinin belirlendiği bir son 16 aşaması oldu. Özellikle; akılda kalan maçlar olması çok önemliydi. Eşleşmeler öncesi; şu takımın çok rahat bir şekilde tur atlayabileceğini düşündüğümüz takımların olmasının aksine şans tanımadığımız takımların favorilere kök söktürdüğü bir aşamayı geride bıraktık.

Çeyrek Final Eşleşmeleri;

Brezilya - Kolombiya
Fransa - Almanya
Hollanda - Kosta Rika
Arjantin - Belçika


Brezilya'nın Şili karşısında ortaya koyduğu zevksiz futbolu hep birlikte izledik. Daha çok topa sahip olmayı seven bunu en iyi şekilde yapan takımların başında gelen Brezilya'nın bu turnuvada nedense bu futbol anlayışının yerine rakibe top oynatmaya müsaade eden yapısıyla karşılaştık. Şili karşısında bu anlayışları kupaya veda etmelerine neden olacaktı. Aslına bakarsanız benim de tam istediğim buydu. Sürekli aynı takımların belli konumlara gelebildiği turnuvalar yerine; daha yeni ekiplerin sürprizler yapmasını bekleyip duruyorum. Şili'de bu sürprizi yapabilecek takımların başında geliyordu. Brezilya karşısında son anda Pinilla ile bu fırsatı/şansı yakalamalarına rağmen; penaltılar sonucunda rakibine elenmekten kurtulamadı.

Fransa, Nijerya karşısında bir çok fırsat yakalayıp değerlendiremedi. Nijerya'nın beklenin aksine ortaya koyduğu dirençli futbol bizlerin daha keyifli bir karşılaşma izlememize yardımcı oldu. Fransa karşısında almış oldukları 2-0'lık mağlubiyete rağmen rakibinden geri kalır bir futbol oynadıklarını söylemek haksızlık olur. Rakibinden daha fazla topa sahip oldukları, pas başarı oranlarının başa baş olduğu ve defansif anlamda iyi işler yapabildikleri bir mücadeleydi. Kaybetmelerindeki en belirgin durumlar ise; rakibinden 7-8 km daha az koşmaları ve hücumsal yönden pasif futbol ortaya koymaları sonlarını hazırladı. Çeyrek finale yükselme mücadelesi verirken; rakibiniz biraz olsun size şans tanıyorsa bu şansları değerlendirmek zorundasınız. Kazanmaları için; Fransa'dan 5-6 km daha fazla koşmaları gerekirken; onlar bunu yapmak yerine kupaya veda etmeyi tercih ettiler.

Kolombiya, Uruguay karşısında bana göre son 16 içerisinde en rahat galibiyet çıkartan takımdı. Suarez'in olsaydı işleri değiştirir miydi? Hayır. Kolombiya saat gibi işleyen bir takım görüntüsü içerisinde. Grup aşamasında her maçında bunu gösterdiler. Çizgileri düz bir şekilde gitmek yerine yükselerek devam ediyor. James Rodriguez'in kaptan köşkünde harikalar yarattığı sahaya çıkan her bir futbolcunun görevini en iyi şekilde yaptığı bir takımdan bahsediyoruz. Uruguay karşısında rakiplerine hiç şans tanımadılar. Rakibi karşısında işi sıkı tutarak; sonuca giden ve sonrasında rahat bir futbol ile üst turun keyfini çıkardılar. Takım halinde iyi savunma ve atak yapan bir takım oluşturulmuş olması işlerini daha da kolaylaştırıyor. Çıkan oyuncunun yerine giren ismin bile hazır bir durumda olması bunu gösteriyor. Brezilya karşısında bana göre şansları (şimdiye kadar oynanılan futbolları göz önünde bulundurursam) %51 seviyesinde.

Almanya, Cezayir karşısında ecel terleri döktü. Şampiyonluk parolası ile gelinen Brezilya'da bana göre işler pek de istedikleri gibi gitmiyor. Baktığımız zaman, Brezilya, Almanya, İspanya ve Arjantin gibi takımların çok fazla kendilerini zorlamadan da son 16 veya çeyrek final kapısına kadar gelebildiklerini görüyoruz. Fakat, zaman ilerledikçe bu durum terse dönmeye başladı. Sahada dinlenerek; rahat grup aşamalarını geçiren bu takımlar için işler daha da zorlaşıyor. Bunu bu turnuvada çok net bir şekilde gördük. Cezayir kalecisi Rais'in maçın adamı olarak damga vurduğu mücadelede uzatmalarda kazanan Almanlar oldu. Cezayir'in maç içerisinde tur atlama şansını hep birlikte gördük. Fakat, kadro kalitesi olgusu tekrardan ortaya çıktı. İkinci yarıda Götze - Schürrle değişikliği ile her şey değişti. Schürrle'nin daha akfit futbolu Cezayir için istenmedik durumlar oluşturdu. Yinede maçı 120. dakikaya kadar taşımasını bildiler. İlk uzatmanın başında Schürrle'den o golü yemeseler belki de tur için şanslarını biraz daha arttıracaklardı.

Hollanda, Meksika karşısında fazlasıyla zorlandı. Ecel terleri döktüğü mücadeleden son 3 dakikada bulduğu iki golle çeyrek final biletini cebine koydu. Turnuvaya damga vuran kalecilerden Ochoa karşısında bir hayli zorlandılar. İki takım için de ortada geçen mücadelede dos Santos ile öne geçen Meksika takımı ikinci golü bulup rahatlaması gerekirken; hakimiyeti rakibine kaptırma hatası yaptı. Turnuvada bana göre Hollanda'nın en iyisi olan Robben'in bir üst tur için katkısını gözardı etmemek lazım. Son dakikada aldığı penaltı ile Huntelaar'a al da at pası vermiş oldu. Aslında herkes İspanya maçında ortaya koydukları mücadele ve skor ile yarı finale kadar çok rahat gelebileceklerini düşünürken; o karşılaşmayla birlikte performanslarında düşüş olduğunu gördük. Şimdi karşılarında sürpriz Kosta Rika var. Meksika maçındaki gibi hataları tekrarlamaları başlarına büyük işler açabilir.

Kosta Rika, turnuvanın "harika çocuğu" olmaya devam ediyor. Kimsenin şans tanımadığı, Uruguay, İtalya ve İngiltere'nin bulunduğu gruptan mağlubiyet almadan lider çıktılar. Kaptan, Navas'ın kalede harikalar yarattığı ve Kolombiya takımının bir tık altında ortaya koydukları takım futboluyla turnuvaya şimdiden damga vurdular. Yunanistan karşısında ellerinden gelenin en iyisini sahaya yansıtarak bir üst tura çıkmayı başardılar. 1-0 önde oldukları karşılaşmada skoru koruma içgüdüsü ile az kalsın kupa dışında kalacaklardı. Yunanistan'ın son dakikalarda kurduğu baskıya fazla dayanamayarak; 90+'da kalelerinde gol gördüler. Penaltılara kadar taşıdıkları mücadelede Navas'ın "biz yolumuza devam ediyoruz" performansıyla büyük bir başarıya imza attılar. Hollanda karşısında ne yaparlar bilemiyoruz. Fakat, turnuvaya inanılmaz renk kattılar. Yarı final yapmaları beni şaşırtmaz.

Arjantin, İsviçre karşısında çekirge gibi zıplamaya devam etti. Messi'nin liderlik yaptığı takımda ortaya konulan futbol bana çok fazla tat vermedi. İsviçre'nin dirençleri futbolları karşısında bir türlü golü bulamadılar. Turnuvada istatistiksel açıdan üst seviyeye çıktıkları bir mücadele oldu. %61 ile topla oynama ve hücum yönünden rakibine çok üstün oynadıkları karşılaşmada bir üst tur biletini almasını bildiler. Di Maria'nın attığı gol ile bana göre çekirge bir kez daha zıpladı. Peki, İsviçre için rakibini zorlayıcı futbol oynadığını söylemek mümkün mü? Pek değil. Şansları biraz yanlarında olsaydı rakibi karşısında çok daha sürpriz bir sonuç alabilirlerdi. Fakat, bunu başaramadılar. Arjantin baskısı karşısında maçı penaltılara taşıyıp şansları yarı yarıya getirme çabaları sonuç vermedi.

Belçika, Amerika karşısında pozitif futbol ortaya koydu. Fakat, Tim Howard'ı hesaba katmamışlar. Tim Howard, Belçika karşısında müthiş bir mücadele ortaya koydu. Takımı için diğer oyunculardan daha fazla çaba gösterdi. Bir üst tur için elinden gelenin en iyisini sahaya yansıtarak; arkadaşlarına fazlasıyla yardımcı oldu. Amerika'nın Belçika karşısında ilginç bir kadro tercihi vardı. Takımı çok fazla turnuva öncesi analiz etmedim. Yalnız bu karşılaşmada sonradan oyuna giren isimlerin ortaya koydukları mücadele ve futbol ile bunu düşündüm. Neden ilk 11 değil? Maçın 33. dakikasında sakatlanan Johnson'ın yerine oyuna giren Yedlin ve 73. dakikada Zusi'nin yerine giren Green resmen takımı ateşledi. Buna rağmen; Klinsmann maça bu oyuncularla başlamayarak hata yapmış olduğunu düşünmek zor değil. Ama, Belçika için turu hak etmedi demek de yanlış olur. Güzel bir jenerasyon yakalayan Belçika futbolu ile Arjantin karşısında şansı olan bir ekip. Kolombiya gibi onlarında bana göre şansları %51 seviyesinde.

Önder Ayhan Pektaş 
Devamı

25 Haz 2014

2014 Dünya Kupası | D Grubu Genel İstatistikleri


Herkesin merakla beklediği hatta çoğunluğun (ben de dahil) Kosta Rika'yı sonuncu yaptığımız ve grupta liderliğin son maç Uruguay - İtalya maçıyla belirleneceğini düşündüğümüz D grubunda inanılmaz şeyler oldu. 12 golün atıldığı çok ilginç bir grup mücadelesini geride bıraktık. Kosta Rika'nın lider -evet evet lider- çıktığı Uruguay'ın ikinci çıktığı bir grup. İngiltere ve İtalya'nın kupaya veda ettiği bir grup. Yaza yaza bitirilecek bir grup değil. Kosta Rika "namağlup" çıktı ölüm grubu diye adlandırılan bu gruptan.

Grup içerisindeki toplu sonuçlara bakacak olursak;

14 Haziran | Uruguay 1-3 Kosta Rika (Cavani 24' pen | Campbell J. 54', Duarte 57' ve Urena 84')
14 Haziran | İngiltere 1-2 İtalya (Sturridge 37' | Marchisio 35' ve Balotelli 50')
19 Haziran | Uruguay 2-1 İngiltere (L.Suarez 39', 85' | Rooney 75')
20 Haziran | İtalya 0-1 Kosta Rika (B.Ruiz 44')
24 Haziran | İtalya 0-1 Uruguay (D.Godin 81')
24 Haziran | Kosta Rika 0-0 İngiltere

Kosta Rika - İngiltere maçı dışında golsüz sonuçlanan karşılaşmanın olmadığı D grubunda Kosta Rika, İtalya ve Uruguay karşısında aldığı sürpriz galibiyetlerle 6 puan topladı. Son oynadıkları İngiltere karşılaşmasında da bir puan alarak namağlup grup aşamasını tamamladı. Uruguay ise, Kosta Rika mağlubiyetlerinin dışında bana göre İtalya ve İngiltere'ye göre bir adım önde futbol oynadı. Son oynadıkları İtalya maçında ortada geçen mücadelede Godin ile gol bularak bir üst tur şansını elde etti.

Grup içerisinde takımlar neler yaptı? 

D grubunda içerisinde lider Kosta Rika rakiplerine karşı istatistiksel açıdan çok geride kaldı. Mücadeleci güçleri ön plana çıkan ve yakaladıkları fırsatları değerlendiren Kosta Rika ölüm grubundan sıyrılmasını bildi. İtalya ve İngiltere'nin gruptan çıkan Kosta Rika ve Uruguay'a göre daha iyi dereceler elde ettiğini söylemek mümkün.

Kosta Rika; Kosta Rika takımı %42,5'lik topla oynama yüzdesi ve rakip kaleye 9.3'lük ortalama şut çekme performansıyla oynadı. %77,4'lük pas başarı yüzdesiyle; rakip ağlara 4 gol bırakırken kalesinde 1 gol gördü.

Uruguay; Uruguay takımı %45,4'lük topla oynama yüzdesi ve rakip kaleye 10.3'lük ortalama şut çekme performansıyla oynadı. %74,1'lik pas başarı yüzdesiyle; rakip ağlara 4 gol bırakırken kalesinde 4 gol gördü.

İtalya; İtalya takımı %57,7'lik topla oynama yüzdesi ve rakip kaleye 11'lik ortalama şut çekme performansıyla oynadı. %89,2'lik pas başarı yüzdesiyle; rakip ağlara 2 gol bırakırken kalesinde 3 gol gördü.

İngiltere; İngiltere takımı %54,4'lük topla oynama yüzdesi ve rakip kaleye 12,7'lik ortalama şut çekme performansıyla oynadı. %85,1'lik pas başarı yüzdesiyle; rakip ağlara 2 gol atıp kalesinde 4 gol gördü.

Takımların genel olarak performansını sizlerle paylaşmaya çalıştım. Kosta Rika diğer takımlara göre çok daha kötü bir performans ortaya koymuş gibi görünse de sahaya yansıttığı tam tersiydi. İtalya ve İngiltere takımları ise; Uruguay ve Kosta Rika'ya göre daha iyi performans göstermiş gibi görünse de başarısız sonuçlar almaktan kurtulamadı. Kosta Rika ve Uruguay rakiplerine göre sahada daha doğru ve sonuca giden futbollarıyla ön plana çıktılar.

Peki, futbolcular grup aşamasında neler yaptı?

Grup içerisinde çok fazla ön plana çıkan isim olmadı. A-B-C gruplarına göre daha ortada geçen futbolcu savaşı direkt olarak takımlara da yansıdı. Fakat, bir isim söylemek gerekirse ben liderden Joel Campbell'i seçerim. 3 karşılaşmada 1 gol ve 1 asistlik performansıyla diğer rakiplerine göre bir adım öne çıktı diyebiliriz. Çok fazla uzatmadan ön plana çıkan bir kaç futbolcuyu sizlerle paylaşayım.

Joel Campbell; 3 karşılaşmada 1 gol, 1 asist ve 1 kez de maçın adamı ödülünü kazandı. Ayrıca, %75,4'lük de başarılı pas performansıyla da Kosta Rika adına yapılması gereken her şeyi yapmış oldu.

Giancarlo Gonzalez; Kosta Rika adına defansif anlamda çok büyük işler yaptı. 2.7'lik top çalmanın yanı sıra güven veren defansif duruşunu bir karşılaşmada maçın adamı seçilerek taçlandırdı.

Diego Godin; A.Madrid ile harika bir sezon geçiren Godin, Uruguay'ın bir üst tura çıkmasını gerektirecek gole imza atarak diğer futbolculardan sıyrılıp ön plana çıktı.

Keylor Navas; Kosta Rika adına kalede güven veren Navas'ı da ön plana çıkan futbolcular arasında göstermemek olmazdı.

Luis Suarez; 2 karşılaşmada 2 gollük performans sergiledi. Oynadığı zaman ne kadar tehlikeli bir golcü olduğunu gösterdi. Fakat, attığı goller veya ortaya koyduğu iyi performans yerine son karşılaşmada Chiellini'yi ısırmasıyla konuşulacak.

Dediğim gibi D grubu için çok fazla ön plana çıkan futbolcu olmadı. Böyle sürpriz sonuçların çıktığı bir turnuva izlemek harika. Özellikle; CONCACAF ve CONMEBOL'in ne kadar baskın olduğunu söylemek mümkün. Avrupa futbolunun bana göre bir adım önünde oldukları turnuva gerçekleşiyor. Bir üst turda Kosta Rika'nın neler yapabileceğini bekleyeceğiz. Ayrıca, Luis Suarez için FİFA'nın soruşturma başlatması ve ceza alma ihtimalinin yüksek olduğunu düşünürsek; Uruguay'ın işinin bir üst turda işinin zorlaştırabileceğini söylemek mümkün.

Önder Ayhan Pektaş 
Devamı

2014 Dünya Kupası | C Grubu Genel İstatistikleri


2014 Dünya Kupası'nda bir grup aşaması daha sona ermiş oldu. C grubunda son maçlar sonunda bir üst tura çıkan takımlar belli oldu. Kolombiya'nın 3. maçlar öncesi 6 puan ile rahat bir konumda çıktığı Japonya maçında rakibine mutlak galibiyet gerekiyordu. Grubun diğer maçında ise; Fildişi Sahili ile Yunanistan karşı karşıya geldi. Her iki takımında öncelikle galibiyet alarak rahat bir şekilde üst tura çıkma planları vardı. Fakat, Japonya'nın Kolombiya karşısında kaybetmesi ve Yunanistan'ın Fildişi Sahili karşısında 90'+ bulduğu penaltı golüyle Kolombiya ve Yunanistan bir üst tura çıkma başarısı gösteren ekipler oldu. Toplamda 17 golün atıldığı grup mücadelesinde son maçlar bir hayli heyecanlı geçti demek mümkün.

Grup içerisindeki toplu sonuçlara bakacak olursak;

14 Haziran | Kolombiya 3-0 Yunanistan (Pablo Armero 5', Teofilo Gutierrez 58', James Rodriguez 90')
15 Haziran | Fildişi Sahili 2-1 Japonya (Wilfried Bony 64', Gervinho 66' ve Honda 16')
19 Haziran | Kolombiya 2-1 Fildişi Sahili (James Rodriguez 64', Juan Quintero 70' ve Gervinho 73')
19 Haziran | Japonya 0-0 Yunanistan 
24 Haziran | Japonya 1-4 Kolombiya (Shinji Okazaki 45'+ ve Juan Guillermo 17' pen, Jackson Martinez 55' ve 82', James Rodriguez 89')
24 Haziran | Yunanistan 2-1 Fildişi Sahili (Andreas Samaris 42', Georgios Samaras 90'+ pen ve Wilfried Bony 74')

Japonya - Yunanistan maçı dışında golsüz sonuçlanan bir karşılaşma olmadı. Özellikle, son iki karşılaşma grup içerisindeki dengelerin değişmesine neden oldu. Kolombiya takımının çok fazla zorlanmadan 9 puan toplayarak üst tura çıktığı bir grup aşaması oldu. Yunanistan'ın son karşılaşmasında 90+'da kazandığı penaltıyla bir üst tura çıktığı grup aşamasında Fildişi Sahilleri için Dünya Kupası hüsranla sonuçlanmış oldu. Japonya ise, iyi bir kadroya sahip olmasına ve yetenekli oyunculardan kurulu olmasına rağmen bir türlü bekleneni veremediler. Yunanistan karşısında rakibi uzun süre 10 kişi oynamasına rağmen galibiyet alamamaları elenmelerinin alt yapısını oluşturmuş oldu.

Grup içerisinde takımlar neler yaptı? 

Kolombiya rakiplerine göre istatistiksel açıdan biraz daha geride kaldı. Özellikle; Kolombiya ve Yunanistan'ın bir üst tura çıkmalarına rağmen topla oynama yüzdeleri elenen iki takımın bir hayli gerisinde kaldı. Ayrıca, rakip karşısında şut ortalamaları da rakiplerinin gerisinde. İlk ikinin istatistiklerinin elenen rakipler karşısında geride olduğu ilginç bir grup aşaması oldu. Bu istatistikleri sizlerle paylaşayım.

Kolombiya; Kolombiya takımı maç başı %44,1'lik topla oynama yüzdesiyle grup aşamasını tamamladı. 12,3'lük maç başı şut ortalaması ve %79,4'lük de pas başarı yüzdesiyle grup maçlarında mücadele etti. 3 karşılaşmada 9 gol atıp kalesinde 2 gol gördü. İstatistiksel açıdan pek parlak görüntü sergilemeseler de ortaya koydukları akıllı futbolla gruptan çıkmayı sonuna kadar hak ettiler. Özellikle; J.Rodriguez ve J.Martinez ikilisi grup aşamasında harikalar yaratarak takıma büyük katkı sağladılar.

Yunanistan; Yunanistan takımı maç başı %41,1'lik topla oynama yüzdesiyle grup aşamasını tamamladı. 11'lik maç başı şut ortalaması ve %78,4'lük de pas başarı yüzdesiyle grup maçlarında mücadele etti. 3 karşılaşmada 2 gol atıp kalesinde 4 gol gördü. Son oynadığı maça kadar rakip kalede gol bulamayan Yunanlılar, Fildişi karşısında 2 gol atıp üst tura çıkmasını başardı. Avupa Şampiyonu oldukları dönem dahil ortaya koydukları futbolla her zaman antipati duymuşumdur. Ters ve inatçı takım olduklarını bu turnuvada da gösterdiler.

Japonya; Japonya takımı maç başı %58,9'luk topla oynama yüzdesiyle grup aşamasını tamamladı. 16,3'lük maç başı şut ortalaması ve %84'lük de pas başarı yüzdesiyle grup maçlarında mücadele etti. 3 karşılaşmada 2 gol atıp kalesinde 6 gol gördü. İlk iki maç iyi performanslar gösteren ve yazımızın giriş bölümünde söylediğim gibi Yunanistan maçını kazanamamaları elenmelerinin en büyük nedeni oldu. Kolombiya maçında ise; bir türlü beklentileri karşılayamayarak aldıkları farklı mağlubiyetle turnuvaya veda ettiler.

Fildişi Sahili; Fildişi Sahili takımı maç başı %55,8'lik topla oynama yüzdesiyle grup aşamasını tamamladı. 15,7'lik maç başı şut ortalaması ve %88,6'lık da pas başarı yüzdesiyle grup maçlarında mücadele etti. 3 karşılaşmada 4 gol atıp kalesinde 5 gol gördü. Japonya karşısında aldıkları galibiyetle taraftarlarını heyecanlandıran ve sonrasında hüsrana uğratan bir grup aşamasını geçirdiler. Son oynadıkları Yunanistan maçında kendi elleriyle rakibine bir üst tur biletini vererek turnuvaya veda ettiler.

Takımların genel olarak grup aşamasında gösterdikleri performanslar bu şekilde. Kolombiya'nın rahat bir şekilde bir üst tura çıkmış olduğunu söylemek mümkün. Çok fazla istatistiksel açıdan ön plana çıkmayan futbollarıyla tercihleri doğru yaparak 9 puan topladılar. Japonya için; Yunanistan maçı çok önemliydi. Bunu değerlendiremeyerek; grubun en iyi futbolunu sergileyen Kolombiya karşısında vasatı aşamadılar. Fildişi ise; son karşılaşmada bir üst tur biletini kendi elleriyle rakibi Yunanistan'a verdi. Yunanistan ise, inatçı ve şaşırtıcı bir takım olmayı bu grup aşamasında da gösterdi. 90'+ 'da gelen penaltı golüyle bir üst tur biletini rakibinden çaldı.

Peki, futbolcular grup aşamasında neler yaptı?

C grubu için en başarılı performansı; 3 karşılaşmada (1'i sonradan oyuna girdi) 3 gol ve 2 asistlik performans gösteren James Rodriguez gösterdi demek mümkün. Bu performansın dışında 2 gol ve 1 asistle oynayan Gervinho ve Kolombiya takımında 1 gol ve 3 asistlik performans sergileyen Juan Guillermo'yu da söylemek mümkün. Bu futbolcularla birlikte diğer ön plana çıkan isimleri sizlerle paylaşayım.

J. Rodriguez; 3 gol, 2 asist ve 2 kez maçın adamı ödülünü kazandı. %79,8'lik başarılı pas yüzdesiyle grup aşamasını tamamladı. Grup aşamasında diğer futbolcular arasında ön plana çıkmayı hak etti.

J.Guillermo; 1 gol, 3 asist ve 1 kez maçın adamı ödülünü kazandı. %85'lik başarılı pas yüzdesiyle grup aşamasını tamamladı. J.Rodriguez gibi takımın başarısında önemli rol oynadı.

Gervinho; Takımı için, 2 gol ve 1 asistlik performans sergiledi. %83,3'lük başarılı pas yüzdesiyle grup aşamasını tamamladı. Takımın bir üst tura çıkması için elinden geleni yapmasına rağmen; takımının elenmesine engel olamadı.

Serge Aurier; Takımı için, 2 asistlik performansın yanı sıra 1 kez de maçın adamı seçildi. %85,4'lük başarılı pas yüzdesiyle grup aşamasını tamamladı. Fildişi adına elinden geleni sahaya yansıtan isimlerden biriydi. Fakat, takımın bir üst tura çıkması için yeterli olamadı.

Jackson Martinez; Takımı adına 2 gollük performans sergiledi. %80'lik başarılı pas yüzdesiyle grup aşamasını tamamladı. Takımın bir üst tura çıkması adına görev aldığı sürece başarılı futbol sergiledi.

Genel hatlarıyla ön plana çıkan isimleri sizlerle paylaşmaya çalıştım. Grup aşamasının son maçlarında Samaris ve Samaras ikilsini de yazmak isterdim. Fakat, son karşılaşma ile değerlendirmeye katıp içeriğin daha da derinleşmesini istemedim. Benim gözümde ön plana çıkan isimler yukarıda yazdıklarım. Yunanistan yerine Fildişi'ni izlemeyi de tercih ederdim. Bakalım, Kolombiya ve Yunanistan bir üst turda nasıl bir performans sergileyecek merak ediyorum. Özellikle; Yunanistan takımını.

Önder Ayhan Pektaş 
Devamı

24 Haz 2014

2014 Dünya Kupası | B Grubu Genel İstatistikleri


B grubu maçlarının sonunda 3 karşılaşmada 3 galibiyet alan Hollanda grubu namağlup tamamlayarak bir üst tura çıkma hakkı kazandı. Hollanda ile birlikte bir üst tura adını yazdıran diğer takım 6 puan toplayan Şili takımı oldu. Son şampiyon İspanya'nın sadece 1 galibiyetle 3 puan topladığı grupta toplamda 22 gol atıldı. Herkesin hem fikir olduğu Tiki-taka 'nın işe yaramadığı bu grup mücadelesinde zevkli birbirinden güzel karşılaşmalar izledik.

Grup içerisindeki toplu sonuçlara bakacak olursak;

13 Haziran | İspanya 1-5 Hollanda (Alonso 27' pen | Robben 53' ve 80', v.Persie 44' ve 72', de Vrij 65') 
13 Haziran | Şili 3-1 Avustralya (Alexis 12', Valdivia 14', Beasejour 90'+ | Cahill 35')
18 Haziran | Avustralya 2-3 Hollanda (Cahill 21', Jedinak 54' pen | v.Persie 58', Robben 20', Memphis 68') 
18 Haziran | İspanya 0-2 Şili (Ch. Aranguiz 43', Vargas 20') 
23 Haziran | Avustralya 0-3 İspanya (D.Villa 36', Torres 69', Mata 82') 
23 Haziran | Hollanda 2-0 Şili (Fer 77', Memphis 90'+)

Grupta golsüz geçen tek bir karşılaşma olmadı. Birbirinden keyifli maçlar izledik. Hollanda'nın İspanya'yı bozguna uğratması ve Şili'nin İspanya karşısında kazanması grubun kaderini değiştiren etkenler oldu. Özellikle, Avustralya - Hollanda maçı da diğer karşılaşmar gibi çok keyifli geçti. Grup içerisinde sıkıcı geçen tek karşılaşma Avustralya - İspanya mücadelesi oldu. Aslına bakarsanız, İspanya'nın oynadığı futbolun sıkıcılığını diğer takımlar kapatmasını bildi. Robben, Memphis, v.Persie, Alexis, Cahill ve Vargas gibi isimler grup içerisinde ön plana çıkan isimler oldu.

Grup içerisinde takımlar neler yaptı? 

Grubun genelinde İspanya'nın %61,4'lük topla oynama yüzdesi hiçbir şeye yaramadı. Pasla oynama yüzdesinde de rakiplerinden önde olmaları da işe yaramayan bir diğer faktör oldu. Hollanda'nın 3'de 3 yaptığı grupta topla oynama yüzdesi ise; çok şaşırtıcı. 10 gol atmış ve grubu lider tamamlamış bir takımın diğer takımların gerisinde kalması çok ilginç.

Hollanda; Hollanda takımı maç başı %39,4'lük topla oynama yüzdesiyle grup aşamasını tamamladı. 13,7'lik maç başı şut ortalaması ve %77'lik de pas başarı yüzdesiyle grup maçlarında mücadele etti. 3 karşılaşmada 10 gol atıp kalesinde 3 gol gördü. Topla oynama yüzdesine baktığımız zaman bir çok karşılaşmada rakiplerinden geride oynayan Portakallar fakat inanılmaz bir hücum reaksiyonu göstererek; grubunu lider tamamlasını bildi. Özellike; Robben ve v.Persie ikilisinin yanında Memphis sürprizi takımı ileriye götürmeye yetti.

Şili; Şili takımı maç başı %56,6'lık topla oynama yüzdesiyle grup aşamasını tamamladı. 8,7'lik maç başı şut ortalaması ve %81,6'lık da pas başarı yüzdesiyle grup maçlarında mücadele etti. 3 karşılaşmada 5 gol atıp kalesinde 3 gol gördü. Kendileri için kader maçı olan, İspanya maçında ortaya koydukları harika mücadele ile rakibinin bir adım önüne geçmesini başaran Şili takımı için macera devam etmekte.

İspanya; İspanya takımı maç başı %61,4'lük topla oynama yüzdesiyle grup aşamasını tamamladı. 12'lik maç başı şut ortalaması ve %85'lık da pas başarı yüzdesiyle grup maçlarında mücadele etti. 3 karşılaşmada 4 gol atıp kalesinde 7 gol gördü. Hollanda maçında ortaya koydukları vasat futbol ve Şili karşısında rakibini iyi analiz edememeleri takımın turnuvaya erken veda etmesine yetti. Son oynadıkları Avustralya maçında turnuvaya veda galibiyetle veda ettiler.

Avustralya; Avustralya takımı maç başı %42,6'lık topla oynama yüzdesiyle grup aşamasını tamamladı. 9'luk maç başı şut ortalaması ve %79.4'lük de pas başarı yüzdesiyle grup maçlarında mücadele etti. 3 karşılaşmada 3 gol atıp kalesinde 9 gol gördü. Hollanda maçında ortaya koydukları harika performansı maalesef taçlandıramadılar. Önde götürdükleri karşılaşmada buldukları gollerin hemen arkasından yedikleri goller gruba veda etmelerini sağladı. Bana göre; İspanya takımından daha fazla renk kattılar.

Takımların genel olarak grup aşamasında gösterdiği performanslar bu şekilde. Hollanda ve Şili takımları istatiksel açıdan İspanya'nın gerisinde kalmalarına rağmen; takım oyunu ve mücadele gücü yüksek performanslarıyla bir üst turu hak ettiler. Özellikle, Hollanda takımının topla oynamak yerine hücum kuvvetini ön plana çıkartan futbolu kendileri adına işe yaramış görüntü çizdi. Avustralya maçında ölüp-ölüp dirilmelerinin sonucunu galibiyetle tamamladılar. Şili'nin İspanya karşısındaki harika futbolu ise; Hollanda ile bir üst tura çıkma adına yeterli oldu.

Peki, futbolcular grup aşamasında neler yaptı?

B grubu için en başarılı performansı; 3 gol ve 1 asistle Arjen Robben gösterdi demek mümkün. İnanılmaz 3 maç geçirdi. B.Munih ile ortaya koyduğu başarılı performansı Dünya Kupası'na da taşıdı. Grup içerisinde başarılı performans gösteren futbolcuların istatistiklerini verecek olursak;

A. Robben; 3 karşılaşmada 3 gol, 1 asist ve 3 kez maçın adamı seçildi. %76,8'lik başarılı pas yüzdesiyle grup aşamalarını tamamladı. 3.3'lük maç başı şut ortalamasının yanı sıra 3 karşılaşmada da 90 dakika sahada kaldı.

R.v. Persie; 2 karşılaşmada 3 gollük performans sergileyen v.Persie %56.8'lik başarılı pas yüzdesiyle grup aşamalarını tamamladı. 2 sarı kart ile son oynanılan Şili maçında forma giyemeyen v.Persie için; Robben ile takımını sırtladı demek mümkün.

Alexis Sanchez; Şili takımı için harikalar yarattı. 1 gol ve 1 asistlik performansının yanı sıra takımı için ortaya koyduğu mücade gözardı edilemez. %71,4'lük başarılı pas yüzdesinin yanında 1 karşılaşmada da maçın adamı seçilerek ödüllendirildi.

Gary Medel; Sanchez ile Şili takımın en iyilerindendi. Takımı için müthiş bir performans ortaya koydu. 3 karşılaşmada %93.2'lik pas yüzdesiyle grubun en iyi pas yüzdesine sahip ismi oldu. 1.3'lük top çalma yüzdesiyle de Şili adına 3 karşılaşmada yapılması gereken her şeyi yaptı.

Daley Blind; Robben ve v.Persie ile takımın en başarılı ismi oldu. 3 karşılaşmada 3 asist ve %88,7'lik başarılı pas yüzdesiyle harika bir grup aşaması geçirdi. Ayrıca, maç başı 5.3 top çalma yüzdesiyle de grubun en başarılı ismi olmayı başardı.

Memphis Depay; 2 karşılaşmada oyuna sonradan girmesine rağmen attığı 2 golle ve 1 asistle yıldızlaştı. %76,9'luk başarılı pas yüzdesiyle grup aşamasını verimli geçirdi. 0.5'lik top çalma yüzdesiyle de başarılı performansına katkı sağladı.

Tim Cahill; Avustralya adına takımın en iyisiydi. 2 karşılaşmada 2 gollük performans sergiledi. Gördüğü 2 sarı kart son karşılaşmada forma giymemesine neden oldu. Jedinak ile birlikte takımı için iyi bir turnuva geçirdiği söylemek mümkün.

Genel hatlarıyla ön plana çıkan isimlerin istatistiklerini sizlerle paylaşmaya çalıştım. İspanya takımına olan "nefretim" onlardan isim paylaşmamam için etkili oldu. Takım halinde bana göre kötü performans sergilediler. Hollanda takımından Vrij, Leroy Fer, Janmaat ve Vlaar ayrıca Şili takımından kaleci Claudio Bravo, Charles Araguiz, Mauricio Isla, Eduardo Vargas gibi isimlerin de grup içerisinde öne çıkan isimler olduğunu söylemek de mümkün. Bu futbolcuların da istatistiksel açıdan ortaya koydukları harika veriler mevcut. Fakat, ben daha fazla ön plana çıkan isimleri bir önceki grup incelemesinde söylediğim gibi sizlerle paylaşmaya devam edeceğim.

Önder Ayhan Pektaş 
Devamı

2014 Dünya Kupası | A Grubu Genel İstatistikleri


Dünya Kupası'nda ilk olarak A grubu tamamlandı. Brezilya ve Meksika'nın 7'şer puan toplayarak rakiplerini saf dışı bıraktığı A grubunu inceleyecek olursak; 18 golün atıldığı bol gollü bir grup aşaması olduğunu söylemek mümkün. Ev sahibinin bulunduğu grup aşamasında böyle bir sonucun ortaya çıkması turnuvayı takip edenleri tatmin etmiş gibi gözüküyor.

Grup içerisindeki toplu sonuçlara bakacak olursak;

12 Haziran | Brezilya 3-1 Hırvatistan (Neymar 29' ve 71' Pen , Oscar 90'+ | Marcelo 11' OG)
13 Haziran | Meksika 1-0 Kamerun (Peralta 61')
17 Haziran | Brezilya 0-0 Meksika 
18 Haziran | Kamerun 0-4 Hırvatistan (Olic 11', Perisic 48', Mandzukic 61', 73')
23 Haziran | Hırvatistan 1-3 Meksika (Perisic 87' | Marquez 72', Guardado 75', Hernandez 82') 
23 Haziran | Kamerun 1-4 Brezilya (Matip 26' | Neymar 17' ve 35', Fred 49', Fernandinho 84') 

Grupta golsüz biten tek karşılaşma Brezilya - Meksika karşılaşması oldu. Meksika kalecisi Ochoa'nın müthiş performansıyla yıldızlaştığı karşılaşma turnuvada hafızalara kazınan bir mücadele örneğiyle tamamlanmış oldu. O'nun dışında bol gollü maçların izlendiği bir grup aşaması oldu. Ochoa, Nemyar, Fred, Mandzukic ve Perisic gibi isimlerin bana göre ön plana çıktığı grup maçları oldu. Fred'in ortaya koyduğu vasat futbolla ön plana çıktığı diğer isimlerin başarılı performanslarıyla ön plana çıktığını söylemek mümkün. Meksika takımından sadece Ochoa'nın Brezilya maçında ortaya koyduğu mücadeleyi baz almamda ki neden analizin çok içerikli yapmayacağımdan kaynaklı. Yoksa, Meksika takımı bana göre grubun en iyi mücadele gösteren ve lider çıkmasını istediğim takım oldu.

Grup içerisinde takımlar neler yapmış? 

Topla oynama yüzdelerinde Brezilya takımı rakiplerine göre daha yüksek yüzdeyle oynadı. Maç başına şut ortalaması ve pas yüzdesinde de rakiplerinin önünde olmayı başardı. Bu konuyu biraz daha açalım isterseniz. Takım takım ve en sonunda genel istatistikleri sizlerle paylaşayım.

Brezilya; Brezilya takımı maç başı %56,2'lik topla oynama yüzdesiyle grup aşamasını tamamladı. 15,7'lik maç başı şut ortalaması ve %84,3'lük de pas başarı yüzdesiyle grup maçlarında mücadele etti. 3 karşılaşmada 7 gol atıp kalesinde 2 gol gördü. Kalelerinde gördükleri ilk gol Marcelo'nun kendi kalesine attığı turnuvanın açılış maçındaki ilk goldü. O'nun dışında son oynadıkları Kamerun maçında Matip'ten yedikleri gol rakipten yedikleri ilk gol oldu.

Meksika; Meksika takımı maç başı %51,2'lik topla oynama yüzdesiyle grup aşamasını tamamladı. 11'lik maç başı şut ortalaması ve %81'lik de pas başarı yüzdesiyle grup maçlarında mücadele etti. 3 karşılaşmada 4 gol atıp kalesinde 1 gol gördü. Kalelerinde gördükleri ilk gol turnuvanın son maçında Hırvatistan'ı 3-1 mağlup ettikleri karşılaşmada Perisic'in ayağından gelmişti. O'nun dışında 11 şut ortalaması da grup içerisinde en düşük oran. Rakiplerine göre kaleye daha az şut çekmişler.

Hırvatistan; Hırvatistan takımı maç başı %50,6'lık topla oynama yüzdesiyle grup aşamasını tamamladı. 13'lük maç başı şut ortalaması ve %81,7'lik de pas başarı yüzdesiyle grup maçlarında mücadele etti. 3 karşılaşmada 6 gol atıp kalesinde 6 gol gördü. Mandzukic ve Perisic'in 2'şer golle katkı sağladığı Hırvatistan takımı için defansif anlamda felaket geçen bir turnuva yaşandı demek mümkün.

Kamerun; Kamerun takımı maç başı %42'lik topla oynama yüzdesiyle grup aşamasını tamamladı. 14'lük maç başı şut ortalaması ve %80,8'lik de pas başarı yüzdesiyle grup maçlarında mücadele etti. 3 karşılaşmada 1 gol atıp kalesinde 9 gol gördü. Puansız tamamladıkları turnuvada çok kötü mücadele gösterdiler. Meksika maçı dışında puan yada puanlar alabileceği başka bir mücadele yoktu. O karşılaşmada da kötünün iyisini gösterdiler. Sonuç olarak; turnuvanın  en kötü performansını gösteren takımlar arasındaki yerlerini almış oldular.

Takımların genel olarak grup aşamasında gösterdiği performanslar bu şekilde. Brezilya ve Meksika'nın istatiksel olarak da rakiplerine karşı başarılı performansları grup içerisindeki dengelerin ne şekilde olacağının kanıtı oldu. Hırvatistan takımı defansif anlamda ortaya koyduğu kötü performansla ikinciliği rakibi Meksika'ya kaptırmış oldu.

Peki, futbolcular grup aşamasında neler yaptı?

A grubu için en başarılı performansı; 1 gol ve 2 asistlik performansıyla Brezilya'dan Oscar gösterdi diyebilirim. 1 karşılaşmada da maçın adamı ödülünü kazanan Oscar için; A grubunun en başarılısı demek mümkün. O zaman bir kaç başarılı performans gösteren futbolcu için istatiksel değerleri sizlerle paylaşayım.

Oscar; 1 gol ve 2 asistlik performans ortaya koydu. Maç başı 5,3'lük top çalma performansı, %79,4'lük de başarılı pas yüzdesiyle grup maçlarını tamamladı.

Neymar; 11 şut ve sonunda 4 gollük bir performans ortaya koydu. Maç başı %82,4'lük de başarılı pas yüzdesiyle grup maçlarını tamamladı. 1 karşılaşmada da maçın adamı seçilme başarısı gösterdi.

R. Marquez; Meksika takımı için katkısı büyük kaptanın. 1 gol ve 1 asistlik performansını 2 karşılaşmada maçın adamı seçilerek taçlandırmış oldu. %78,6'lık başarılı pas yüzdesiyle mücadele eden Rafael 2 top çalmalık ortalamayla grup aşamasındaki maçlarını tamamladı.

Mandzukic; 2 karşılaşmada 2 gollük performans sergileyen Mandzukic, &67,6'lık başarılı pas yüzdesiyle Hırvatistan adına katkı vermesini bildi.

İvan Perisic; Hırvatistan'ın turnuvadaki en iyi ismiydi. 3 karşılaşmada 2 gol ve 1 asistlik performans sergiledi. %74,6'lık başarılı pas yüzdesinin yanında 1 top çalma ortalamasıyla oynadı. 6 gol atan takımı için; 3 gollük katkı sağlaması bana göre takımın en iyisi olmasına yetti.

Peralta; Meksika takımı için 1 gol ve 1 asistlik performans ortaya koydu. Maç başı; %75'lik başarılı pas yüzdesi ile grup aşamasını tamamladı. Kamerun maçında attığı tek gol ile takımın bir üst tura çıkmasında önemli katkı sağladı.

Daha önce de söylediğim gibi çok fazla derinlemesine girmeyeceğim bir grup analizi yapmak istedim. Genel hatlarıyla; grup aşamasındaki en yüksek yüzdelere sahip ve ön plana çıkan isimleri sizlerle paylaşmak istedim. Turnuvada bir üst tura çıkmış Meksika adına sadece Marquez'in olması grup aşamasındaki futbolcular arasında en yüksek puan alan isim olduğu için oldu. Yoksa; Ochoa, Herrera, Aguilar ve Guardado gibi isimleri de es geçmemek lazımdı.

Önder Ayhan Pektaş 
Devamı

17 Haz 2014

2014 Dünya Kupası H Grubu Maç Özetleri

Belçika - Cezayir Maç Özeti


Rusya - Güney Kore Maç Özeti


Devamı

2014 Dünya Kupası G Grubu Maç Özetleri


Almanya - Portekiz Maç Özeti




Gana - ABD Maç Özeti





Devamı

2014 Dünya Kupası F Grubu Maç Özetleri

Arjantin - Bosna Hersek Maç Özeti 



Nijerya - İran Maç Özeti



Devamı

2014 Dünya Kupası E Grubu Maç Özetleri

İsviçre - Ekvador Maç Özeti

Fransa - Honduras Maç Özeti


Devamı

2014 Dünya Kupası D Grubu Maç Özetleri

Uruguay - Kosta Rika Maç Özeti



İtalya - İngiltere Maç Özeti

Uruguay - İngiltere Maç Özeti 



İtalya - Kosta Rika Maç Özeti 

Devamı

2014 Dünya Kupası C Grubu Maç Özetleri

Kolombiya - Yunanistan Maç Özeti



Fildişi Sahili - Japonya Maç Özeti




Japonya - Yunanistan Maç Özeti



Kolombiya - Fildişi Sahili Maç Özeti


Devamı

2014 Dünya Kupası B Grubu Maç Özetleri

İspanya - Hollanda Maç Özeti



 Şili - Avustralya Maç Özeti





Avustralya - Hollanda Maç Özeti 


 

İspanya - Şili Maç Özeti





Devamı

2014 Dünya Kupası A Grubu Maç Özetleri

Brezilya - Hırvatistan Maç Özeti



Meksika - Kamerun Maç Özeti 



Brezilya - Meksika Maç Özeti



Kamerun - Hırvatistan Maç Özeti 
Devamı

6 Haz 2014

Dünya Kupası G Grubu Değerlendirmesi


Almanya


"Dünya Kupası tarihinin Brezilya'dan sonra en iyi takımı Almanya, 2014'de Gana, Portekiz ve ABD ile aynı grupta mücadele edecek. Son olarak Afrika'daki turnuvada üçüncü olarak evlerine dönen Panzerler, bu turnuvada ilk olarak finali hedefliyor. Son zamanlardaki kupaya olan açlık üst seviyelere ulaşmış durumda. 2002'de finalde Brezilya'ya kaybetmelerinin ardından kupaya olan istekleri daha da arttı. 2004 Avrupa Şampiyonası ile birlikte kabuk değiştirmeye başlayan Panzerler, bunun meyvesini yavaş yavaş almaya başladı. Kulüp bazında ortaya koydukları başarılı sonuçlar ile gözler önüne serdiler. Artık tek hedefleri Milli takım bazında uluslararası bir başarı. 2010 Dünya Kupası'nda İspanya'ya boyun eğdikleri karşılaşmada biraz daha direniş gösterebilselerdi belki turnuvada uzun süredir istedikleri başarıyı elde edebilirlerdi. Bu başarıyı ve şansı bu turnuvada ellerinden geldiğince zorlamaya niyetliler. Löw ile yakaladıkları istikrarı başarıya dönüştürmek için; her yolu deneyeceklerdir".  (...)

Portekiz

"En son 2010 Dünya Kupası'nda mücadele eden Portekiz Milli Takımı için; artık başarılı sonuçlar en büyük hedef olarak gözüküyor. Potansiyellerini bir türlü turnuvalarda gösteremeyen ve istedikleri sonuçları alamamaları sürekli stresli ve gergin turnuvalar geçirmelerini doğuruyor. Son olarak Afrika'da Brezilya, Kuzey Kore ve Fildişi Sahilleri ile aynı grupta mücadele etmişlerdi. İlk maçlarında Fildişi ile 0-0'lık beraberlik sonucu yine akıllara yine mi hüsran yaşanılacak sorusu gelmeye başlamıştı. Fakat, bir sonraki karşılaşmada Kuzey Kore'ye karşı gol olup yağdılar. 7-0'lık skorla son zamanların en dikkat çekisi sonuçlarından birine imza atan Portekiz için; gruptan çıkmayı garantilemiş Brezilya karşısında beraberlik yetiyordu. Gol yemeden tamamladıkları grup aşamasından sonra 2. turda rakipleri turnuvanın favorilerinden İspanya oldu. İspanya karşısında ortaya koydukları mücadele sahadan tur atlayarak ayrılabilecekleri skora yetmedi. 1-0'lık sonuçla turnuvaya 2. turda veda etmiş oldular". (...)

ABD 

"G grubunda Almanya, Portekiz ve Gana ile mücadele edecek olan USA takımı, CONCACAF 3. tur elemelerinde Antigua, Guatemala ve Jamiaca ile aynı grupta mücadele etti ve grubu 6 karşılaşmada topladığı 13 puanla lider tamamladı. Bir sonraki turda diğer gruplardan bir üst tura çıkmayı başaran takımlarla mücadele eden Amerika takımı, Jameika, Honduras, Kosta Rika, Panama ve Meksika ile oynadıkları karşılaşmalarda 22 puan toplayarak lider bir şekilde kupaya katılma hakkı kazanmış oldu". (...)

Gana

"Brezilya'da G grubunda Almanya - Portekiz ve ABD ile mücadele edecek olan Gana Milli Takımı, ilk olarak 2006 Almanya'da finallere katılma başarısı gösterdi. 2006'da İtalya, Çek Cumhuriyeti ve ABD ile mücade etmişti. İtalya'ya mağlup olduktan sonra Çek Cumhuriyeti ve ABD'yi mağlup ederek topladıkları 6 puan ile 2. tura çıkma başarısı elde etmişlerdi. Brezilya ile 2. turda mücadele eden Gana mağlubiyetten kurtulamayarak; finallere veda etmişlerdi.  2010 yılında 2006'daki başarıyı tekrarlayan Gana Milli Takımı, yine finallere adını yazdırmayı başardı.  2010 finalleri onlar adına tarihleri boyunca unutulmayacak anlara sahne olacaktı. Grup aşamasında Almanya, Sırbistan ve Avustralya ile karşı karşıya geldiler. İlk maçında Sırbistan karşısında Gyan'ın penaltı golüyle 3 puan alan Gana takımı bir sonraki karşılaşmada Avustralya ile yine Gyan'ın attığı karşılaşmada berabere kalarak 4 puan toplamıştı.  Bu karşılaşma sonrasında Almanya'nın Sırbistan'a sürpriz mağlubiyeti sonrasında liderliğe yükseldiler. Almanya ile oynayacakları karşılaşmada liderlik maçına çıkıyorlardı. İyi mücadele ve rakibe karşı direnen Gana takımı Özil'in golüne engel olamayarak, Avustralya ve Sırbistan maçının sonucuna kalmıştı.  Sırbistan'ın kazanamadığı sonuçlarda Gana bir üst tura çıkacaktı ki istedikleri oldu". (...)

Yazıların devamı için; @uur11 'in bloğunu ziyaret edebilirsiniz. Blog için; tıklayın.

Devamı

26 May 2014

Dünya Kupası Maçları Tv Ekranı


12 Haziran Perşembe: 
23:00 Brezilya - Hırvatistan / Trt 1 
13 Haziran Cuma: 
19.00: Meksika - Kamerun / Trt 1 
22:00 İspanya - Hollanda / Trt 1 
01:00 Şili - Avustralya  / Trt 1 
14 Haziran Cumartesi
19:00 Kolombiya - Yunanistan / Trt 1 
22:00 Uruguay - Kostarika / Trt 1 
01:00 İngiltere - İtalya  / Trt 1
04:00 Fildişi Sahili - Japonya / Trt 1 
15 Haziran Pazar
19:00 İsviçre - Ekvador / Trt 1 
22:00 Fransa - Hondras / Trt 1 
01:00 Arjantin - Bosna Hersek / Trt 1 
16 Haziran Pazartesi
19:00 Almanya - Portekiz / Trt 1 
22:00 İran - Nijerya / Trt 1 
01:00 Gana - ABD / Trt 1
17 Haziran Salı
19:00 Belçika - Cezayir / Trt 1
22:00 Brezilya - Meksika / Trt 1
01:00 Rusya - Güney Kore / Trt 1
18 Haziran Çarşamba
19:00 Avustrulya - Hollanda / Trt 1
22:00 İspanya - Şili / Trt 1
01:00 Kamerun - Hırvatistan / Trt 1
19 Haziran Perşembe
19:00. Kolombiya - Fildişi Sahili / Trt 1
22:00 Uruguay - İngiltere / Trt 1
01:00 Japonya - Yunanistan / Trt 1
20 Haziran Cuma
19:00 İtalya - Kostarika / Trt 1
22:00 İsviçre - Fransa / Trt 1
01:00 Honduras - Ekvador / Trt 1
21 Haziran Cumartesi
19:00 Arjantin - İran / Trt 1
22:00 Almanya - Gana / Trt 1
01:00 Nijerya - Bosna Hersek / Trt 1
22 Haziran Pazar
19:00 Belçika - Rusya / Trt 1
22:00 Güney Kore - Cezayir / Trt 1
01:00 ABD - Portekiz / Trt 1
23 Haziran Pazartesi
19:00 Hollanda - Şili / Trt Spor ve Trt HD 
19:00 Avusturalya - İspanya / Trt 1
23:00 Kamerun - Brezilya / Trt 1
23:00 Yunanistan - Meksika / Trt Spor ve Trt HD
24 Haziran Salı
19:00 İtalya - Uruguay / Trt 1
19:00 Kostarika - İngiltere / Trt Spor ve Trt HD
23:00 Japonya - Kolombiya / Trt 1
23:00 Yunanistan - Fildişi Sahili / Trt Spor ve Trt HD
25 Haziran Çarşamba
19:00 Nijerya - Arjantin / Trt 1
19:00 Bosna Hersek - İran / Trt Spor ve Trt HD
23:00 Ekvator - Fransa / Trt 1
23:00 Honduras - İsviçre / Trt Spor ve Trt HD
26 Haziran Perşembe
19:00 ABD - Almanya / Trt 1
19:00 Portekiz - Gana / Trt Spor ve Trt HD
23:00 Cezayir - Rusya / Trt 1
23:00 Güney Kore-Belçika / Trt Spor ve Trt HD
Devamı
© Geri Pas Yok! All rights reserved | Theme Designed by Seo Blogger Templates