30 Tem 2013

Yönetimin Transfer Politikası


Yazıp yazıp sildiğim cümlelerle başlamak istediğim yazıyı bitirmiş olmam gerekirdi. Fakat, kalp kırılmasın orta yol bulalım isteğim sürekli yazdıklarımı silmem gerektiğini hissettirdi. Süreç, süreç, süreç ... uzayıp giden ve kendini tekrarlayan dönemler. Bunun ile ilgisi yok. 40-45 veya +/- gündür ne fark eder bir futbolcunun peşinde koşup; sonuca varamamak konusu açıklanabilir bir durum değil. Geçen sene Cardozo'ya yönelen Fenerbahçe yönetimi bu sefer "bak bu sefer bizi istiyor indirim kovalayalım" havasında eğlene dursun; seni bir adım öne itecek bir futbolcudan daha olmaya çok yakın.

Cardozo, bu takımı bir adım öne itebilir mi? Mevcut kadro düzenin içinde bulunan futbolculara şöyle göz ucuyla bakarsan; neler yapabileceğini net bir şekilde görebilirsin. Bunu görmüyorlar mı? Görmek mi istemiyorlar? Bilemiyorum. Sonuç olarak; Cardozo'ya "sen kenarda bekle" aşamasına kadar gelip Emenike'ye yönelmek tam bir transfer fiyaskosudur. Sürekli yöneticiler sosyal medya üzerinden bir şeyler söyleyip duruyor. İcraat var mı? Yok. Arada ufak pürüzler kaldı deniliyordu... Sonuç? Koca bir sıfır. Cardozo transferi tam gerçekleşme aşamasına gelirken; neden Emenike'ye yöneldiler?

Salzburg maçlarını mı bekliyorsunuz? Her zaman yaptığınız gibi. Bir şeyler kaybedildiği zaman mı kafanıza dank edecek? Elinde o kadar fazla ıskarta yabancı futbolcu sayısı varken; al-sat modelini neden uygulamıyorlar? Nedeni çok basit. 1 alacak isme 3 verirsen ve bu durumu ona alıştırırsan göndermek için vereceğin tazminatın altından da kalkamazsın. Bu duruma ben/biz getirmedik. Sağolsun yöneticiler bu duruma bağıra bağıra geldiler. Örnek verecek olursak; hangimiz Baroni'nin yerinde olsak gitmek ister ki?

Sürekli, "ben" diyen "benim dediklerim olacak" şeklinde yönetim şekli ile gelinen nokta ortada. Pozitif katkıları göz ardı etmek ihanet olsa da negatif durumları da dile getirmek gerek. Belki de Cardozo yerine daha fazla paralar verilip Emenike'yi alacaklar. Benim açımdan o veya bu değil konu. Konu... Yapılan kontrolsüz ve anlamsız transfer politikası. Eğer, bir futbolcunun peşinden 1 ay boyunca gidip imza aşamasında alternatif isme yöneliyorsan; bu transfer hatasıdır. Bunu çok güzel şekilde yapıyorlar.

Bakalım önümüzdeki günler neler gösterecek. Yönetim bakalım nelere imza atabilecek. Her zaman hayırlısını dilediğim Fenerbahçe için yine hayırlısını diliyorum.
Devamı

27 Tem 2013

Fenerbahçe Tarihinde Bugün | 27 Temmuz 1991


1988-1991 yıllarında Fenerbahçe forması giyen efsaneler arasında yerini alan Harald Schumacher için; 27 Temmuz 1991 yılında İzmir'de bir jübile maçı düzenlemişti. Fenerbahçe kariyeri sonrası Bayern Munich'e ve oradan sadece bir maç oynayacağı B.Dortmund transfer olan Harald Schumacher, Fenerbahçe formasıyla Bayern Munich'e karşı 3-2 kazanılan karşılaşmayla aktif futbol hayatına son veriyordu. Omuzlarda taşınmak ve taraftarın gönlünde taht kuran "Toni" Schumacher'i ve o'nun gibi Fenerbahçe'ye emeği geçen futbolculara bunun gibi "vedalar" edeceğimiz günler olmalı diye düşünüyorum.
Devamı

18 Tem 2013

"Paralı Açılış Olmaz. Paranız Yoksa Para Verelim"


Fenerbahçe, yeni sezon öncesi Kadıköy'de PSV'yi konuk ederek açılış yapacak. 24 Temmuz'da karşılaşacağımız PSV maçı için bilet fiyatları açıklanmış. 33 TL ve 225 TL arasında değişen fiyatlarla 20 Temmuz'dan itibaren biletler satışa çıkacak. Bilet fiyatları konusunda bir türlü taraftar ile yıldızı barışmayan Fenerbahçe Yönetimi, yine aynı hatalar içerisinde yoluna devam etmekte ısrarcı gözüküyor. Maddi kaybı sürekli, taraftar üzerinden giderme konusunda atılan adımlara bir yenisini daha imza atıyorlar.

Olmalı mı? Yerinde ve kıvamında olursa; evet. Soygunculuk seviyesine getirilmesi can sıkıcı durum. Sürekli "Halkın Takımı" yalanına sığınmalarına da artık bir dur demek lazım. AŞ olmuş bir futbol takımından da bu kadar şey beklemek bizler adına üzüntü verici bir durum. 3-5 liraya mal edilen ürünlerin 50-60 lira seviyelerinden başlayarak satış halinde olması da bu durumun bir başka boyutu. Ne kadar daha sürer? Uzun bir süre... Aslında hep böyle devam etmeyecek. Artarak devam edecektir. Oluşan maddi kaybı " Büyük Fenerbahçe Taraftarı" üzerinden daha rahat bir şekilde atlatmaları mümkün değil.

Fenerium ürünleri, taraftar kart, kombine kart, dergi, Fenercell, bilet fiyatları vb... Bir çok seçenek ile maddi kaybı en aza indirme istekleri normal karşıladığım bir durum. Fakat, dediğim gibi bunu "soygunculuk" durumuna getirmelerini normal karşılamamaktayım. Bir hazırlık maçı bilet fiyatı 33 TL'den satılmamalı. Bu durumu; vergiler, katkı payları vs... gider olarak gösterilip "bize kalan şu kadar" şeklinde gösterebilirler. Bunun çözümünü de daha önce bir çok kişi gibi bende dile getirmiştim. Durum bu şekildeyken; biletlerini kendi bastırabilecek duruma gelmişken daha fazla ne kadar kazançlara ortak çıkartacaklar merak ediyorum.

1994'de Çanakkale ile oynanılan açılış maçındaki gibi bir protesto beklemiyorum. Fakat, bu duruma da bir dur demek gerekiyor. Bu sezon çoğu iç saha maçı büyük bir ihtimal 44 TL'den başlayan fiyatlarla başlayacaktır. Yeri gelecek bu fiyatları; 88-100 TL arasında fiyatlarla başlatacaklar. Ve bunun cevabını "kombine alın" diye dile de getirebilirler. Peki, herkes kombine alabiliyor mu? almalı mı? Neyse... Bana göre, çoğunluğun bu fiyat konusunda endişeleri ve serzenişi bulunuyor. Çözüm bulacaklar mı? bulmak isteyecekler mi? Bunu zamanla göreceğiz.

Not: Başlık, 1994-95 sezonu Çanakkale Dardanelspor ile yapılan sezon açılış maçıdan
Devamı

17 Tem 2013

STSL 2013-2014 Sezonu / Fenerbahçe Fikstürü Üzerine

2011 yılı dahil yaşanılan süreçler malum. Üzerine; Avrupa'da olamayacağımızı da hesaba katarsak, ilk yarı fikstürü istediğimiz düzeyde denilebilir. Futbolun varsayımlardan ibaret olmadığını bilsek de az çok herkes kendi puansal hesabını yapmaya başlamıştır. Ersun Yanal'da bu hesabı şimdi çıkartmıştır. Alınacak maksimum 51 puanın kaçını toplayabiliriz? Nasıl yaparız? Nerelerde puan dağıtma lüksü olabilir? Nerede kayıplar yaşanır? Vs...

Ligin ilk yarısında 9 maç evinde 8 maç deplasmanda oynayacak olan takımımız için Ts - Gs - Bjk maçları da evinde oynayacak olması avantaj olarak görülebilir. Bu görülen avantajı lehine çevirmek önemlidir. Baktığımız zaman; Beşiktaş, Galatasaray, Trabzonspor, Antep, Sivas, Eskişehir ve Kayserispor gibi zorlu rakiplere karşı iç saha avantajını kullanılmalıdır. Bu 7 takımda bu lig için üst seviye takım statüsü içerisinde yer almaktadır. Ekstradan içerde Elazığspor ve Akhisar ile karşılaşılacak. Deplasmanda sıkıntı yaşatabilecek rakiplere bakacak olursak; Kasımpaşa, Gençlerbirliği ve Bursaspor şeklinde sıralayabilirim.

Lige iyi bir şekilde hazırlanmış ve süper kupayı moralli bir şekilde tamamlayan Fenerbahçe için ilk yarı fikstürü çok verimli bir şekilde geçebilir. Süper Kupa kazanımını katmamdaki amaç; ekstra moral kazanımı sayesinde ekstradan bir deplasmandan 3 puan ile dönmek olabilir. Bu durum; Konya maçıyla başlar ve form grafiğine doğrudan etki edebilir. Finali kaybetmek ve ilk maçı kaybetmek ne ifade eder? İlk maçı değil fakat finali kaybetmek benim için bir ölçüm teşkil edebilir. Ki kazanılmasından başka bir düşünce barındırmaz. Konya maçı dönüşü iki iç saha maçının üst üste gelmesi avantaj mıdır? Bir bakıma... Eskişehirspor ve Sivasspor gibi iki iyi rakibi üst üste karşılamak da futbolcu - hoca etkisini biraz daha sezonun genelinin nasıl geçebileceğine ipuçları barındırabilir.
Fenerbahçe Derbi Haftaları; 
7. Hafta: FENERBAHÇE- Trabzonspor
11. Hafta: FENERBAHÇE - Galatasaray
13. Hafta: FENERBAHÇE - Beşiktaş 
Avrupa Kupaları'nda olmayış, bizim için iki kulvara yönelik planlar içerisine girmemizi ve buna göre hamleler yapmamızı öngörmekte. Benim için; hiçbir önemi olmayan ve başkanın da "statü değişmezse; A2 takımıyla çıkarız" resti çektiği Türkiye Kupası için de çok fazla üstenilmemesini düşünmekteyim. Odaklanılması gereken asıl konu; 34 maçlık bir lig maratonu olmalıdır. Kupa mücadelesine yedek kadro ile çıkmak bizi en az çeyrek final kapısına kadar rahatlıkla taşıyabilir. Bu yüzden; Ersun Yanal'ın sezon başlangıç performansıyla direkt bağlantılı futbolcu performansını göz önüne almamız gereken bir sezon geçireceğiz.

Her zaman dediğim gibi; bir mağlubiyet/hüsran ile dağılmak bize yakışmaz. Ya hep birlikte tepeye çıkacağız veya hep birlikte dibe vuracağız. Yeni sezon öncesi umutlu fakat bir okadar da inişli-çıkışlı grafikleri göğüs gerebileceğimiz bir sezon olacağını düşünmekteyim. İyisiyle-kötüsüyle yeni sezon öncesi FENERBAHÇEMİZE başarılar diler ve tünelin ucunun kupaya uzandığı bir dönem olmasını temenni ederim.

Devamı

14 Tem 2013

Uyan Be Çocuk. Uyan...


Daha kaç kardeşimizi sizin kanlı ellerinize teslim edeceğiz...
Daha kaç güzel insanı faşitsçe katledeceksiniz?
Daha kaç anne-babanın içi kan ağlayacak...
Daha kaç kere üç maymunu oynayacaksınız...
Daha kaç insanın seslerini bastırmaya çalışacaksanız...

****

Kaç defa daha öleceğiz...
Kaç defa sırtımızdan vuracaksınız...
Kaç defa dışlanacağız...
Kaç defa ötekileştireceksiniz...
Kaç defa güzel insanları ölümsüzleştireceğiz...

****

Ne zaman duracaksınız...
Ne zaman vazgeçeceksiniz...
Ne zaman dinleyeceksiniz...
Ne zaman hak vereceksiniz...
Ne zaman anlayacaksınız...

****

Devamı

5 Tem 2013

Borussia Dortmund Yeni Sezon Formaları / 2013-2014


Takımların 2013-2014 sezonunda giyecekleri yeni formalar tanıtılmaya başlandı. Tanıtım - pazarlama konusu da forma tasarımı kadar önemli bir noktaya gelmiş durumda. Yeni sezon öncesi forma tanıtımı konusunda Borussia Dortmund takımı rakiplerinden bir adım öne geçmeyi başardı. Yeni sezonda giyecekleri formayı bugün tanıtan Dortmund ekibi harika bir olaya da imza atmış.
80,645 renkli çiçek kullanılarak Westfalenpark'a Borussia Dortmund'un yeni sezonda giyeceği formayı yapılmış. Bir parka neler yapılabileceğini çok güzel göstermişler. Formanın daha büyüğünü tasarlayıp sergilemektense; doğaya bu şekilde yardımcı olmak harika bir örnek oluşturuyor.

Devamı

4 Tem 2013

Güzel Adamlar #5 | Ronaldo "Fenomeno"


"Güzel Adamlar"
serimize epey bir ara vermiştik. Kaldığımız yerden devam edelim istedim. Bu geri dönüşü nasıl bir isimle yapmalıyım? diye düşünürken; Ronaldo aklıma geldi. Benim futbolumda ve çoğu kişinin futbolunda Ronaldo denildiği zaman akla Fenomeno'dan başka kimse gelmemekte. Benim doğum yılım itibariyle futbola tutkun olan kişilerin çoğunun izlediği en iyi forvet Ronaldo olsa gerek. Yazarken bile heyecan yaratan bir isim. İzlerken; büyük bir heyecan hissederdim. Yalnız hangi döneme kadar? Dünya Kupası'nda bize karşı "burunla" attığı gole kadar. Süper yetenek birinin o şekilde gol atmasını rahmetli peder beyle maçı izlerken şaşkınlık yaşamıştık. Bu o'nun "Fenomeno" olma gerçeğini değiştirdi mi? Hayır.

1976'da doğan Ronaldo için futboldan daha çok iyi bir meslek sahibi olma hedefi koyan ailesi; çocuklarının futboldan uzak tutmak için ellerinden gelen çabayı gösteriyordu. Bu çaba Ronaldo'nun futbol aşkını durdurmaya yetmiyordu. 14 yaşına geldiğinde zamanın Brezilya efsanelerinden Jairzinho'nun keşfetmesiyle hayatının değişimi başlıyordu. Jairzinho, Ronaldo'yu oynadığı yerel takımdan Brezilya Genç Takımı'na önermesi sonrası Ronaldo yeteneği yavaş yavaş ortaya çıkmaya ve ilerlemeye başlıyordu. Brezilya Genç Takımı sonrası 34 kez formasını giyip 34 gol atacağı Cruzeiro macerası başlıyordu.

Çoğu Brezilya'lı futbolcu için (genç) Brezilya'dan dışarı çıkmak hele de Avrupa'ya gitmek çok fazla düşünülesi bir durumdur. Ülke bağlılıkları ve futbol sevgileri  bu duruma kararsız kalmalarına çok büyük etken olmaktadır. Fakat, Ronaldo için bu kararı vermek 18 yaşındayken ayağına kadar geliyordu. Cruzeiro'da gösterdiği muhteşem performansla zaten dikkatleri üzerine toplayan Ronaldo 1994 senesinde Amerika'da düzenlenen Dünya Kupası kadrosuna katılma başarısı göstermişti. 17 yaşında Brezilya Milli Takımı ile Dünya Kupası heyecanı yaşayacak olan Ronaldo'ya o zamanın "ağa babaları" Bebeto - Romario - Dunga - Ronaldao gibi isimler Ronaldo'ya "Ronaldinho" ismini vermişlerdi. Ronaldao bu ismin verilmesinde önemli rol oynuyordu. İsim karışlığının yanı sıra yaşça küçük oluşu bu ismi almasında büyük rol oynuyordu.

Bu ismi alması bir tarafa 17 yaşında Brezilya Milli Takımı ile birlikte Dünya Kupası kazanma başarısı gösteriyordu. Turnuvada hiç dakika alamamasına rağmen o havayı soluması ve kadroda yer alması Hollanda temsilcisi PSV'nin iştahını kabartmaya yetiyordu. Turnuva sonrasında PSV'nin yolunu tutan bu genç yetenek için endişeler artmaya başlamıştı. Fakat, Dünya Kupası şampiyonu apoletiyle Avrupa'nın yolunu tutmasında en büyük etken ideolu Romario'dan başkası değildi. O'nun izinden gitmeyi tercih etmekten başka düşüncesi yoktu. 1994-1996 olmak üzere iki sezon geçirdiği PSV'de harikalar yaratmaya devam ediyordu. İlk sezonda 30 gol atan Ronaldo için ikinci PSV sezonu sakatlıklardan dolayı hayal kırıklığıyla geçiyordu. Fakat, buna rağmen 13 maça çıkıp 12 golle sezonu kapatıyordu.

Bu sakatlık sonrası tekrardan sahalara dönen Ronaldo için Romario örneği devam ediyordu. Yolu bu sefer PSV'nin kapısını çalan Barcelona'ya düşüyordu. Romario'dan boşalan forvet mevkiisi için Barcelona'nın Ronaldo tercihi tam isabet olarak düşünülüyordu. Barcelona'nın yanı sıra İnter'in de futbolcuyu istemesi; Ronaldo'yu çok fazla cezbetmemekteydi. O, idolü Romario gibi kariyerine Barcelona'da devam etme kararı almıştı. Barcelona ile harikalar yaratan Ronaldo futbol dünyasını büyülemeye devam ediyordu. Tam olarak kendisine hayran bıraktığı döneme denk geliyordu. 1996-1997 'de Barcelona takımıyla 49 maçta 47 gol atarak kendisine olan hayranlığı arttırmaktaydı. Takımla birlikte Kupa Galipleri Kupası'nı kazanırken; Avrupa Gol Kralı ünvanını da kişisel ödüllerine ekliyordu.

1996 ve 1997 senelerinde FIFA Dünya'da Yılın Futbolcusu ödülünü üst üste alıyordu. PSV - Barcelona ile kazandığı 1996 senesi sonrası 1997'de Barcelona - İnter takımlarının katkısıyla kazanmıştı. İnter başarılı ismi; rekor bir ücret ödeyerek kadrosuna katıyordu. Romario'nun yavaş yavaş ülke futboluna geri dönüşü sonrası Ronaldo'nun kariyerinin başında böyle büyük takımlara transfer olması kendisine olan ilgiyi iyice arttırmış durumdaydı. İnter takımında 5 senede 49 gol atmasına rağmen, malum yaşadığı diz sakatlıkları tez konularına malzeme olacak türde artmaya başlıyordu.

İnter takımında oynadığı dönemde Fransa 98'de hayal kırıklığı yaşatan Ronaldo için büyük spekülasyonlar ortaya atılmaya başlanmıştı. Yaşadığı diz sakatlığının tedavi olması gerekirken; sponsor tarafından zorla oynatıldığı veya oynatılmaya çalışıldığı söyleniyordu. Fransa 98 dönüşü çok parlak olmasa da o artık bir Fenomeno olmuştu. Büyük takımların iştahını hala kabartabiliyordu. Malum diz sakatlığı yaşaması İnter takımına olası katkısını zorlamaktaydı. Fransa 98'de attığı 4 gol bile o haliyle oynamasına en büyük dezavantajlardan olmasına rağmen; İnter takımı 4 sene boyunca Ronaldo'nun düzelebileceğini düşündü ve bekledi. 2 büyük ameliyat olan ve 20 ay gibi bir süre sahalardan uzak kalan Ronaldo için en büyük fırsat 3. kez sahne alacağı Dünya Kupası turnuvası kalmıştı. Kendisini gösterecek ve tekrardan piyasasını arttırma fırsatı yakalayacaktı.

Ve... Ronaldo 2002 yılında Kore ve Japonya'nın ortaklaşa düzenlediği Dünya Kupası için tedavisi hızlandırılmış ve yetiştirilmişti. Milli Takımımızın da 2 kez karşılaştığı Brezilya Milli Takımını Rivaldo ile birlikte sırtlayan Ronaldo gol krallığını 8 golle kazanırken; takımı da Dünya Kupasını müzesine götürüyordu. Almanya'ya finalde oynadığı futbolu hatırlayanlar; Ronaldo'nun tekrardan büyük ücretlerle transfer olabileceğine inanıyordu. Ronaldo bu başarı sonrası Real Madrid'in ilgisini çekiyordu. İnter takımı yaşanılan sakatlık sonrası alamadığı verimi bonservis ücretiyle alıyordu. 48 milyon euro gibi bir ücrete 2002'de Real Madrid'in yolunu tutuyordu.

Ronaldo, Real Madrid'e giderken hem Dünya Kupası şampiyonu hem de Dünya'nın En İyi Futbolcusu ünvanlarını elde ediyordu. Ronaldo, Real Madrid formasıyla Barcelona'da yaşayamadığı başarıyı istiyordu. Şampiyonluk en büyük hedefiydi. İlk senesinde bu başarıyı elde eden Ronaldo için artık toparlanma dönemi başlıyordu. Real Madrid ile harikalr yaratan ve görselliği bizlere izlettiren Ronaldo; 177 resmi karşılaşmada 104 gol atarak bitmediğini ispatlamış oldu. Real Madrid'de oynadığı son dönemde yine bir sakatlık dönemi yaşayan ve fazla forma giyemeyen Ronaldo için bu performans Milan başkanı Galliani'nin dikkatini çekiyordu.

Ronaldo'nun isminin artık kıtalara ulaşması ve Real Madrid'in Ronaldo sayesinde ulaştığı finansal pazarlamadan Milan'da biraz olsun faydalanmak istiyordu. 2006 yılında Ronaldo için Milan tamamen bir maceradan öteye gitmemişti. 2006 yılında son olarak Dünya Kupası macerası yaşayn Ronaldo'lu Brezilya çeyrek finalde turnuvaya veda ediyordu. O'da yavaş yavaş futbolunu bitirme noktasına geliyordu. Milan takımında 2 sene boyunca 20 karşılaşmaya çıkması çok erken kendisine veda edeceğimiz anlamına geliyordu. İki sene sonunda Ronaldo için ülkesine dönüş kaçınılmazdı.

Corinthians ile anlaşan Ronaldo'ya Avrupa Futbolu 2009 yılında veda ediyordu.  Corinthians ile 3 sene daha futbol hayatına devam eden Fenomeno futbol hayatının sonlarına doğru iyice kendisini bırakmış ve göbekli efsaneler arasına adını yazdırmıştı. Müthiş kariyerine göz yaşlarıyla veda ettikten sonra bizler de kendisini izlettirme fırsatı sunduğu için teşekkür ediyorduk. Kariyeri boyunca; 580 maç ve 405 golle gerçekleşen bu veda alınmış sayısız kişisel ve takım bazında ödüller.
Devamı

3 Tem 2013

2013/2014 Sezonu Öncesi


Yeni bir sezon yeni heyecan... Heyecanı zaten 2011'den beri her yaz yaşamaya alıştık. Dejavu yaşamaya devam. Hep aynı olaylar ve oyunlar devam ediyor... Edecek gibi de gözükmekte. Neyse...

Bruno, Holmen, Alper ve Kadlec transferi ile takviyeler yapıldı. Kendileri ile tek tek başlık açmak istemedim. Göreceğiz. İyi transfer mi? kötü transfer mi? vasat vs vs... Sezon ilerledikçe kadroda gördükçe kararını veririz. Daha çok saha içi ile ilgili yazılara devam edeceğiz. Dışarda neler olup bitiyor "güzel insanlar" yorumlayacak bizler de fikir edineceğiz. Bizler daha çok saha içinde "haddimizi aşmayarak" yorum yapmaya çalışacağız.

E hayırlı ve uğurlu geçmesini ümit ederek; başarılar dileyelim. Zamanı geldiğinde bir şeyler karalamaya devam ederiz. Ersun Yanal yönetiminde bakalım nasıl negatif ve pozitif etkilerle karşılaşacağız hep birlikte bekleyip görelim.
Devamı

2013/2014 Sezonu Premier Lig Futbol Topu

Nike firmasının şimdiye kadar ürettiği "en iyi teknoliye" sahip futbol topuymuş. Önümüzdeki sezon Premier Lig'de oynanılacak karşılaşmalarda kullanılacak. Bakalım; ne kadar teknoljikmiş?
Devamı

Bubble Futbol



Çok keyifli olmuş... Yaratıcılık da sınır yok elbette. Fenerbahçe takımında futbolcuları sıkmamak için; eğlenceli idman programı hazırlayan Ersun Yanal hocamıza önerimiz olsun. Bir başka değişik; futbol oynama tarzı "Bisiklet Futbolu" var... Daha önce burda bloğa girişik yapmıştık. O'nu da deneyebilirler. 
Devamı
© Geri Pas Yok! All rights reserved | Theme Designed by Seo Blogger Templates