27 Tem 2011

Ursula ve Steve Bruce



Tıpkısı'nın aynısı! 
Devamı

26 Tem 2011

1990 Dünya Kupası Finali / Tribünde Türk Bayrağı

1990'da İtalya'da düzenlenen Dünya Kupası'nda final karşılaşmasını izlerken, ilginç bir kare ile karşılaştım. Batı Almanya ve Arjantin arasında ki ölüm kalım mücadelesi şeklinde geçen karşılaşmada maçın son dakikalarında Gustavo Dezotti'nin gördüğü kart pozisyonda hakemin kartı gösterdiği esnada arkada Türk bayrağı dalgalanmakta. Güzel ve hoş bir kare...
Devamı

25 Tem 2011

Ken Masters / ‘Streetfighter’


Joe Hart kalesine gelen tehlikeleri bu şekilde savuşturuyormuş! Sıcak başına vurmuş herhalde!
Devamı

23 Tem 2011

Yeni Larissa Riquelme / Patty Orue


Larissa Riquelme'den sonra Paraguay'ın bir başka tribün gözdesi Patty Orue... Copa America'da ki karşılaşmalarda boy göstermeye başlamış. Larissa'dan sonra ülkenin yeni gözdesi olmayı da başarmış. Paraguay'ın Copa America'yı kazanması durumunda neler olacak merak konusu!

Fotolar: whoateallthepies
Devamı

19 Tem 2011

Geri Pas Yok! Divan Kurulu Basın Açıklaması

"Şampiyon olan takım ise Spor-Toto Süper Lig’in ilk yarısında 33, ikinci yarısında 49 puan toplayarak, sezonu toplam 82 puan ve averajla birinci sırada tamamlamıştır.
53 sezonluk birinci lig tarihinde hiçbir takımın, özellikle ligin ikinci yarısında 17 maçta 16 galibiyet aldığı görülmüş bir olay değildir.
Tartışılması gereken asıl konu budur!"
Trabzonspor'un yaptığı açıklamaya bir kaç kelam da biz yazalım. Şimdi yukarda ki açıklamayı biraz açalım. Ne demiş efendiler (!): " ligin ikinci yarısında 17 maçta 16 galibiyet aldığı görülmüş bir olay değildir." Görülmediği doğrudur. Ama, burada büyük bir anlam çatışması var. İkinci yarıda Fenerbahçe Kadıköy'de sahasında Trabzonspor'u da mağlup etmiştir. Hatta o karşılaşmada ki alınan galibiyet "averajla" şampiyonluğu etkilemiştir. Şimdi iyi hoş bunları söylüyorsun, tartışılması gereken asıl konu bu diyorsun ve ardından o konunun içinde kendinin de olduğunun farkına varamıyorsun!!!

Gelelim, matematiksel hesaplarınıza... Trabzonspor'un şampiyon olduğu senelere bakalım. Hani 17'de 16'ya "yok artık bu imkansız, araştırın" diyorlar... Biz de Trabzonspor'un şampiyonluklarına bir göz atalım. Buna bakarken de fazla zorlanmıyoruz!
- İlk şampiyonluklarını 16 takımlı 1975-76 sezonunda 43 puanla Fenerbahçe'nin 3 puan önünde şampiyon olarak tamamlıyorlar. Puan sistemi o sezonda galibiyet 2, beraberlik 1 şeklinde. Eğer 3 puanlı sistem olsa, toplamda 60 puan toplayacaklar. (17g, 9b) Eğer takım sayısını da katarsak ve o takımların hepsinden galibiyet alsa maksimum 66 puan toplamış olacak. * 
- Bir sonra ki şampiyonlukları 76-77 sezonu ve orada da 16 takımlı sistem 18g, 7b alınmış. Bunun üzerine topladıkları puan 43. Hesapları şuan ki sisteme göre yaparsak; 67 puan toplamış olacaklar.* 
- 78-79 senesinde 16 takımlı sistem ve 13g 16b alarak toplamda 42 puan toplamışlar. Şuan ki sisteme göre hesaplarsak toplamda plaka kodları 61 puana ulaşıyorlar.*

- 79-80 sezonu yine 16 takımlı sistem ve aldıkları 12g/15b puan olarak 39'la şampiyon olduklarını gösteriyor. Üzerine şuan ki sistemi ekleyerek hesaplarsak; 57 puana ulaşıyorlar.*
 
- 80-81 sezonu yine 16 takımlı sistem ve 16g/7b ile ligi zirvede 39 puanla tamamlamışlardır. Şuan ki sisteme uygun şekilde hesaplama yaparsak, 61 puan toplamış oluyorlar.*

- 83-84 sezonu ise son şampiyon oldukları sene. 17 takımlı fakat 2 puanlı sistemde oynanılan sezonu 18 galibiyet ve 14 beraberlikle topladıkları 50 puanla zirvede tamamlamışlar. 3 puanlık sisteme uyarlarsak, 68 puana ulaşıyorlar.
Fenerbahçe'nin ligin ikinci yarısında ki 17 karşılaşmada hiç kaybetmeden (tek beraberlik; Bursaspor maçı) 16 galibiyet almasına içerleyen Trabzonspor Divan Kurulu, öncelikle dönüp bir geçmişlerine baksınlar. Bizim topladığımız 82 puana "takılan" yönetim, öncelikle kazandıkları şampiyonluklara bir göz atsın. Şampiyon oldukları sezonlara baktığımızda sistem 16 takımlı ve 2 puanlı sistem. Yaşadıkları şampiyonluk sezonlarının hepsini şuan ki Süper Lig sistemine uyarladığımızda bile en fazla puanla şampiyonluğunu 68 puanla "83-84" sezonunda yaşamış oluyor.

Aslına bakarsanız bunları neden araştırdım onu da bilmiyorum. Her iki takımın da basın açıklamaları peşi-sıra gelince yazayım dedim. Bu bilgilere ulaşırken de "wikipedia" büyük yardımcı oldu. Hayır ben bile orada ki bilgilere ulaşabiliyorken, 88-89 senesinde 90 küsür puanla şampiyon olan bir takımdan, nasıl olur da bu kadar galibiyet alır ve bu kadar puan toplar diye söylem de bulunmak, bol keseden atmaktan başka bir şey değildir. Amaç sadece, o şampiyonluk kupasının bir sapından tutmaya çalışmaktan başka bir şey değildir. Hayır, dileyen olursa, müzemizde çok var onlardan. Gelsinler hepsini teker teker "tutsunlar." Onun için bu kadar gülünç duruma düşmeye hiç gerek yok. Son olarak da arkadaşlar...

Biz de bir basına açıklama yapalım. "53 sezonluk lig tarihinde şampiyon olduğu senelere baktığımızda 70 puan bile (şuan ki sisteme göre) toplayamayan takım nasıl olur da bu sezon 82 puan toplar olacak iş değil. Tartışılması gereken asıl konu budur!"

(*) Sezonların genelinde (83-84 hariç) 16 takımlı ve 2 puanlı sistem uygulaması vardır. 83-84 sezonu 17 takımlı ve 2 puanlı sistemle oynanmıştır. Son verilen puan ise, şuan ki 17 takımlı ve 3 puanlı sisteme göre hazırlanmıştır. Ve eklenen tüm eksik maçlar galibiyet hanesine ve 3 puanlı sistem olarak hesaplanmıştır. 
Devamı

19.07 Dünya Fenerbahçeliler Günü Kutlu Olsun

Zor günler geçiriyor olabiliriz, hepimiz de stres olabilir, fakat bugün en güzel günlerden biri... Bugün sarı-lacivert'in günü... Herkes yaşananları bir kenara bırakıp, bu güzel günü kutlasın. Giyin formanızı çıkın dışarı... Asın en güzel sarı-lacivert bayrağınızı evinizin camına... Ve doyasıya ve başı dik bir şekilde kutlayın Fenerbahçeliler gününüzü... 
Devamı

15 Tem 2011

Fenerbahçe Yeni Sezon Formaları

2011/2012 Fenerbahçe Formaları

2011 / 2012 Tek Yıldız Forma

2011 / 2012 Altın Zırh Forma

2011 / 2012 Efsane Çubuklu Forma

2011 / 2012 Kaleci Forması

2011 / 2012 Sarı Kanarya Forma
Devamı

13 Tem 2011

Premier Lig Ekipleri Hazırlık Maçları

Premier Lig ekipleri uzun bir mesafe kaydederek hazırlık kamp süreçlerine başlamışlar. Ve oynayacakları hazırlık maçları ve kat edecekleri yollar da belli olmuş. En fazla mesafe kat edecek takım 19,061 mil ile Chelsea takımı. En az mesafe kat edecek takım ise, ligin yeni ekibi Swansea (19mil). Turkiye'de hazırlık maçı yapacak olan Liverpool ise, en fazla mil kat edecek ikinci takım (18,938mil).
Devamı

Fenerbahçe Hazırlık Maçları TV Ekranı

14.07.2011 / Fenerbahçe - Twente / EURO FUTBOL 21:00

16.07.2011 / Fenerbahçe - Standart Liege / EURO FUTBOL 21:00

21.07.2011 / Fenerbahçe - Shaktar Donetsk / EURO FUTBOL 20:00
Devamı

11 Tem 2011

Topuk Yaylası Ziyareti ve Sonrası

Sosyal platformda oluşturulan, bugünün yaşananlarına bir baş kaldırış olarak #onceyaylayasonracadde'ye oluşumu içinde dün bende vardım. Yorucu ve bir o kadar da stresli geçen bir senenin ardından tatil yapma kararı vermiştim. Fakat, bu oluşum süresi boyunca gitsem mi? gitmesem mi? soruları sorar oldum. Bu soruları sorup cevap vermem çok fazla uzun da sürmedi. Gitsem mi? Evet, "tatilimi iptal ediyorum" ve bende gidiyorum dedim.

Daha önceden aldığım uçak biletini ve tatil rezarvasyonunu iptal ettirmiştim. Bu iptal'in işsel de yanları vardı. Ama, büyük bir çoğunluğunu da #onceyaylayasonracadde'ye oluşumu ile ilgiliydi. Twitter ve facebook üzerinden gidecek grubumuz ve otobüsümüz hazırlanılmıştı bile. Herkes gibi ben de heyecanlanmıştım. Bu heyecan ne kadar kalabalık olur içindi. Ve Pazar günü Kadıköy Eski Salı Pazarı'nda gördüğüm kalabalıkla daha da arttı. Bir çok taraftar grubu ve münferit olarak taraftar otobüsleri yerlerini almıştı. Otobüsler haricinde de hususi araçları ile gelen Fenerbahçe taraftarları vardı. Gidiş için grubumuz ile buluştuk. Eski Salı Pazarı'nda buluşmamıza rağmen, otobüsümüz kalkacağı Kadıköy Evlendirme Dairesi'nin oraya doğru yürümeye başladık. Eski Salı Pazarı'nda olan otobüs yoğunluğunun birazı da orada vardı. Taraftarlar orada da kalabalık oluşturmuştu.

En sonunda artık gitme vakti gelmişti. İstanbul tayfası otobüste ki yerini almıştı. Güzel bir ortam oluşturduk hemen arka tarafta. Ve sohbetler başlamıştı. Ama, bu deplasmana giden bir ortam değildi. Konulara olan tepkilerimizi dile getiriyorduk. Adeta haykırıyorduk. Eeee bu sohbetin bir de eşlik edeni olmalıydı. Kısa bir süre sonra Maltepe'de bu sohbete eşlik edecek olan "alkol" otobüste ki yerini almıştı. Alkol alan almayan herkes güzel bir sohbete dalıp gitmişti. İçimizde ki hüznü biraz olsun azaltmak için tezahüratlarımızı etmeye başladık. Araya, bir kaç kez #ASSG sıkıştırsak da araçta bulunan bayan taraftarlar yüzünden tam da etkili olamadı.
Artık ikinci tayfayı almaya doğru devam ediyorduk. Kocaeli'nde bulunan arkadaşları da aldıktan sonra yolumuza devam ettik. Fakat, alkol'ün vermiş olduğu rahatlamayla neredeyse her yerde durma ihtiyacı duyuyorduk. Bu ihtiyaç (!) molaları da zaman kaybına neden oluyordu. Fakat, bizle birlikte ve biraz önce çıkmış olan taraftar grublarından çok fazla geri kalmadığımızdan rahat davranıyorduk. Yolculuk son sürat devam ediyor ve otobüste çok güzel bir ortam vardı. En sonunda Topuk Yaylası tesislerine giden yola girmiştik. (Eğer bir gün tesisleri ziyaret etmek isteyenler olursa; onlar için yol tarifi olarak otobanı takip ettikten sonra Düzce/Kaynaşlı sapağından içeriye girmeleri yeterli olacaktır diyebilirim.) Yol köy yolları olduğu için çok kötüydü. Zaman zaman ufak da olsa iyi sayılabilecek bir mesafe olsa da genel itibariyle hem dar ve toprak yoldu. Düzce/Kaynaşlı sapağından sonra 1 saatlik bir yolculukla ulaşılan bir tesis. Ama, yol boyunca köy halkının desteği, küçük çocukların ellerinde ki Fenerbahçe bayrakları bizleri sevindirmeye yetmişti. Özellikle, bir ufak kız çocuğunun defter yaprağına sarı-lacivert renkler boyuyarak bayrak havası katması da hüzünlendirdi.
Sonunda Topuk Yaylası'na varmıştık. Daha önce giden taraftarlarla birlikte artık takıma destek vermeye hazırdık. Tezahüratlar, meşaleler, basına tepki, oyunculara sevgi, birazcık küfür vardı. Çok yoğun bir ilgi olduğundan futbolcuları görmek bazen zor anlar yaşatıyordu. Görmek önemli değildi. Oraya gidip, o havayı soluyup takıma destek vermek benim için yeterliydi. Çok fazla bir süre kalamadık. Çünkü, Caddebostan'da ki yürüyüş için geri dönmemiz gerekiyordu. Bunun için diğer taraftar gruplarının da olduğu otobüslerden önce yola çıkmak şarttı. Çünkü inanılmaz bir trafik bizi bekliyordu. Bunun için otobüste ki yerimizi aldık ve yolumuza devam ettik. Geri dönüş yolculuğu da dönüş kadar iyiydi. (Tesis ile ilgili izlenimimi paylaşacak olursak; MÜTHİŞ.) Türkiye'de böyle bir tesis olduğunu hiç düşünmüyorum. Yol problemi ufak bir problem. Bu da zamanla çözülecek bir sorun. Yol sorunu dışında en ufak bir kusur yok.

Gelelim, Caddebostan yürüyüşüne. Biz yolculuğumuzun geç sürmesi nedeniyle yürüyüşe Göztepe'den katılabildik. Ve yürüyüşe katılmamızdan bi 10 dakika sonra Aziz Yıldırım'ın tutuklandığı haberini aldık. Taraftar çok tepkiliydi. Bu tepki sonrasında yürüyüşün "köprü'ye" devam edeceği söylendi. Köprü yolunda ön grupla aramızda mesafe olmasından dolayı arayı kapatmak için hızlı olmak lazımdı. Yürüyüş sırasında herkes vardı. 7'den 70'e herkes yürüyüşteydi. Bu sırada geliş yolunda #ACAB gözüktü. Zırhlanmışlar, hepsi birer Robocop gibilerdi. Gaz maskelerini taktıkları anda zaten neler olacağı belli olmuştu. Aramızda bayanlar, çocuklar ve yaşlılar vardı. Yapmazlar (!) diye düşünüyordum. Bu düşünme düşüncemin sadece %1'ini içeriyordu. Ve en sonunda olan oldu sesler gelmeye ve ardından da "gaz bombaları" taraftarların arasına atılmıştı. Rüzgarın'da ters yönden etkisiyle "gaz bombası"'nın etkisi daha da artmıştı. Gözlerini açamayanlar, bayılanlar, nereye kaçtığını bilmeyenler, ufak çocukların ağlamaları vardı... Herkes bir tarafa kaçışıyordu... Sonra kendimizi E-5'te bulmuştuk. Fakat, #ACAB rahat durmuyordu. Yüzlerce aracın olduğu yere de gaz bombası atmaya devam ettiler. Dün bize attılar, yarın ve diğer günler de sizlere de atmaya devam edecekler.
Güzel başlayan gün, ne yazık ki Uzunçayır'a yediğimiz "gaz bombaları" ile bitmişti. Fakat, yine her zaman dile getirdiğimiz gibi "Fenerbahçe" demeyi unutmadık.

Günün özeti; Kadıköy, Eski Salı Pazarı, Kadıköy Evlendirme Dairesi, Taraftar, Alkol, Dostluk, Gebze, Kocaeli, Tursan Dinlenme Tesisleri, Tekeller, Düzce, Küçük Fenerbahçeliler, Köy Halkı, Topuk Yaylası, Aykut Kocaman, Futbolcular, Tezahürat, Basın, Bostancı, Taksi Şöförü, Göztepe, Yürüyüş, Kızıltoprak, Yaşlılar, 7-8 yaşında ki Çocuklar, ACAB, Gaz Bombası ve Maltepe...
Devamı

8 Tem 2011

Arsene Wenger'in Tatil Keyfi

 

Hayat sana güzel be mösyö... 
Devamı

Fenomeno İçin Özel Tasarım Altın Krampon



Nike "El Fenomeno" için emekliliğinin ardından özel "altın" bir krampon hediye etmiş. Ronaldo için hediye edilecekse böyle bir şey hediye edilmeliydi. Bi "R9" bu kadar güzel olabilir. Nike güzel bir jest yapmış. 
Devamı

7 Tem 2011

Hep Bu Dünya Hep Yalan Dolan...


...Senin sevgindir aslolan,
sonuna kadar biz Fenerbahçeliyiz Ulan!!!
Devamı

Copa America'dan Görüntüler














Görüntüler'in tamamı için whoateallthepies.tv sitesini ziyaret edin.
Devamı

Snoop Dogg ve Avustralya Bayan Futbol Takımı

Devamı

5 Tem 2011

Baba (!) Sevgisi

Devamı

3 Tem 2011

Sizi Sahipsiz Sananın Boynuna Tasma Takarız...

Biz de boş durmayalım, düşüncelerimizi yazalım istedim. Ama, nereden başlayacağıma karar veremedim. Yaşananlar şuan için değil daha öncelerinden yapılarak, bugünlere gelmesi engellenmesi gerek olaylardır. Soruşturmaya alınan o kadar çok isim var ki aklımda bile tutamadım. Fakat, geneline baktığımız zaman Fenerbahçe mş'li olduklarını görebiliyoruz. Bu yapılanları -neden şuan/bugün- diye kendi kendimize sormaktayız. Bu sorunun cevabı aslında çok basit. Karşılarında senelerdir katıldığı her branşta şampiyonluk yaşamış ve en azından şampiyonluk yarışı içerisinde olmuş bir takım var. Baktılar ki olmuyor, ne şekilde karalarız veya yıpratırız diye düşünmeye başladıkları sırada -bir sabah ansızın- baskınımızı yapalım ortalığı karıştıralım dediler.

Efendim, bu iddialar gerçek veya gerçek dışı... Fakat, bu yaşananlar sonucunda bizler daha fazla keletlenmiş durumda karşınıza çıkacağız. Kaldı ki -Aziz Yıldırım- gibi bir isim, bu soruşturmadan aklanarak çıkarsa -vay halinize- diyorum. Türk futbolunda ki yeri çok net bir şekilde bellidir. Aslına bakarsak, Türk futbolunu da en iyi şekilde yöneten bir başkandır. Evet, evet... Bu durum sizde sorun yaratıyor. Çünkü -neden bizim böyle iş yapan ve kulübü iyi yöneten bir başkanımız yok- demektesiniz. Seneler boyunca, doğuştan kusuru olan konuşmasıyla alaylar ettiniz. Ulan siz kimsiniz yaratanın yarattığı insanların kusurlarıyla alay etme yetkisini kendinizde buluyorsunuz. Siz kimsiniz! ALLAH'ın yarattığı kulun kusuruyla ilgili seviyesiz ifadeler kullanabiliyorsunuz. Siz kimsiniz birader!!! Siz 3/4 mensubu musun? Sen yaratanı inkar mı edersin. Be dürzü sen kendinde nasıl bir güç görüyorsunda -boş boş- konuşuyorsun.

Gelelim, ifadesi için emniyete çağırılanlara. Baktığımız zaman Aziz Yıldırım öncülüğünde Şekip Mosturoğlu, İlhan Ekşioğlu, Tamer Yelkovan (FB Muhasebe Müdür), Volkan Bahçekapılı (Emre B. kuzeni), Mecnun Odyakmaz, Emenike, Sezer Öztürk, Bülent Uygun, Ümit Karan, Serkan Çalık, Mehmet Yıldız, Olgun Peker (Giresunspor Eski Başkanı), Serdar Kulbilge, Koray Çelikay, Ali Kıratlı (Menajer), Levent Eriş (Adanaspor TD), Serdar Berkin (Adanaspor TD yardımcısı), Erman Ertaş (Altay Genel Müdürü), Ömer Ülkü (Giresunspor Başkanı), Abdurrahman Yakut (Diyarbakırspor Eski Başkanı), Mahmut Boz, Cemil Turan (FB Altyapı sorumlusu), Özden Tütüncü (Giresunspor Taraftarlar Derneği Başkanı), Hakan Karaahmet (Giresunspor Eski Genel Kaptanı), Cengiz Demirel (Gençlerbirliği Eski Yardımcı Antranör)... isimler uzayıp gidiyor aslında. Bu isimleri yazmamda ki neden bir bağlantı kurma isteğimden dolayıdır. Şimdi Altay'lı, Giresun'lu, Es-es'li, Adana'lı, Fener'li isimler var. Bunların nasıl bir bağlantısı olabilir? İşin içinden çıkılamıyor. Özellikle, Özden Tütüncü gibi taraftar grubu başkanı gibi bir ismi ne ve ne şekilde almışlar merak etmekteyim.

Asıl konumuz olan -bizi- ilgilendiren kısma gelelim. Aziz Yıldırım, Şekip Mosturoğlu, İlhan Ekşi ve Tamer Yelkovan gibi isimler soruşturma kapsamında göz altına alındı. Peki, sabahın 7'sinde başlayan bu olaylar sonucunda çıkıp bir yetkili neden -net- bir açıklama yapmadı. Sürekli görsel ve yazılı basında bir çok konu yazılıp/çizildi. Fakat, hiç biri aydınlatıcı değildi. Bizlerin merak ettiği, taraftarı olduğumuz takımın yöneticileri ve futbolcuları hangi suçlamayla göz altına alınmıştır. Bunları da bir kenara bırakıp, herkesin basitçe yaptığı gibi -senaryolar- uyduralım.

Uyduralım diyorum da sizler gibi uyduramıyorum. Yapamıyorum. Benim sizler gibi -yalan bilgi üretme/uydurma- yeteneğim çok eksik kalmış. Fakat, şöyle bir düşünürsek eğer olaylar ve söylenenler gerçekse; en ağır cezalar verilsin. Bu bizim takımımız için de geçerlidir. Herkes için aynı yasalar/kurallar uygulanacaksa amenna... Yalnız şurda es geçilen bir konu var. Bu yaşananlar daha önceden biliniyor ve yasanın çıkışından sonra hatta şampiyonluk sonrasında uygulamaya başlanıyorsa işte burada art niyet ararım.

Kaldı ki... daha önceleri açık ve net şekilde şike ve teşvik primi olayları yaşanmıştır. Bunun en net örneği, Galatasaray'ın Beşiktaş'ın elinden aldığı şampiyonluk vardır. Ankaragücü takımına en az 8 tane atması gereken Galatasaray çıkmış ve 8-0'lık bir galibiyet almıştır. Efendim, o karşılaşmada kaleci Zalad, Prekazi'ye bir frikik ve bir penaltı pozisyonunda hangi köşelere atacağını net bir şekilde göstermiştir. Bunu da daha sonralarında açık bir şekilde dile getirmiştir. Beşiktaş'ın da Malatyaspor ile oynadığı ve 1-0 kaybettiği karşılaşmada da zamanın Galatasaray yöneticisi Ergün Gürsoy, Malatyaspor takımına 100bin tl ve futbolculara Doğan marka otomobil hediye etmiştir. Bu yaşanılanlar bilinen ve hiç bir zaman dile getirilmeyen gerçekler. Ama, bunlar o zamanın yasaları itibariyle olabilir! denilecek türden olaylardı. Kimse bunlar hakkında sabahın 7'sinde düğmeye basıp araştırmasını yapmadı. Araştırma yapılmasına bile gerek yoktu, çünkü her şey ortadaydı.

Bunları yazıyoruz da -ne anlatıyorsun kardeşim- sesleri gelecek. Zaten kimsenin araştırmaya tenezzül bile etmediği bu iki olayı biz de fazla kurcalamayalım bir sabah gelip bizi de almasınlar. Ne almasınları ya... Alsınlar! Bizim küme düşmemize sevinecek olan sizler... Biz küme düşsek de düşmesek de sizlerin kabusu olmaya devam edeceğiz. Sürekli geceleri rüyanıza gireceğiz. Bizimle oynayacağınız karşılarşmalarda bir gün önce yine uykusuz kalacaksınız. Sizler, acaba bu sene Fenerbahçe kaç branşta şampiyonluk yaşayacak diye düşünmekten kendinizi alı koyamayacaksınız. Siz, Fenerbahçe acaba bu sezon hangi dalda bize kupa verir diye temennilerde bulunacaksınız. Siz kimsiniz de bizi yıpratacaksınız! İşgal kuvvetleri bizi yıkamamış, sizler mi bizi yıkacaksınız. Siz siz olun... biraz aklınız varsa SUSUN! Bizim bir alt lig de oynama ihtimaliz varsa, seve seve oynarız. Bizim cezamız neyse çekeriz. Ama, bunların hesabını kendi aramızda sorarız. Eğer, bir şey söylenecekse biz söyleriz.

Her şampiyonluğumuz sonrasında sürekli "şaibe-şike" diye ortalıklarda çıkıp konuşma kuvvetini bulanlar. Bu suçmalardan aklandığımız taktirde daha kuvvetli bir şekilde geri döneceğimizin farkına varsınlar. İş oralara geldiği zaman biliyorlar ki #sikesike yine şampiyonluklar yaşayacağız. Biz sizlerin kuyruk acınızı anlıyoruz. Fakat, bu kuyruk acınız hiç bir zaman dinmeyecek. Biz sizleri yataklarınızda rahat uyutmayacağız. Bizler şampiyonluk sevinçleri yaşarken sizler -havlamaya- devam edeceksiniz.

Yazımı, yazının da başlığını oluşturacak olan: "Sizi Sahipsiz Sananın Boynuna Tasma Takarız" diyerek sonlandırmak istiyorum.

Foto için KFY'ye teşekkürler.
Devamı
© Geri Pas Yok! All rights reserved | Theme Designed by Seo Blogger Templates