28 Şub 2013

Hafta Sonu TV'de Futbol

1 Mart Cuma
19:00 Gençlerbirliği - İstanbul B.Bld. / Ligtv
21:30 Eintracht Frankfurt - B.Mönchengladbach / Trt Haber

2 Mart Cumartesi
14:00 Adana Demirspor - Karşıyaka / Trt 1
16:00 Orduspor - K.D.Ç. Karabükspor / Ligtv
16:30 Borussia Dortmund - Hannover 96 / Trt Haber
17:00 Manchester United - Norwich City / Ligtv 3
17:00 Real Madrid - Barcelona / Ntvspor 
19:00 Eskişehirspor - Galatasaray / Ligtv
19:00 Akhisar Belediyespor - S.B. Elazığspor / Ligtv 2
19:00 Çaykur Rizespor - Kartalspor / Trt Spor
19:30 Wigan - Liverpool / Ligtv 3
19:30 Bayer Leverkusen - Stuttgart / Trt Haber
23:00 Valencia - Levante / Ntvspor

3 Mart Pazar
13:00 Gaziantep BŞB - Manisaspor / Trt Spor
13:30 Kayserispor - Mersin İdman Yurdu / Ligtv 2
13:30 M.P. Antalyaspor - Gaziantepspor / Ligtv
16:00 Bursaspor - Sivasspor / Ligtv
16:00 Fiorentina - Chievo / Trt Spor
16:30 Hoffenheim - Bayern Münih / Trt Haber
18:00 Tottenham - Arsenal / Ligtv 3 
18:30 Fortuna Düsseldorf - Mainz / Trt Haber
19:00 Beşiktaş - FENERBAHÇE / Ligtv
19:00 Boluspor - Denizlispor / Trt Spor
20:00 Malaga - Atletico Madrid / Ntvspor

4 Mart Pazartesi
20:00 Kasımpaşa - Trabzonspor / Ligtv
20:00 Göztepe - Kayseri Erciyesspor / Trt Spor
22:00 Aston Villa - Manchester City / Ligtv 3

Devamı

Skor Tahmin Yarışması | 6. Hafta

Gençlerbirliği - İstanbul B. Bld. ?
Orduspor - K.D.Ç. Karabükspor ?
Eskişehirspor - Galatasaray ?
Akhisar Bld. - S.B. Elazığspor ?
Kayserispor - Mersin İdman Yurdu ?
M.P. Antalyaspor - Gaziantepspor ?
Bursaspor - Sivasspor ?
Beşiktaş - Fenerbahçe ?
Kasımpaşaspor - Trabzonspor ?

Skor tahmin yarışmamızın 6. haftasının programı bu şekildedir. Tahminlerinizi en geç; 1 Mart Cuma günü saat 18:00'a kadar gönderebilirsiniz.
Devamı

27 Şub 2013

Aykut Kocaman Ve Fenerbahçe

Çok fazla tartışması yapılıyor. Neden yapılıyor anlaması bir hayli güç. Kimi kesime göre iyi olan kimi kesime göre kötü olabiliyor. Saygı duymak lazım. Oyuncu tercihinden, oyuncu değişikliğine, taktik anlayışından, oyun içindeki hamlelerine vb. konularla tartışılan Aykut Kocaman'ın Fenerbahçe'deki son 2 sezonunu (bu sezon hariç) istatistiksel olarak bakalım dedik. Bu istatistikler (grafikler) doğrultusunda kararı sizlere ve vicdanınıza bırakalım istedik.

Öncelikle, ligin son iki senedeki bir kaç istatistiklerine bakalım istedim. Bunlar nedir? İç saha galibiyetleri, rakip saha galibiyetleri ve atılan gol sayıları (ortalamasıyla) olarak sınıflanmış durumda. Özellikle, iç saha galibiyetlerinin bir hayli önem kazandığı dönemlerde takımlar iç sahada oldukça başarılı maçlar sergilemekte. Ligin geneline bakıldığı zaman iç saha galibiyetinin dış saha galibiyetinden bir hayli fazla olduğunu söylemek mümkün. Takımlarımızın iç saha galibiyet sayılarını topladığımız zaman (son iki senede) sayısal değer açısında fazla olmasına rağmen; yüzdeye vurduğumuzda %50 seviyelerine bile yaklaşmadığını görüyoruz. (Tablo 1.) Her takım kendi sahasında oynadığı (son 6 seneyi baz alırsak) iki karşılaşmadan birini kazanırken; deplasman takımları dört karşılaşmada bir galibiyet alabilmişler. Ligin genelinin seviyesi bu durumdayken; biz kafaya oynayan takımların son iki senede yaptıklarına geçelim.
Tablo 1: Son İki Sezona Göre Lig İstatistikleri 
Takımların İç Saha Galibiyetleri 

Son iki sezona baktığımızda sahasında en fazla galibiyet alan takımın Fenerbahçe olduğunu görebiliyoruz. Fenerbahçe, son iki sezonda sahasında oynadığı karşılaşmaların %82'sini kazanmıştır. Sahasında en az maç kazanan takım ise; Beşiktaş. Son iki sezonda sahasında 18 maç kazanan Beşiktaş'ın iç saha galibiyet yüzdesi; %52. Galatasaray takımı; %61, Trabzonspor takımı; %64'lük iç saha galibiyet yüzdelerine sahip diğer takımlar. (Tablo 2.) Ligin genelinde "iç saha galibiyet yüzdesi" %46'larda dolaşırken; Fenerbahçe takımı neredeyse iki katı performans ortaya koymuştur. 
Tablo 2: Takımların İç Saha Galibiyet İstatistikleri

Takımların Dış Saha Galibiyetleri 

Yine son iki sezonu incelediğimizde deplasmanda en fazla maç kazanan iki takım bulunuyor. 18'er galibiyet alan Fenerbahçe ve Trabzonspor takımları %52'lik bir dış saha galibiyet yüzdesine sahipler. Deplasmanda en az maç kazanan takım ise Beşiktaş takımıdır. Beşiktaş rakip sahada oynadığı karşılaşmaların %38'inden galip ayrılmıştır. Galatasaray ise, 16 galibiyet ve %47'lik bir galibiyet oranı yakalamıştır. (Tablo 3.) Ligin genelinde "dış saha galibiyet yüzdesi" %29'larda dolaşırken; Fenerbahçe takımı %52'lik bir yüzdeye sahip olarak yine genel ortalamanın üzerinde bir başarı sağlamıştır.
Tablo 3: Takımların Dış Saha Galibiyet İstatistikleri
Takımların Gol Sayıları

Takımların iç saha ve dış saha galibiyetlerinden sonra "gol sayıları" istatistiklerine gelecek olursak; liderliği yine Fenerbahçe'nin çektiğini söylemek mümkün. Fenerbahçe takımı son iki sezonda rakip filelere 145 gol atmıştır. Fenerbahçe son iki sezonda 2.53'lük bir gol ortalamasıyla oynamaktadır. En az gol atan takım ise, 103 golle Beşiktaş'tır. Maç başı gol ortalamaları; Beşiktaş'ın; 1.51, Galatasaray'ın; 1.61 ve Trabzonspor'un; 1,89'dur. (Tablo 4.) Ligin genel gol ortalamasının 2.65 olduğunu düşünürsek; Fenerbahçe takımı 2.53'lük gol ortalamasıyla yine istatistikleri zorlamış ve rakiplerinden bir adım önde olmayı başarmıştır.

Tablo 4: Takımların Gol Sayı İstatistikleri 
Takımların Yediği Gol Sayıları 
Son iki sezon değerlendirmemizde en az gol yiyen takım; Trabzonspor. Trabzonspor son iki sezonda kalesinde 62 gol yemiştir. Maç başı yedikleri gol ortalaması; 0.91'dir. Trabzonspor'dan sonra son iki sezonun en az gol yiyen takımı; Fenerbahçe 68 gol ve maç başı 1 gol ortalamasıyla oynamaktadır. Beşiktaş takımı ortalama 1.10 ve Galatasaray takımı ortalama 1.02 gol yeme ortalamalarıyla oynamaktadırlar. (Tablo 5.) 
Tablo 5: Takımların Yedikleri Gol Sayı İstatistikleri
İncelediğimiz 5 tabloyu ele aldığımızda Fenerbahçe'nin son iki sezonunda "başarısız" olmuştur ibaresini kullanmak biraz "el insaf" dedirtebilir. Dediğimiz gibi herkes farklı fikirlere sahip olabilir. Herkesin beklenti anlatışı farklılık gösterebilir. Yalnız, "lig" için değerlendirme yapılacak olursa (ki o'nu yaptık) Aykut Kocaman yönetimindeki Fenerbahçe'nin başarısız olduğunu söylemek yanlış olur. Beğenip, beğenmemek taraftarın elinde olabilir. Fakat, istatistikler ışığında iyi gidenin de yakasına yapışmak hoş olmaz. Ben elimden geldiğince Aykut Kocaman yönetimi içerisindeki Fenerbahçe'nin "LİG" içerisindeki yaptıklarını gece geç saatlerde de olsa çıkartmaya sizlere sunmaya çalıştım. İnsanların yaptıkları işlere saygı duyduğunuzdan şüphem olmadığından, taktik/teknik anlayışı ne kadar hoşunuza gitmese de "hocamıza/hocanıza" SAYGI duymanız gerekmektedir.

Önder Ayhan Pektaş 






Devamı

26 Şub 2013

Skor Tahmin Yarışması | 5. Hafta Puanlama



5. Hafta 


Ahmet Sercan Çalı - 2 puan
dr imperius - 1 puan
steven stiffler - 1 puan
fatihfc - 1 puan
Emre Topbaş - 0 puan
Osvaldo - 0 puan
vyslsr - 0 puan
Önder Ayhan Pektaş - 0 puan
Yeşil Kırmızı - 0 puan
okandanisman - 0 puan
puzzyyy - 0 puan
B.Furkan Sümbül - 0 puan
*bobby joe hill - 0 puan
*Bekir Öktem - 0 puan
*Mule - 0 puan
*Eren - 0 puna
*tandemibozmak - 0 puan 
*Arkhe - 0 puan

Yarışmamızın 5. haftasının sonuçları yukarıdaki gibidir. 4 arkadaşımız doğru tahminde bulunarak puan alabildi. Geçtiğimiz 2 hafta tahmin göndermeyen "tandemibozmak" bu hafta da tahmin göndermeyerek yarışma dışında kalmıştır. Ayrıca; "Bekir Öktem" bir sonraki hafta tahmin göndermediği taktirde yarışma dışında kalacaktır. Bir sonraki hafta görüşmek üzere.
Devamı

Hafta İçi TV'de Futbol


26 Şubat Salı
20:00 Mainz - Freiburg / Ntvspor
21:45 K. Offenbach - Wolfsburg / Ntvspor
22:00 Barcelona - Real Madrid / Trt Spor 

27 Şubat Çarşamba
18:00 Trabzonspor - M.P. Antalyaspor / Atv
18:00 Mersin İdman Yurdu - Eskişehirspor / A Haber
20:30 FENERBAHÇE - 1461 Trabzon / Atv
21:30 Bayern Münih - Borussia Dortmund / Ntvspor 
23:00 Sevilla - Atletico Madrid / Trt Spor

28 Şubat Perşembe
20:30 Bursaspor - Sivasspor / A Haber

Devamı

21 Şub 2013

Bu Da Kaçar Mı? | #FBTV | 3. Bölüm


FB Tv'de yayınlanan Bu Da Kaçar Mı? programının 3. bölüm yarışmacıları, Webo - Ziegler - Emre oldu. Keyifli bir yarışma olmuş.

Kaynak: fenerema 
Devamı

Hafta Sonu TV'de Futbol


22 Şubat Cuma
20:00 Gaziantepspor - Bursaspor / Ligtv
21:30 Freiburg - Eintracht Frankfurt / TRT Haber
22:30 Athletic Bilbao - Real Sociedad / Ntvspor

23 Şubat Cumartesi
13:30 İstanbul BB - Eskişehirspor / Ligtv
14:00 Manisaspor - 1461 Trabzon / Trt 1
14:45 Fulham - Stoke City / Ligtv 3
16:00 SB Elazığspor - MP Antalyaspor / Ligtv
16:30 Bayern Münih - Werder Bremen / TRT Haber
17:00 QPR - Manchester United / Ligtv 3
19:00 Sivasspor - Beşiktaş / Ligtv
19:00 Mersin İdman Yurdu - Trabzonspor / Ligtv 2
19:00 Çaykur Rizespor - Boluspor / TRT Spor
19:30 Schalke 04 - Fortuna Düsseldorf / Trt Haber
21:00 Deportivo - Real Madrid / Ntvspor
23:00 Barcelona - Sevilla / Ntvspor

24 Şubat Pazar
13:00 Karşıyaka - Gaziantep BŞB / TRT Spor
15:30 Manchester City - Chelsea / Ligtv 3
16:00 Atalanta - Roma / TRT Spor
16:00 Kayserispor - Gençlerbirliği / Ligtv
16:30 B.Mönchengladbach - Borussia Dortmund / TRT Haber
18:30 Greuther Fürth - Bayer Leverkusen / Trt Haber
19:00 FENERBAHÇE - Kasımpaşa / Ligtv 
19:00 Karabükspor - Akhisar Belediyespor / Ligtv 2
19:00 Adanaspor - Adana Demirspor / TRT Spor 
20:00 Atletico Madrid - Espanol / Ntvspor

25 Şubat Pazartesi
19:00 Kayseri Erciyesspor - Tavşanlı Linyitspor / TRT Spor
20:00 Galatasaray - Orduspor / Ligtv
22:00 West Ham United - Tottenham Hotspur / Ligtv 3
Devamı

Skor Tahmin Yarışması | 5. Hafta


Gaziantepspor - Bursaspor ?
İstanbul B. Bld. - Eskişehirspor ?
S.B. Elazığspor - M.P. Antalyaspor ?
Mersin İdman Yurdu - Trabzonspor ?
Sivasspor - Beşiktaş ?
Kayserispor - Gençlerbirliği ?
K.D.Ç. Karabükspor - Akhisar Bld. ?
Fenerbahçe - Kasımpaşaspor ?
Galatasaray - Orduspor ?

Tahminlerinizi 22.02.2013 Cuma günü saat: 19:30'a kadar gönderebilirsiniz. Belirtilen saat sonrasında gönderilen tahminler kabul edilmeyecektir. Herkese başarılar.
Devamı

Futbol Ve Siyaset İlişkisi


Siyaset ve spor ilişkisini farklı açılardan incelemek mümkün. Bunları kategoriler halinde incelemek bir hayli uzun yazılar ve vakit harcamamıza neden olabilir. Biz, siyaset - futbol ilişkisini 3 gerçek örnekle açıklayalım;

Aslında herkesin çok yakından bildiği bir konu. Siyaset ve spor denildiği zaman akla İtalya'nın gelmesi çok doğal bir durum gibi gözükmekte. Her siyaset liderinin futbolla yakından ilgilenip bu anlamda büyük bir kitleye hitap etme çabası uzun senelerdir görülmüş, en kolay politika araçlarından biri olmuştur. Bunun en güzel örneğini; 1986'da AC Milan başkanlığına gelen medya patronu Silvio Berlusconi'yi gösterebiliriz. 1979'dan Berlusconi döneminin bir kısmını içeren sürekli rüşvet skandallarıyla çalkalanan AC Milan'ın bir Avrupa devi haline gelmesi ve bunun sonucunda Berlusconi'nin İtalya Başbakanlığı'na uzanan süreç en güzel örneklerden biridir. Berlusconi, AC Milan'ı ne kadar yükseğe taşıdıysa kendisi de siyasette o kadar mesafe almış oldu. İtalya'da yaşanılanları bir kenara bırakırsak, bir başka örnekte İngiltere Başkanı Tony Blair'in iktidara geldiği dönemi gösterebiliriz. 1997 yılında iktidara geldikten sonra eski muhafazakar bakan David Mellor başkanlığından bir "Football Fask Force" adı altında bir yönetim kuruldu. Yok olmaya ve gözden düşmeye başlayan İngiliz Futbolu'nu yeniden diriltmeye ve eski itibarını kazandırmaya çalıştılar.

İtalya ve İngiltere'deki örnekler sadece en bilinen siyaset - spor ilişkisi olarak göze çarpıyor. Bizim ülkemizde ise, Cumhuriyet'in kurulmasının öncesine kadar dayanan bir süreç var. Söylenenler ve kitaplara aktarılanlara göre, II. Abdülhamit sırf kalabalıklardan korktuğu ve spor da kalabalıkları çektiği için kitlesel spor yapılmasına izin vermemiş, "spor yapanların eşek sudan gelinceye kadar dövülüp dağıtılmasını" buyurmuş. İttihat-Terakki ise, futbolu halkı etkilemenin aracı olarak kullanmıştı. Talat Paşa döneminin takımı Fenerbahçe'yi kontrol altına almak istese de bunda başarılı olamamış ve sonrasında 1910'da İngilizlerin kurduğu "Progress" devralarak adını 1914'de "Altınordu" olarak değiştirmişti. Altınordu'nun başarısızlığı sonrasında Talat Paşa, Altınordu takımına geçmeyenleri cepheye göndermekle tehdit etmeye başlayında dönemin en güçlü takımı Fenerbahçe'yi geçmeyi başarmışlardı. Fakat, Cumhuriyet döneminde devletten destek göremeyen Altınordu takımı 1941 yılında Fenerbahçe'ye katılmak zorunda kalmıştı.

Bu örneklemeler sonrasında siyaset ile sporun (bunu futbol örnekleriyle açıklasak da) her zaman iç içe olduğunu görmek gerekir. Siyasetin, özellikle futbolu kullanarak çok büyük yaptırımlar yapabildiğini ve toplumu yönlendirebildiğini görebiliyoruz. Siyasetin içinde olduğu spor ile çok fazla ilerlenemeyeceği ve sürekli bir baskının olacağı aşikar. Siyasetin üzerinde olduğu spor ile ilerlemek de çok sağlıklı gözükmüyor. Kendi ülkemiz adına konuşmak gerekirse, Cumhuriyet dönemi öncesinde farkına varılan "futbol" silahı hala kullanılmaktadır. Ve bu durumun böyle devam etmesi durumunda da çoğu Dünya Ülkesi futbolundan geride kalmaya mahkum olacakmışız gibi bir izlenim söz konusu.
Önder Ayhan Pektaş

Devamı

19 Şub 2013

Bekir İrtegün Ve Diğerleri


Bekir İrtegün ile ilgili uzun zamandır bir yazı yazma ihtiyacı duyuyordum. Son oynadığımız Trabzonspor maçı sonrasında artık bir ufak yazı karalamanın vakti gelmişti. İyi/kötü konusuna girmemeye özen göstererek; sadece istatistiksel açıdan inceleyelim Bekir İrtegün'ü ve kararı siz okurlara bırakayım istedim. Neticesinde de ortak bir noktada buluşacağımızı umut ediyorum.

Bekir İrtegün, Aykut Kocaman'ın defansif anlamda en güvendiği stoper konumunda. Gökhan Gönül ve Bekir İrtegün yazıldıktan sonra diğer defansif isimler kadroya yazılmakta. Bekir İrtegün'e daha fazla rol verilmiş olması ve oyunu geriden kurabilecek olduğunu düşünen hocamız çok mu fazla beklenti içerisinde anlamak güç. Ama, bir Baroni bir Emre bir Kuyt takım için ne kadar (her ne olursa olsun) önem arz ediyorsa; Bekir İrtegün'de hocamız için o önemi arz etmekte. Yobo'nun gelişiyle birlikte defansif anlamda tandemde kimler oynayacak soruları kafamızı karıştırmakta. Normal. Ama, taraftarın bir kesimi; Bekir - Egemen uyumunun bozulmasından endişe duymakta. Haklılılar. Peki, defans göbeğinde neden Bekir İrtegün tercihinden sonra partneri seçiliyor?

Hocamız neden Bekir İrtegün'den vazgeçmiyor. Neden o'na fazla rol vermiş durumda. Neden vazgeçilmezi istatistikler ortaya çıkartıyor. Bekir - Egemen - Yobo üçlüsünü karşılaştırdığımızda Bekir'in diğer isimlere göre defansif anlamda daha fazla görev üstlendiği aşikar bir durum. Peki bu durum ne kadar işe yarar gözükmekte orada kararı sizlere bırakıyorum. Bekir'in görev aldığı maç sayısı; 17. (16'sı ilk 11 olmak üzere) -Egemen 11 maç 10 ilk 11 / Yobo 13 maç 13 ilk 11- Bekir bu 17 karşılaşmada defansif anlama en fazla topla oynayan isim. Topla oyunda 63.23 oranına sahip Bekir İrtegün'e Egemen ve Yobo ikilisi yaklaşmış değil. İşin ilginci aslında burada ortaya çıkmakta. Bekir İrtegün "paslı oyun"da rakiplerinden daha az orana sahip. Bekir'in "pasla oyun" içinde bu kadar zayıf olmasına rağmen; defanstan "oyun kurma" konusunda neden ısrar ediliyor? (Bu da sizin fikrinize kaldı)


Oyun kurma ve pasla oyun konusunda zayıf olan Bekir İrtegün'ün defansif hareketlerde kaleye olan mesafesi; 41.22 metre. Egemen'in 40 metre ve Yobo'nun 37 metre. Pasla oyunda ve uzun top konusunda zayıf bir ismin; kalesinden bu kadar uzak oynuyor olması ve kendisine güvenin bu kadar yüksek olmasını saygıyla karşılıyorum. Neden mi? Bekir İrtegün'ün defansif anlamda (defans bölgesi) top kaybı; 10 "ON".  Rakibin atağını durdurma konusunda Egemen ve Yobo'yo göre daha başarılı olsa da kalesine olan 41.22 metrelik mesafe sırtı dönük isimlere orta saha bölgesinde daha fazla faul yapma riski yaratmakta. Bekir'in Egemen ve Yobo'yo göre defansif hareketlerinde defansda oyun oranı; %59.12.

Hücuma çıkmayı (ki bu ona müsade edildiğini gösteriyor) görev haline getirmiş Bekir İrtegün'ün yaptığı faul sayısı 24. Defans oyuncusu yapar abi? Evet yapar. Fakat, sırtı dönük rakip futbolcusuna bir defans oyuncusu orta sahada faul yapmaz/yapmamalı. Bir de üzerine takım olarak kötü istatistik elde ettiğimiz "uzun top" konusunda Bekir İrtegün defansif anlamda başı çekmekte. Top sürerek çıkıldığı zaman %84 başarı elde eden takımımız, uzun topla sadece %29 başarı oranı elde ediyor. Bu durum "atak başlangıçları" için geçerli. Atak başlangıçlarında defansif olarak en fazla pas verilen bölgeler geri/yanlar olduğunu düşünürsek; atak başlangıçlarında daha fazla verim nasıl sağlayabiliriz? Bu sorunun cevabı aranmalı.



Bekir'in takımın hücumsal hareketlerine göz attığımızda, Meireles'den daha fazla topla oynadığını görüyoruz. Meireles'in çok fazla insiyatif kullanmaması bu durumu açıklayabilir. Fakat, Gökhan Gönül ve Hasan Ali'nin ofansif hareketlerini ne kadar fazla olduğunu yandaki fotoda görebiliyoruz. Kanat beklerin bu denli top kullanmaları takım adına çok olumlu. Daha fazla da kullanabilirler. Ama, bir stoperin bu denli hücum bölgesinde oynamasını doğru bulmuyorum. 13 maç üst üste gol yemiş bir takım olmamızda belki Bekir başı çekmiyor. Yalnız, defans bölgesinde "hücum" çıkışlarında bu kadar orta alanda kalması yanlış. Bu konuda bizler "bir şey bilmiyoruz" sadece fikrimizi söylüyoruz. Eğer, oynaması gerekiyorsa; hocamızın taktiridir.

Velhasılı kelam; Bekir İrtegün'ün istatistikleri ortada. Elimizdeki malzeme bu deyip sabır/destek göstermekten başka bir yolumuz yok. Yazıya başlamadan önce de belirtmiştim. İyi/kötü konusuna girmeden sadece istatistikleri göz önünde bulundurarak; Bekir İrtegün'ün neler yapabildiğini ve yapamadığını söylemek mümkün. Kötü mü? DEĞİL. İyi mi? DEĞİL. Değil hiç değil... Ama, hocamızın elindeki malzemeden en iyisini çıkartmak istediğinden şüphem olmadığından her maç sabırla izliyor ve bekliyorum.

Not: Ne yazıktır ki Bekir - Egemen ikilisinin bozulmamasını isteyenlerdenim. Yobo ve diğerleri olur mu? Olmaz. Düzeni bozmak "kötü savunmayı" daha fazla bozabilir. Böyle gittiği yere kadar... 

Önder Ayhan Pektaş

İstastikler; MatchStudy.com 

Devamı

Hafta İçi Tv 'de Futbol


19 Şubat Salı
21:45 Porto - Malaga / Smart Spor
21:45 Arsenal - Bayern Münih / Ntv

20 Şubat Çarşamba
19:15 TÜRKİYE U20 - Özbekistan U20 / TRT Spor
21:45 Galatasaray - Schalke 04 / Smart Spor
21:45 Milan - Barcelona / Smart Spor 2 

21 Şubat Perşembe
19:00 Rubin Kazan - Atletico Madrid / Smart Spor 2
20:00 Lazio - B.Mönchengladbach / Smart Spor
22:05 FENERBAHÇE - BATE Borisov / Star Tv 
22:05 Liverpool - Zenit St.Petersburg / Smart Spor 2
22:05 V. Plzen - Napoli / Smart Spor

Devamı

18 Şub 2013

Skor Tahmin Yarışması | 4. Hafta Puanlama


4. Hafta 


steven stiffler - 3 puan
vyslsr - 2 puan
osvaldo - 1 puan
Mule - 0 puan
okandanisman - 0 puan
Emre Topbaş - 0 puan
dr imperius - 0 puan
Arkhe - 0 puan
fatihfc - 0 puan
puzzyyy - 0 puan
bobby joe hill - 0 puan
Yeşil Kırmızı - 0 puan
Eren - 0 puan
Önder Ayhan Pektaş - 0 puan
*Bekir Öktem - 0 puan
*Ahmet Sercan Çalı - 0 puan
*B.Furkan Sümbül - 0 puan
*tandemibozmak - 0 puan
*Yiğit Yılmaz - 0 puan 
*emre scorpion - 0 puan 

Yarışmamızın 4. hafta puan tablosu bu şekildedir. "steven stiffler" 3 maçı doğru tahmin ederek; haftanın lideri oldu. Yiğit Yılmaz ve emre scorpion üst üste 3 hafta tahmin göndermeyerek yarışma dışında kalmışlardır. tandemibozmak ise, 5. hafta tahmin göndermediği taktirde yarışma dışında kalacaktır. Önümüzdeki hafta görüşme üzere.

(* tahmin göndermeyen yarışmacılar)
Devamı

Trabzonspor 0-3 Fenerbahçe | STSL 22. Hafta

Uzun bir aradan sonra Fenerbahçe maçı izlerken; hiç bu kadar rahat olmamıştım. Son 11 Trabzon deplasmanından 8. galibiyetle takım ayrılırken; bende oynanan futboldan bir o kadar keyif aldım. Mücadele ve sahada hareket eden Fenerbahçe takımı için yapılması gerekenler sahaya yansıtıldığı zaman ne kadar rahat maç kazanabileceğini hep birlikte görmüş olduk. Galatasaray'ın kazanmış olmasını kafaya takmadan önümüzdeki maçlara bakarak ve kendi futbolumuzu oynayarak başarıyı yakalayabileceğimizi gördük. Mersin deplasmanı ardından Bate deplasmanı ve ardından Trabzon deplasmanıyla zaten yorucu bir deplasman serisini geride bıraktık. Bundan sonrası için sahada daha verimli ve kendine güvenen bir takım olacaktır.

Uzun zamandır takım için sadece "saha içi" organizasyonlarına baktığımı söylemeliyim. İstatistikler ve veriler zaten her şeyi ortaya koyuyor. Bazı kesim rakamlara takılmanın yersiz olduğunu savunsa da asıl "anahtar" bu rakamlarda olduğunu söylemeliyim. Defalarca; sosyal medyada bu takımın "takım yerleşim mesafesi, takım endeksi ve takım boyu" hakkında konuşmuştuk. Ne kadar daha aza indirirsek; takımın daha etkili olduğunu söylemeye çalışıp durduk. O oynar mı? Bu orada oynar mı? Neden bu çıktı/girdi? değil mevzumuz. Asıl konu oyunu doğru oynayabilmekte. Bunu yapacak isimlerin tamamı kadromuzda mevcut. Fakat, sorun kendilerine olan güveni bir türlü sağlayamamalarıydı. Trabzonspor maçında ilk "10 dakika" dışında 80 dakika bu "doğruları" yapan bir takım vardı sahada.

Nedir bu doğrular?

Sezon takım denge endeksi 55'lerde ve takım boyu 45 metrelerde dolaşan Fenerbahçe takımının Trabzonspor maçında ki "takım denge endeksi ve takım boyu" ne seviyede sağdaki fotoğrafta görüyoruz. Takım boyunu ne kadar kısa tutarsak; futbolcular arası pas bağlantıları o kadar yerinde oluyor. Mesafe ne kadar uzak olursa; pas bağlantılarındaki aksaklık gözle görülür boyuta ulaşıyor. Fenerbahçe, Trabzonspor karşısında bu konularda sezonun en iyi istatistiğini sağladı. Takım boyunu kısa tutup, defans-ortasaha-hücum bölgesindeki mesafeyi daraltarak, pas bağlantılarında ve yardımlaşmada bir o kadar verimli görüntü çizdi. Bu uzunlukta diziliş sayesinde takımın "pas başarı" sayısı da fazlasıyla artmış durumda. Neticesinde bu şekilde oynamaya devam edebildiğimiz sürece; rakip bölgede top yapabilen Fenerbahçe daha fazla üretkenlik gösterebilecektir. Trabzonspor maçı bu şekilde oynamaya devam edersek; neler yapabileceğimizin en güzel örneği oldu.

*******

Takım denge endeksi ve takım boyu baz alındığında soldaki fotoda "pas" trafiği de dolaylı yoldan olumluya dönmüş durumda. Özellikle, orta alanda Emre'nin tam bir "liderlik" üstlenerek oynadığı Trabzonspor karşısında orta alanda üstünlüğü ve verimliliği negatife çevirmemiz mümkün değildi. Emre'nin Topal'dan daha fazla insiyatif ve farklılık gösterdiği Trabzonspor maçında sürekli "gamsız" sıfatı üzerine yapışan C.Baroni'de istenilen futbolu ortaya koymaktan çekinmedi. Son karşılaşmalara bakıp, konuşacak olursak; Baroni son haftaların en iyi futbolunu sahaya yansıttı diyebiliriz. Emre'nin ve Topal'ın orta alandaki akfit ve hareketli futbollarını düşünürsek; Baroni için hücum bölgesinde bir şeyler beklemek en doğal hakkımızdı. Neticesinde Baroni'de bizim yüzümüzü kara çıkartmayarak hücumsal yönde beklediğimiz verimi sağlamış oldu.

*******


Baroni'nin bu kadar aktif oynamasını; bir başka grafikle açıklamak mümkün. Sağ taraftaki fotoya bakacak olursak; Baroni'nin uzun zaman sonra hücum bölgesinde bu kadar akfir rol üstlendiği maç yok. Maça kendini vermiş ve hücum bölgesinde "bir şeyler yapmasını" beklediğimiz Baroni; "Trabzon deplasmanını seviyorum" demecinin ne kadar yerinde olduğunu göstermiş oldu. Hücum bölgesinde yaptığı pas trafiğiyle arkadaşlarını da rahatlatan Baroni'nin bu şekilde devam edebilmesini çok fazla beklemiyorum. Zaman zaman bu kadar etkili oynadığı karşılaşmalar oluyor. Fakat, Trabzonspor maçındaki hücumsal hareketliliğini diğer karşılaşmalarda zaman zaman göstermesi bile yeterli olacaktır.

*******
Takımın defansif anlamda neler yapabildiğini de en güzel Trabzonspor maçında gördük. İstedikleri zaman neler yapabileceklerini gösterdiler. Gökhan Gönül'ün savunma ve orta alandaki çalışkanlığı bize eski Gökhan'ı tekrardan izletme fırsatı verdi. Karşılaşmada takımın en fazla çalışan isimlerinden biriydi. Egemen'in defansif anlamda iyi bir maç çıkartması; Bekir'i görmezden gelmemizi sağladı. Bekir'in maç 0-0 giderken; Volkan'a verdiği geri pasta zaten topa gelişinden bir sıkıntı çıkacağını hissettiriyordu. Neticesinde de tartışma konusu olan pozisyon doğmuş oldu. Yine de iyi oynayan takımın sırıtmayan bir parçası oldu. Yalnız, ilginç olan bir konu var. G.Gönül - Bekir - Egemen - Hasan Ali'den kurulu defans ile çok daha iyi savunma yapabildiğimizi görüyoruz. Yobo'nun gelişi sonrası savunmada Bekir - Egemen ikilisinden birinin yerinin değişmesi sıkıntı yaratacaktır. Bu değişen ismin; Bekir olması benim kişisel düşüncemdir. Ama, Yobo - Egemen ikilisi de ne kadar uyum sağlar bilinmez.

*******
Son olarak, futbolcuların genel istatistiklerine göz atalım. Emre'nin gelişi takıma ne kadar pozistif bir hava kattığını söylemek mümkün. Kendisi için pozitif geçen bir İspanya tatili Emre'yi kendine getirmiş. Sadece takımı düşünen ve arkadaşlarıyla pozitif iletişim halinde olan Emre, Trabzonspor maçının kahramanıydı. Orta alanda top alan top dağıtan ve takımı ileriye çıkartan "kaptan" bu şekilde devam ettiği sürece, Fenerbahçe orta sahasında sıkıntı yaşanmayacak seviyelerde dolaşacaktır. Topal - Meireles ikilisinin değişimi Emre'yi etkileyebilecek gibi görünse de her iki futbolcuyla da olumlu yapabileceklerinin üzerinde duracağından şüphem yok.

Olumlu geçen Trabzonspor deplasmanından alınan 3 puan dışında takımdaki biraz kıpırdanış da gözlerden kaçmadı. Daha bilinçli ve işi sıkı tutan bir takım olabilmemiz için hiç bir neden yok. Bu karşılaşmadan sonra "biz iyi bir takımız" olgusunu kafalarına kazımaları gereken futbolcular; geri kalan tüm maçlara final havasında hazırlanıp, çıkarlarsa tünelin sonundaki ışık çok daha parlak olacaktır. Güven kaybı yaşamadığımız sürece, Kasımpaşa ve Bate maçlarından da çıkacak iyi sonuç; gerisi için müthiş bir ateşleme olacaktır.

Önder Ayhan PEKTAŞ

Not: istatistikler  MatchStudy.com adresinden alınmıştır.
Devamı

15 Şub 2013

Güzel Adamlar #3 | Steven Gerrard

Güzel adamlar serimize; Steven Gerrard ile devam ediyoruz...

Merseyside doğumlu birinin bu şehrin iki büyük takımından birini tercih etmesi çok normaldi. Fakat, Steven Gerrard daha 7 yaşındayken; renginin kırmızı olduğunu gösteriyordu. 7 yaşında Liverpool akademisine adım attığından ve ortaya koyduğu performansla ileride büyük bir yetenek olacağını gösteriyordu. 17 yaşında profesyonel sözleşme imzaladığı Liverpool takımının kaptanlık pazubandını 23 yaşında koluna geçiriyordu. Fowler, Carragher, Owen ve Steve McManaman gibi isimlerle yetişmeye başladığı Liverpool Akademisi'nde yetişen Gerrard, futbolu izlenir ve güzel yapan futbolcular arasında yerini alıyordu.


23 yaşında Gerard Houllier o'na kaptanlık pazubandını verirken; hem futbolcusunun disiplinli ve genç arkadaşlarına örnek olmasını düşünüyordu. Gerrard, hocasının yüzünü kara çıkartmayarak 10 senedir kolundan çıkartmadığı kaptanlık pazubandıyla takımın efsanesi olmayı başarıyordu. Kaptanlık apoletinden sonra oynadığı futbol, özel yaşantısı ve takım içindeki iletişimiyle birlikte Gerrard büyük bir değişim gösteriyordu. Kendi jenerasyonundan isimlere örnek teşkil eden Steven Gerrard, taraftarın da bir numaralı sevgilisi olma yolunda emin adımlarla ilerliyordu. 23 yaşındaki futbolcuların ülkemiz futbolunda "genç ve pişme evresi" şeklinde algılandığını düşünürsek; Houllier, Gerrard için riski göze almış ve başarılı olmuştur. Bunda pastanın yarısı da Gerrard'a aittir.

İstanbul'da Milan ile oynadıkları Şampiyonlar Ligi Finali'nde kupa en çok o'na yakışacaktı. İlk yarısında vasata bile yaklaşmayan Liverpool takımını ikinci yarıda ateşleme görevi o'na aitti. Kendisi gibi kazanmayı düşünerek çıkaran arkadaşlarıyla unutulmaz bir zafere imza atarak; kariyerindeki en güzel kupalardan birini kazanıyordu. Liverpool taraftarlarının taptığı Gerrard kupayı havaya kaldırdığında bu takım için ne kadar önemli ve özel olduğunu bir kez daha gösteriyordu. Maçın ilk yarısı sonrasında soyunma odasında takım arkadaşlarıyla yaptığı konuşmadan bahseden o zamanın takımın başındaki isim; Benitez bile hayretle takip ettiğini dile getiriyordu.

Uzaktan attığı şut ve goller dışında saha içindeki liderlik vasıflarıyla Gerrard'ın özel bir futbolcu olması engellenemezdi. O, attığı ve attırdığı goller dışında takım ruhu ve liderliği adına İngiltere futbolunun en büyük futbolcularından biri olmayı sonuna kadar hak ediyordu. Neticesinde de aldığı ödüller ve ünvanlar bunları kanıtlıyordu. Dediğimiz gibi, futbolu izlenir ve güzel kılan "güzel adamlar" arasında Steven Gerrard'ın yer almaması için hiçbir neden yok. Bir kaç sene daha kendisini izleme fırsatı bulacağımız için şanslıyız.

Liverpool taraftarının kendisi için yaptığı beste ile Gerrard yazımızı tamamlayalım;
Steve Gerrard, Gerrard... He'll pass the ball 40 yards... He's big and he's fucking hard... Steve Gerrard, Gerrard...
Devamı

Hafta Sonu TV'de Futbol


15 Şubat Cuma
19:00 1860 Münih - Bochum (FOG)
20:00 Akhisar Belediyespor - Galatasaray (Ligtv)
21:30 Wolfsburg - Bayern Münih (TRT Haber)
22:30 Sevilla - Deportivo La Coruna (NTV Spor)

16 Şubat Cumartesi
13:00 1461 Trabzon - Karşıyaka (TRT Web)
13:00 MKE Ankaragücü - Şanlıurfaspor (TRT Web)
14:00 Samsunspor - Çaykur Rizespor (TRT 1)
14:00 Aalen - Hertha Berlin (FOG)
16:00 Eskişehirspor - Kayserispor (Ligtv)
16:30 Bayer Leverkusen - Augsburg (TRT Haber)
19:00 Beşiktaş - Gaziantepspor (Ligtv)
19:00 MP Antalyaspor - KDÇ Karabükspor (Ligtv 2)
19:00 Malaga - Athletic Bilbao (NTV Spor)
19:00 Göztepe - Denizlispor (TRT Spor)
19:30 Borussia Dortmund - Eintracht Frankfurt (TRT Haber)
21:00 Granada - Barcelona (NTV Spor)

17 Şubat Pazar
13:00 Gaziantep BŞB - Adanaspor (TRT Spor)
13:00 TKİ Tavşanlı Linyitspor - Torku Konyaspor (TRT Web)
13:30 Gençlerbirliği - Mersin İdman Yurdu (Ligtv)
14:30 FSV Frankfurt - Energie Cottbus (FOG)
15:00 Orduspor - İstanbul BB (Ligtv 2)
15:00 Boluspor - Kartalspor (TRT Web)
16:00 Bursaspor - SB Elazığspor (Ligtv)
16:00 Napoli - Sampdoria (TRT Spor)
16:30 Nürnberg - Hannover 96 (TRT Haber)
18:30 Hoffenheim - Stuttgart (TRT Haber)
19:00 Trabzonspor - FENERBAHÇE (Ligtv)
19:00 Bucaspor - Manisaspor (TRT Spor)
20:00 Valladolid - Atletico Madrid (NTV Spor)
22:00 Real Madrid - Rayo Vallecano (NTV Spor)

18 Şubat Pazartesi
20:00 Kasımpaşa - Sivasspor (Ligtv)
20:00 Adana Demirspor - Kayseri Erciyesspor (TRT Spor)
21:15 St.Pauli - Köln (FOG)

Kaynak: TD

Devamı

İkinci Skor Tahmin Yarışması | 4. Hafta


Akhisar Bld. - Galatasaray ?
Eskişehirspor - Kayserispor ?
Beşiktaş - Gaziantepspor?
M.P. Antalyaspor - K.D.Ç. Karabükspor ?
Gençlerbirliği - Mersin İdman Yurdu ?
Orduspor - İBB ?
Bursaspor - S.B. Elazığspor ?
Trabzonspor - Fenerbahçe ?
Kasımpaşaspor - Sivasspor ?

Skortahmin yarışmamızın 4. haftasında en son tahmin gönderim süresi; 15.02.2012 tarihi Cuma günü saat; 19:00'a kadardır. Herkese bol şanslar. Başarılar.
Devamı

14 Şub 2013

Güzel Adamlar #2 | Paul Scholes


"Güzel Adamlar" serimize; Andres İniesta ile başlamıştık. Sırada, Manchester United'ın efsaneleri arasına adını yazdıran bir isim var. O isim; Paul Scholes.

Daha önce blogda Paul Scholes ile ilgili iki konu açmıştık.(1 / 2) Futbolu "bıraktım" dediği an. Fakat, sonrasında Sir Alex Ferguson'un ricası üzerine yeniden sahala dönmüştü. 1993-1994 sezonunda başladığı Manchester United A takım kariyerine 2012-2013 yılı itibariyle devam ettiriyor. Manchester United formasıyla 710 maç üzeri oynamış biri isim Pual Scholes, özellikle Sir Alex Ferguson için büyük bir önem arz ediyor. Bu zamana kadar bir çok futbolcuyla çalışmasına rağmen Ferguson, o'nun alternatifini bulamamıştır. Sürekli o'nun mevkiisinde farklı futbolcular gelip-gitse de bir türlü Scholes ayarında futbolcu bulamamıştır.

Futbol yaşantısına daha çok gitti okulların futbol takımlarında başladı. Son olarak 1991 yılında Manchester'a taşındıklarında şehrin "kırmızı" tarafını seçerek; efsane olma yolunda ilk adımını atıyordu. Ve sonrasında herkesin bildiği ve hayranlıkla izlediği Scholes olma yolunu çizmişti. Mevkiisine gelen bir çok dünya starına forma şansı vermedi. Hep en iyi olmak için çalıştı. Sonucunda da Dünya'nın en iyi orta saha oyuncuları arasına adını yazdırdı. O'nu en iyilerden biri yapan konulardan biri de "istikrarı" oldu.

Yetenek, goller ve asisstler bir tarafa, Manchester United ile çıktığı her maç neredeyse aynı düzende ve iyi seviyede oynama başarısını gösteriyordu. 700 küsür maç oynamış Scholes'un vasat oynadığı maç sayısı; 50, kötü oynadığı maç sayısı; 50, çok kötü oynadığı maç sayısı; 50 olarak düşünürsek; 500-550 maç arası hep takımı için iyi seviyede ve olumlu futbol oynadığını söyleyebiliriz.

Manchester United kariyeri boyunca, kazanmadığı kupa ve başarı yok. Scholes için tek eksik; Milli Takım ile büyük bir başarı elde edememiş olması. O'nun dışında kulüp bazında kazandıklarıyla harika bir kariyere sahip. Bu başarılar gelirken; bireysel anlamda UEFA ve FIFA tarafından bir ödüle layık görülmemesi de futbol dünyasının en büyük eksi noktalarından biri olarak gözüküyor.

Scholes'un diğer futbolculardan farklı olduğunu aslında diğer starlar çok güzel özetliyor. Scholes için söylenmiş ve anı olmuş hikayeleri sunacak olursak;
Pele: "Eğer benim döneminde birlikte oynuyor olsaydık; daha fazla gol atabilirdim."
Zidane: "Oyunu iki yönlü oynayabilecek bir futbolcu haline gelebilirsiniz. Fakat, Paul Scholes sizin varacağınız noktaya en yakın futbolcudur."
P.Schmeichel: "Hayatımda onun kadar iyi top dağıtan başka bir futbolcu görmedim. Oyun ne zaman sıkışsa; topu alır ve bir taktik geliştirirdi."
Rooney: "Gördüğüm en iyi futbolcu; Paul Scholes."
Roy Keane: "İnanılmaz kabiliyetli bir futbolcu. Futbol sahasında samimi kalabilmiş futbolcu."
Bunlar sadece Paul Scholes için söylenmiş bilinen sözler. Daha niceleri var. Kendisi futbolu bıraktığını açıkladığında üzülmüştüm. Bazen, futbolu sevdiren kişinin gidişi üzer ya adamı işte öyle bir şey. Scholes, belki de bana futbolu sevdiren isim değildi. Fakat, futbolu güzel ve izlenilir yapan birinin gidişi üzüyordu. Neyse ki doya doya büyük bir keyifle izledik kendisini. Yeni bir Scholes gelmeyecek fakat o'nun yeteneklerine yaklaşabilecek yetenekleri izlemeye devam edeceğimizi ümit ederek; ekranlarda ve stadyumlarda yerimizi almaya devam edeceğiz.
Devamı

Paul Scholes - Ronaldo

"Manchester United antrenmanlarında sadece iyi oyuncuların yapabileceği bir çok hareket denerdim. Bir keresinde topla yapabildiklerimi Scholes'a gösteriyordum. Hareketlerimi bitirdiğimde, Scholes topu aldı ve durduğumuz yerden 50 metre civarı uzaklıktaki bir ağacı gösterdi. "şimdi şu ağacı bir defada vuracağım"dedi; vurdu da. Daha sonra topu bana verdi aynısını yapmam için. Belki 10 defa attım ama aynı isabetle vuramadım." - C.Ronaldo
Devamı

13 Şub 2013

Güzel Adamlar #1 | Andres İniesta


Pavel Nedved, "Bir takım küme düşerse futbolcular gider, adamlar kalır" diyordu. İşte o bahsedilen konuda futbolcudan çok adam olan birinden bahsedelim. Futbolun "güzel adamlarını" sizler için vakit buldukça uzun-kısa şekilde paylaşmaya çalışacağım.

İlk "güzel adam" Andres İniesta... 

Futbolu izlemeye başladığımdan dönemden bu yana sürekli "orta saha" oyuncuları benim gözümde en iyi olmuştur. Futbolun güzelliğinde en büyük pay sahibi benim gözümde hep onlar olmuştur. Bu güzelliğin içinde yer alan en iyi isimlerden biridir; Andres İniesta.

İspanya'nın Albacete'ye bağlı Fuentealbilla köyünde 1984 yılında gelen İniesta'nın bir gün bu noktalara ulaşabileceğini kimse hayal edemezdi. Şimdilerde bile 2000 kişinin bile yaşamadığı Fuentealbilla köyünden çıkıp, 1994 yılında Albacete'nin alt yapısından futbol hayatına başlayan İniesta için dönüm noktası 1996 yılı olarak gözüküyor. 1996 yılında Albacete ile katıldığı bir turnuvada dikkatleri üzerine çekmeyi başarıyor. Özellikle, dönemin Barcelona genç takım teknik direktörü Enrique Orizaola'nın dikkatini çekiyor. Fakat, İniesta'yı 12 yaşında Albacete gibi ufak bir yerden Barcelona'ya getirebilmek için büyük çaba sarf etmeleri gerekiyordu. Annesi ve babasını ikna edebilmek için fazlasıyla uğraşan Barcelona, sonunda futbolcuyu La Masia'ya getirebiliyorlardı. La Masia'da harikalar yaratan ve U-15 takımının kaptanlığını da yapan Andres İniesta için artık beklenti daha da artmış durumdaydı.

Under takımların tamamında kendisini gösteren İniesta için artık A takım zamanı geldiğinde tarih 2002 yılını gösteriyordu. B takım için 3 senede 54 maça çıkan İniesta, 2002-2003 senesinde hem A takımda hem de B takım için mücadele ediyordu. Fakat, A takımda sadece 6 maçlık bir performans gösterebilmişti. 2003-2004 sezonuyla birlikte artık tek mücadele ettiği takım Barcelona A takımı oluyordu. İniesta yavaş yavaş kendini gösteriyor ve emin adımlarla basamaklı çıkıyordu. 2004-2005 sezonu İniesta için adını sürekli duyacağımız dönemlerin başlangıcıydı. L. van Gaal'ın 2002 yılında A takıma çıkardığı İniesta için Rijkaard daha farklı planlar hazırlamıştı. Bunu, 2004-2005 yılında İniesta'ya 38 La Liga maçının 37'sinde forma şansı vererek gösteriyordu.

2005-2006 yılında iyice takıma adapte olan ve verilen şansları en üst düzeyde değerlendiren İniesta, kupalar kazanmaya başlıyordu. La Liga ve Şampiyonlar Ligi şampiyonluğu ile başlangıçların en güzelini yapmıştı. 2006 yılında Arsenal'in son 15 dakikasına 1-0 önde girdiği ve Barcelona'nın 2-1 kazandığı finali unutmak mümkün değil. İniesta o karşılaşmada ikinci yarıda Edmilson'un yerine sahadaydı. Sonrasında geçen seneler ve İniesta'nın Barcelona takımının bir parçası olması kaçınılmazdı. 2008 yılında Real Madrid'in transfer teklifine direkt düşünmeden hayır cevabı verebilecek kadar da Katalan ekibine bağlı bir futbolcuydu.

Milli takım ile 2006 yılında tanışan İniesta, Barcelona'da yaşadığı başarıları Milli takım bazında da yaşamaya devam ediyordu. 2006 Dünya Kupası'nda İspanya'nın erken vedası İniesta'yı izleyememize neden olmuştu. Fakat, 2 sene sonra düzenlenecek olan Avrupa Şampiyonası, İniesta için en üst nokta olmuştu. Kazanılan şampiyonluk ve en iyi 11'de yer almasıyla birlikte İniesta ismi iyice hafızalarda yer etmeye başlamıştı. Herkes Messi mi? Ronaldo mu? tartışmasını yaparken; İniesta aslında beklentilerin üstünde başarılar elde ediyor ve 10 yıl sonra bile hatırlanacak futbolcular arasında yerini almayı başarıyordu.

2009 yılında Manchester United karşısında Şampiyonlar Ligi şampiyonluğunu getiren golü kaydeden İniesta, artık kişisel bazda da ödüller almaya başlıyordu. Sürekli olarak FIFA Ballon d'Or ödülü için adaylığı aslında o'nun ne kadar iyi bir futbol "adamı" olduğunun kanıtıydı. Ödüller alsın almasın, futbol oynadığı sürece hep en iyiler arasında adının mutlaka yazılacağı bir isim; Andres İniesta. Futbolu güzel kılan ve izlenilirliğini arttıran "özel" futbolcular arasında. Sakatlık geçirmediği sürece önümüzdeki 5-6 yıl daha bu büyük yeteneği izleme fırsatı yakalayacağız.
Devamı

12 Şub 2013

Hafta İçi TV'de Futbol


12 Şubat Salı
21:45 Valencia - PSG / Ntv
21:45 Celtic - Juventus / Smart Spor

13 Şubat Çarşamba
21:45 Real Madrid - Manchester United / Smart Spor
21:45 Shakhtar Donetsk - Borussia Dortmund / Smart Spor 2

14 Şubat Perşembe
19:00 Zenit St.Petersurg / Smart Spor 2
20:00 Napoli - Viktoria Plzen / Smart Spor
20:00 BATE Borisov - FENERBAHÇE / Star Tv 
22:05 Atletico Madrid - Rubin Kazan / Smart Spor
22:05 Tottenham Hotspur - Olympic Lyon / Smart Spor 2

Devamı

İkinci Skor Tahmin Yarışması | 3. Hafta Puanlama

3. Hafta 

Eren - 2 puan
Önder Ayhan Pektaş - 1 puan
Bekir Öktem - 1 puan
okandanisman - 0 puan
fatihfc - 0 puan
osvaldo - 0 puan
Yeşil Kırmızı - 0 puan
B.Furkan Sümbül - 0 puan
bobby joe hill - 0 puan
A.Sercan Çalı - 0 puan
Arkhe - 0 puan
steven stiffler - 0 puan
Emre Topbaş - 0 puan
Mule - 0 puan
vyslsr - 0 puan
dr imperius - 0 puan
puzzyyy - 0 puan
*Yiğit Yılmaz - 0 puan
*emre scorpion - 0 puan
*tandemibozmak - 0 puan

Yarışmamızın 3. haftasında sadece 3 yarışmacımız doğru tahminde bulunarak puan aldı. 17 yarışmacımızın tahmin gönderdiği haftada 3 yarışmacımız (Yiğit Yılmaz, emre scorpion ve tandemibozmak) tahmin göndermeyerek haftayı puansız kapattılar. Yiğit Yılmaz ve emre scorpion 2. hafta ve 3. hafta tahmin göndermeyerek; 4. hafta tahmin göndermedikleri taktirde yarışma dışında kalacak ihtimali olan yarışmacılarımız oldular.
Devamı

Rakibimiz; Bate Borisov


* UEFA Avrupa Ligi ikinci turdaki rakibimiz Bate Borisov ile ilgili biraz araştırma yapalım dedik. Maçlarını Minsk'de bulunan Dinamo stadında oynayan Bate Borisov takımı Şampiyonlar Ligi'nde F grubunu üçüncü sırada tamamlayarak UEFA Avrupa Ligi'ne gelme şansı yakaladı. Bayern Munih, Valencia ve Lille ile aynı grupta bulunan Bate Borisov 6 puan toplayabilmişti.

* Bate Borisov takımı belli bir sistemle oynayan ve bunu 6-7 senedir başarabilen bir takım. Ellerinden gelenin en iyisini sahaya sunmaya çalışıyorlar. Çok büyük beklentiler içinde olmadan stressiz bir şekilde futbollarını diledikleri gibi gösterme imkanları var. Fakat, takımın en önemli defans oyuncularından biri olan Marko Simic'i Kayserispor'a gönderdiler. Ayrıca, takımın beyni olan Renan Bressan'ı Alania'ya yolladılar. Bu iki futbolcunun yokluğunu fazlasıyla hissedeceklerini düşünüyorum. Hleb, Bressan, Simic, Badoyan ve Olekhnovich gibi takımın en önemli taşlarından ikisinin takımdan ayrılması Goncharenko'nun işlerini zorlaştıracaktır.

Bate Borisov takımını; @puzzyyyy abimiz için "yerinde :)" inceledik. Analiz etmeye çalıştık. Yazının tamamı için; "Rakip; Bate Borisovadresine sizleri yönlendireyim. Sağolsun, amatör branşların olduğu bir bloğa bize futbol yazdırdı. Umarım sizin de keyifle okuyabileceğiniz bir analiz yapmışızdır. İyi okumalar. 

Bate Borisov'un hocası "Viktor Goncharenko" ile ilgili de bir yazı yazmıştık.
Devamı

8 Şub 2013

Unutulmaz Maçlar #3


Manchester United 2-1 Bayern Munih 

Tarih, 26 Mayıs 1998'i gösterdiğinde Camp Nou tribünlerini dolduran 90.000 kişi böyle unutulası güç bir maç beklemiyordu. Favori olanın belli olmadığı ve kupanın her iki takıma da eşit olduğu bir Şampiyonlar Ligi finalini tribünde seyredenler o günü dün gibi hatırlıyorlardır. Bizler ekran başında o günü unutamazken, onlar o keyfi canlı canlı yaşamışlardı.

Bayern Munih, gruplara kalabilmek için ön eleme oynadığı bir dönemde. Finallere kadar kalma başarısı gösterirken, Ottmar Hitzfeld'in katkısı çok büyüktü. Ottmar Hitzfeld'in sadece kadroya 3 yabancı dahil ettiği Bayern Munih'in o zaman oluşan kadrosuna bakacak olursak; Kahn, Matthaus, Babbel, Linke, Kuffour, Tarnat, Effenberg, Jeremies, Basler, Jancker ve Zickler'den oluşan bir 11'le sahaya çıkıyordu. Saat gibi işleyen Bayern Munih'in Alex Ferguson'un Manchester United karşısında başarılı olacağına ve şampiyon olacağına inanan kısım az da değildi.

Manchester United ise, Ferguson yönetiminde 31 yıl sonra Şampiyonlar Ligi'nde şampiyonluk şansını tekrar elde etmişti. En son 1967-1968 sezonunda Benfica'yı meşhur Wembley Stadyumu'nda mağlup ederek bu büyük kupayı kazanan Manchester United için bu karşılaşma büyük önem taşıyordu. 67-68 sezonundan beri bir türlü final yüzü göremeyen Manchester United, Ferguson ile büyük bir değişim göstermiş ve artık uzun süren kupa 1'deki hasrete son vermek istiyordu. P.Schmeichel, G.Neville, Johnsen, Stam, D.Irwin, Giggs, Beckahm, Butt, Blomqvist, Yorke ve Cole'dan oluşan 11 ile Bayern Munih karşısında galibiyet arıyorlardı.

Basler... 

Bayern Munih maça hızlı başlamış ve 6. dakikada Basler'in frikikten kullandığı vuruşla durumu 1-0'a getirmişti. Maça golle başlayan Bayern Munih biraz daha geri çekilse de Manchester United tarafından rakip kalede tehlikeler yaratılamıyordu. Bayern Munih, rakibi karşısında daha dirençli ve istekli futbolunu sergilemeye devam ediyordu. Herkesin dilinde olan "Alman disiplini" Manchester United takımını bir hayli zorluyordu. Her şey Bayern Munih'in kontrolü ve isteği gibi gitmeye devam ediyordu. İlk yarı ve ikinci yarı biraz ibre Bayern Munih'de olsa da Manchester United takımı maçın son 15-20 dakikalık bölümünde artık kaybedecekleri bir şey olmadığının farkına vardı.

Ferguson Ruleti... 

Ferguson artık bir şeyler yapmak zorundaydı. Önce oyuna tecrübeli bir isim aldı. Sol kanat Blomqvist'i 67. dakikada çıkartarak yerine Teddy Sheringham'ı almıştı. Gol bulabilmek için böyle bir risk alırken, Bayern Munih takımı orta sahayı daha da kuvvetlendirmek adına hamleler yapmaya başlamıştı. Ferguson artık son kozunu 25 yaşındaki genç Norveçli Gunnar Solskjaer'i alarak yapıyordu. Bunu yaparken, fazlasıyla yorulan Andy Cole'u saha kenarına alıyordu. Bu değişimden sonra baskısını iyice kuran Manchester United bir türlü golü bulamıyordu. Maçın hakemi uzatma dakikalarını gösterdiğinde her şey bitti deniliyordu.

Bu durumu, dönemin UEFA başkanı Lennart Johansson'un yerinden kalkıp kupayı Bayern Munih'e vermek için tribünden inmeye başlıyordu. O dakikada sahneye Ferguson'un oyuna sonradan aldığı Teddy Sherringham ve Solskjaer çıkarak, kupanın Munih'e değil Manchester'a verileceğini söylüyorlardı. 90+1 ve 90+2'de Manchester United 2 gol bularak 1998 senesine damga vuran ve hafızalara kazınan bir karşılaşmaya imza atıyordu.

Maçın hakemi P.Collina'nın bile aklında yer eden ve unutmadığı bu karşılaşma da "Unutulmaz Maçlar" serimizde yerini alıyor.
Devamı

İkinci Skor Tahmin Yarışması | 3. Hafta

İBB - Akhisar Bld.
Gençlerbirliği - Eskişehirspor
K.D.Ç. Karabükspor - Bursaspor
Elazığspor - Beşiktaş
Sivasspor - Trabzonspor
Kayserıspor - Orduspor
Mersin İdman Yurdu - Fenerbahçe
Galatasaray - M.P. Antalyaspor
Gaziantepspor - Kasımpaşaspor

Yarışmaya tahmin gönderim için son süre 09 Şubat Cumartesi 12:30'a kadardır. Bu süreye kadar tahminlerinizi yorum olarak gönderebilirsiniz. Süre geçiminden sonra tahmin gönderen yarışmacıların tahminleri kabul edilmeyecektir.
Devamı

7 Şub 2013

Hafta Sonu TV'de Futbol


8 Şubat Cuma
19:00 Braunschweig - Aalen (Fog Tv)

9 Şubat Cumartesi
13:30 İstanbul BB - Akhisar Belediyespor (Ligtv)
14:00 Kayseri Erciyesspor - Gaziantep BŞB (TRT 1)
14:00 Energie Cottbus - Köln (Fog Tv)
14:45 Tottenham Hotspur - Newcastle United (Ligtv 2)
16:00 Gençlerbirliği - Eskişehirspor (Ligtv)
16:30 Borussia Dortmund - Hamburg (TRT Haber)
17:00 Sunderland - Arsenal (Ligtv 2)
19:00 KDÇ Karabükspor - Bursaspor (Ligtv)
19:00 SB Elazığspor - Beşiktaş (Ligtv)
19:00 Karşıyaka - Bucaspor (TRT Spor)
19:30 Southampton - Manchester City (Ligtv 2)
19:30 Bayern Münih - Schalke 04 (TRT Haber)
21:00 Mali - Gana (Eurosport)
21:00 Levante - Malaga (NTV Spor)
23:00 Real Madrid - Sevilla (NTV Spor)

10 Şubat Pazar
13:00 Barcelona - Getafe (NTV Spor)
13:00 Torku Konyaspor - Adana Demirspor (TRT Spor)
13:00 Boluspor - Samsunspor (TRT Web)
13:00 Kartalspor - Şanlıurfaspor (TRT Web)
13:30 Sivasspor - Trabzonspor (Ligtv)
14:30 Sandhausen - St.Pauli (Fog Tv)
15:30 Aston Villa - West Ham (Ligtv 3)
16:00 Çaykur Rizespor - Göztepe (TRT Web)
16:00 Cagliari - Milan (TRT Spor)
16:00 Kayserispor - Orduspor (Ligtv 2)
16:30 Mersin İdman Yurdu - Fenerbahçe (Ligtv)
16:30 Augsburg - Mainz (TRT Haber)
18:00 Manchester United - Everton (Ligtv 3)
18:30 Freiburg - Fortuna Düsseldorf (TRT Haber)
19:00 Adanaspor - 1461 Trabzon (TRT Spor)
19:00 Denizlispor - TKİ Tavşanlı Linyitspor (TRT Web)
20:00 Galatasaray - MP Antalyaspor (Ligtv)
20:00 Afrika Uluslar Kupası Final (Eurosport)
22:00 Rayo Vallecano - Atletico Madrid (NTV Spor)

11 Şubat Pazartesi
20:00 Gaziantepspor - Kasımpaşa (Ligtv)
20:00 Manisaspor - MKE Ankaragücü (TRT Web)
21:15 Hertha Berlin - Union Berlin (Fog Tv)
22:00 Liverpool - West Bromwich Albion (Ligtv 3)

TD

Devamı

Unutulmaz Maçlar #2



Tottenham 3-5 Manchester United 

Kağıt üzerinde çok fazla şans tanınmayan Tottenham Hotspur sahasında Manchester United'ı konuk ettiğinde takvimler 29 Eylül 2001'i gösteriyordu. White Hart Lane tribünlerini doldurmuş Kuzey Londra ekibi taraftarları takımından umutluydu. Manchester United ise, ligdeki konumunu korumak hatta liderlik koltuğunu devralmak için sahaya çıkıyordu. Henüz ligin 7. haftası olmasına rağmen Manchester United takımı sezon başında şampiyonluk adayları içinde olduğunu göstermekteydi.

Ziege'yi unuttular... 

Ziege'nin müthiş bir ilk yarı oynadığı sıralarda Tottenham takımı ilk golünü Ziege'nin kullandığı köşe vuruşunda Dean Richards'ın kafa vuruşu sonrasında buluyordu. 1-0 öne geçen ve rakibi karşısında daha iyi oynamaya başlayan Tottenham Hotspur ikinci golü Les Ferdinand'ın ayağından buluyordu. 2-0'lık skor sonrası daha da rahatlayan Tottenham takımı rakip kalede daha etkili olmaya başlıyordu. Manchester United'ın gol aradığı dakikalarda gelişen atakta Poyet'in sağdan yaptığı ortada Ziege arka direkte kafa vuruşuyla tamamlayarak takımının soyunma odasına 3-0 önde gitmesini sağlıyordu.

Ferguson... 

İkinci yarıya Manchester United fırtına gibi başlamıştı. Rakibi karşısında sağdan ve soldan ataklar geliştiren Manchester United takımı rehavete kapılmış Tottenham karşısında ilk golü A.Cole'un kafa vuruşundan buluyordu. Andy Cole ile 46. dakikada skoru 3-1'e getiren Manchester United üzerindeki ölü toprağını atmıştı. 10 dakika kurulan baskı sonrasında 57. dakikada Laurent Blanc ile durumu 3-2'ye getirmişlerdi. Sürekli baskın bir futbol ortaya koyan Manchester United takımı Nistelrooy ile durumu 3-3'e getirme başarısı gösteriyordu. Skor 3-3 olduktan sonra Tottenham takımının yapabileceği bir şey kalmamıştı. Rakip sahaya yığılmış olan Manchester United, önce 76. dakikada Veron'un golüyle 4-3 ardından 87'de Beckham'ın golüyle durumu 5-3'e getiriyordu.

Kuzey Londra'nın Tottenham cephesi 3-0'dan 5-3'e gelen maçı unutmadıkları gibi Arsenal cephesinin dilinden de düşmemişlerdi. O sezon Kuzey Londra'nın Tottenham cephesi Manchester United'e 5-3 ve 4-0'lık skorlarla mağlup olurken; Arsenal cephesi evinde 3-1 deplasmanda 1-0'lık skorlar alarak Manchester United'ı her iki karşılaşmada da mağlup etme başarısı gösteriyordu.
Devamı

6 Şub 2013

6 Şubat 1958


Devamı

Unutulmaz Maçlar #1

Unutulmaz maçlar serimize; İstanbul'da oynanılan Milan - Liverpool maçıyla başlatalım. Her gün bir yeni maçı ve videosunu sizlerle paylaşmaya çalışacağım. 

25 Mayıs 2005'te Liverpool ve Milan takımları Şampiyonlar Ligi finalinde İstanbul'da karşı karşıya geliyordu. Maçın favorisi rakibinin 1 adım önünde görülen Milan takımıydı. Kağıt üstünde de Milan takımıydı. Dida, Cafu, Stam, Nesta, Maldini, Pirlo, Gattuso, Seedorf, Kaka, Shevchenko ve Crespo 11'i ile sahaya çıkacak Milan'ın yedeklerinde, Abbiati, Kaladze, Costacurta, Rui Costa, Dhorasoo, Serginho ve Tomasson gibi isimler vardı. Bu 18 kişilik kadro ile şimdi mücadele eden Milan kadrosu bir an aklıma geldi. Nereden nereye? 

Liverpool'un rakibine göre daha mütevazi bir kadrosu vardı. Dudek, Finnan, Carragher, Hyypia, Traore, Alonso, Luis Garcia, Gerrard, Riise, Kewell ve Baros 11'inin dışında Scott Carson, Josemi, Hamann, Antonio Nunez, İgor Biscan, D.Cisse ve Smicer gibi yedek oyuncuları vardı. Liverpool'un şansı bu kadro ile yıldızlar topluluğu Milan karşısında çok az görünüyordu. Rafael Benitez'in hocalık kariyerine altın harflerle kazıyacağı bir akşam yaşayacağı da aklına gelmemiştir. 

Mucize... 

Milan'ın kağıt üzerindeki üstünlüğünün yanı sıra maça Maldi'nin 1. dakikada bulduğu gol de eklenince Liverpool cephesinde işler iyi gitmemeye başlamıştı. Sahada tel-tel dökülen Liverpool takımına karşı ağır basan bir Milan takımı vardı. İlk yarıda ortaya konan futbol ile Milan takımı rakibi karşısında sahanın tek hakimi olmayı başarmıştı. İlk yarının bitimine kısa bir süre kala sahneye Crespo çıkmıştı. 39 ve 45. dakikalarda bulduğu iki golle Milan'ın soyunma odasına 3-0'lık üstünlükle gitmesini sağlıyordu. Liverpool cephesinde işler daha da kötü duruma gelmişti. Şampiyonlar Ligi tarihine altın harflerle yazılacak bir karşılaşma bizleri bekliyordu. 3-0'lık skorun daha da artacağını ve tarihe geçeceğine inanan Milan taraftarları olduğu kadar biz futbol severler de aynı şeyleri düşünmeye başlamıştık. 

Liverpool için 45 dakikalık bir futbol şansı kalmıştı. Kaybedeceği bir şey olmayan Liverpool takımı ikinci yarıya daha hızlı başlayan ve cesur oynayan bir futbolla başlamıştı. Sonucunu, 55. dakikada kaptanları Gerrard ile buldular. Attıkları tek golle skoru 3-1'e getiren Liverpool takımı karşısında Milan takımı futbolcuları üzerindeki rahatlık başlarına büyük işler ve hatalar açmaya başlamıştı. Bundan faydalanan Gerrard önderliğindeki Liverpool takımı 5 dakika içerisinde Smicer ve Alonso'nun attığı golle maçı 3-3'e getirmişlerdi. 5-6 dakika içinde 3 gol birden bulan Liverpool takımı karşısında bu sefer şok geçiren Milan takımıydı. 

Maç 3-3'e gelmiş olsa da Milan takımı toparlanıp Liverpool karşısında maçı 4-3'e getirebilecek pozisyonlar bulmaya başlamıştı. Shevchenko ile pozisyonlara giren Milan takımına belki de hayatının en iyi futbolunu oynan Dudek izin vermiyordu. Dudek'in ateşlediği Liverpool takımı kalesini var gücüyle savunarak maçı uzatmalara götürmesini başarmıştı. Liverpool'un bulduğu 3 gol sonrasında Ancolletti'nin takıma müdehale etmemesi bir tarafa Liverpool takımının ortaya koyduğu mücadele gücü ve taraftarının da yardımıyla rüzgarı arkalarına almalarına yetmişti. 

Dudek... 

Penaltı atışlarını ilk Milan takımı kullanacaktı. Oyuna sonradan dahil olan Serginho ilk penaltı atışı için penaltı noktasına geldiğinde gerginlik ve heyecan daha da artmıştı. Serginho penaltı atışını dışarı vurmuştu. Liverpool takımında ilk penaltı atışını oyuna ikinci yarıda giren Hamann kullanacaktı. Dida'nın doğru tahmin ettiği köşeye zor bir penaltı atan Hamann ilk penaltılar sonrasında takımını öne geçiriyordu. Sonrasında Pirlo'nun penaltı atışı vardı. Pirlo gibi bir yeteneğin vuruşunu Dudek kurtarıyordu. İlk 2 penaltısını kaçıran Milan karşısında Liverpool'un ikinci penaltısını yine oyuna sonradan giren Cisse kullanacaktı. Cisse, kaleci ile topu ayrı köşelere göndererek, Liverpool'u 2-0 öne geçiriyordu. Milan'ın 3. penaltısı için topun başına oyuna sonradan giren Jon Dahl Tomasson geçmişti. Danimarkalı kaleci ile topu ayrı köşelere göndererek, umutları devam ettiriyordu. Liverpool'da 3. penaltı için Riise topun başına geldiğinde akıllara "sol ayaklı futbolcular iyi penaltı atamaz" tezini doğruluyordu. Dida'nın önceden gittiği köşeye topu yuvarlayan Riise, Liverpool adına üçüncü penaltıyı kaçırıyordu. Kaka'nın Milan için 4. penaltıyı atmasından sonra durum 2-2'ye gelmişti. Liverpool adına 4. penaltıyı atma görevi karşılaşmada Liverpool'un ikinci golünü Smicer'e verilmişti. Smicer penaltı atışını gole çevirdiğinde Milan'ın beşinci penaltısını atmaya gelen Shevchenko'nun penaltıyı atamaması Liverpool'a tarihi gecede Şampiyonlar Ligi şampiyonluğunu getiriyordu. 
Devamı

2012'de Yaşanılanlar


2012 yılı için; şöyle geriye doğru dönüp baktığımız zaman neler olmuş diye hatırlayacağımız 9 dakikalık güzel bir video olmuş. 
Devamı

4 Şub 2013

Yaş 35 Yolun Yarısı Eder


(Khioniki 1977) 16 yaşında (1993) babasını Çernobil faciasında kaybeden ve sonrasında futbolla tanışıp BATE forması giyiyor. 24 yaşında geçirdiği sakatlık sonrası futbol hayatına son vermek zorunda kalıyor. Kulüp içinde çalışarak yardımcı antranörlüğe kadar gelip sonrasında 2008 yılında Real Madrid ile oynanılan Şampiyonlar Ligi maçında kupa tarihinin en genç teknik drektörü ünvanı kazanıyor. 2007 yılında takımın başına geldiğinde kimse ondan büyük başarılar beklemez fakat o kendini geliştirmeye ve bu gelişim sürecinde takımı da ileriye doğru taşımaya başlar.

Minsk'de bulunan "Republic State College of Olympic Reserve"'de eğitim almaya başlayan bu genç isim Hleb, Kutuzov ve Zhevnov gibi ülkenin önde gelen futbolcularıyla birlikte ülkenin en iyileri arasına ismini yazdırmak için ilk adımı atmıştı. 1998 yılında eğitimini tamamlayıp BATE takımında futbol oynamaya başlar. Ama, bu başlayış sonrası çok uzun sürmez. Yalnız futbolcu olarak 1999 yılında takımla birlikte lig şampiyonluğu yaşar. O tarihten itibaren formasını terlettiği ve hocalık yaptığı BATE takımı Avrupa Kupaları'nda mücadele etmeye başlar. Ve son olarak 2001 yılında yaşadığı sakatlık sonrasında futbol kariyerine son vererek, BATE takımının geleceği için çalışmalara başlar.
5-6 senelik bir teknik direktör olmak için yapılan çalışmalar, eğitimler ve gözlemler sonrasında 2007 yılında A takımın başına geliyor. 2006 yılında geldiği yardımcı antranörlük ile yaşadığı şampiyonluğu A takımın başına geçtiği 2007 yılından beri kimselere kaptırmıyor. BATE bu süre içerisinde ligde 2007 - 2008 - 2009 - 2010 - 2011 - 2012 senelerinde şampiyonluklar yaşadı. Bir kere lig kupası ve 2 kere lig süper kupasını takıma kazandırma başarısı gösterdi. Lig için artık yapılması gereken her şeyi yapan bir BATE için Avrupa macerası başlamalıydı. 2007 yılında Şampiyonlar Ligi macerası yaşayan bu genç isim 2008 yılında takımıyla ilk defa gruplarda buldu kendisini. Bu başarılar elde edilirken, Belarus'ta yılın en iyi yöneticisi olmayı gelenek haline getirmeye başlamıştı.

Şu an takımın geldiği konumuna bakacak olursak; BATE'yi bu günlere getiren sistemin en büyük pay sahibi "Viktar Mihailavich Hancharenka"'dır. Yaşanılan o kadar büyük tranvaya karşılık, Viktar'ın geldiği konum itibariyle büyük bir övgüyü hakettiğini söylemek gerekiyor. BATE'den bu kadar söz ediliyor olmasındaki payı o kendinde değil futbolcularında buluyor olsa da 35 yaşında bu denli adından söz ettiriyor olması muazzam. Fenerbahçemizin UEFA Avrupa Ligi'nde karşılaşacağı BATE Borisov takımı teknik direktörü Viktar'ı biraz tanıyalım istedim. Zaman kısıtlı olduğundan çok fazla derinlemesine inceleyemedik.

BATE takımı yazımızı yazmaya başladığımızda belki bir kaç not daha düşeriz bu genç teknik adam için.

Önder Ayhan Pektaş 
Devamı

İkinci Skor Tahmin Yarışması | 2. Hafta Puanlama


2. Hafta 


Arkhe - 2 puan
okandanisman - 2 puan
osvaldo - 1 puan
dr imperius - 1 puan
Önder Ayhan Pektaş - 1 puan
puzzyyy - 1 puan
Eren - 1 puan
A. Sercan Çalı - 0 puan
Yeşil Kırmızı - 0 puan
Bekir Öktem - 0 puan
tandemibozmak - 0 puan
vyslsr - 0 puan
steven stiffler - 0 puan
Mule - 0 puan
bobby joe hill - 0 puan
B.Furkan Sümbül - 0 puan
*fatihfc
*Yiğit Yılmaz
*Emre Topbaş
*emre scorpion

Yarışma dışı puanlama; 
centrocampista - 2 puan
Bayonet - 1 puan

Yarışmamızın ikinci hata puanlamasına "fatihfc, Yiğit Yılmaz, Emre Topbaş ve emre scorpion" tahmin göndermedikleri için dahil edilmedi. Bir sonraki hafta görüşmek üzere.
Devamı

Fenerbahçe 1-2 Sivasspor | STSL 20. Hafta

Yorumsuz!.. 

Not: Arşiv
Devamı

1 Şub 2013

Cristiano Ronaldo | Attığı 302 Gol

Devamı

Hafta Sonu TV'de Futbol


1 Şubat Cuma
20:00 Akhisar Belediyespor - Kayserispor (Ligtv 2)
20:00 Beşiktaş - KDÇ Karabükspor (Ligtv)
21:30 Werder Bremen - Hannover 96 (TRT Haber)

2 Şubat Cumartesi
13:00 1461 Trabzon - Kayseri Erciyesspor (TRT Spor)
14:00 Adana Demirspor - Denizlispor (TRT 1)
14:45 QPR - Norwich City (Ligtv 3)
16:00 Kasımpaşa - SB Elazığspor (Ligtv)
16:30 Mainz 05 - Bayern Münih (TRT Haber)
17:00 Newcastle United - Chelsea (Ligtv 3)
19:00 MP Antalyaspor - İstanbul BB (Ligtv 2)
19:00 Bursaspor - Galatasaray (Ligtv)
19:00 Şanlıurfaspor - Manisaspor (TRT Spor)
19:30 Fulham - Manchester United (Ligtv 3)
19:30 Hamburg - Eintracht Frankfurt (TRT Haber)
23:00 Granada - Real Madrid (NTV Spor)

3 Şubat Pazar
13:00 Malaga - Real Zaragoza (NTV Spor)
13:00 TKİ Tavşanlı Linyitspor - Çaykur Rizespor (TRT Spor)
13:30 Orduspor - Gençlerbirliği (Ligtv)
15:30 West Bromwich Albion - Tottenham Hotspur (Ligtv 3)
16:00 Fiorentina - Parma (TRT Spor)
16:00 Eskişehirspor - Mersin İdman Yurdu (Ligtv 2)
16:00 Trabzonspor - Gaziantepspor (Ligtv)
16:30 Nürnberg - B.Mönchengladbach (TRT Haber)
18:00 Manchester City - Liverpool (Ligtv 3)
18:30 Bayer Leverkusen - Borussia Dortmund (TRT Haber)
19:00 FENERBAHÇE - Sivasspor (Ligtv)
19:00 Bucaspor - Adanaspor (TRT Spor)
20:00 Valencia - Barcelona (NTV Spor)
21:00 Santos - Sao Caetano (Ligtv 3)
22:00 Atletico Madrid - Real Betis (NTV Spor)

TD
Devamı
© Geri Pas Yok! All rights reserved | Theme Designed by Seo Blogger Templates