30 Mar 2011

Milli Aranın Ardından Fenerbahçe


Avusturya karşısında aldığımız galibiyet, EURO 2012 için çok önemliydi. Ortaya çok da güzel bir futbol sergilemesek de 3 puanın önemi çok fazlaydı. Aldığımız puanlarla 5 maç sonunda 9 puana ulaştık. Üçüncü sırada olmamıza rağmen, 2. sırada ki Belçika'nın bir puan gerisinde ve bir maç eksik durumdayız. Maç sonunda Hiddink'in "artık şöför koltuğundayız" demeci de çok yerinde bir tespit oldu. Bundan sonra ki maçımızı Belçika'ya karşı oynayacağız. Belçika karşısında alacağımız puan/puanlar Almanya'nın ardından ikincilik adına rakipsiz kalmamızı sağlayacak. Aslına bakarsanız, geriye dönük baktığımızda Azerbaycan karşısında aldığımız mağlubiyet olmasa şuana kadar işimizi çoktan bitirmiş, hatta birincilik için bile iddialı konumda olabilirdil. Fakat, Almanya'nın son sürat yoluna devam etmesi de birincilik için rakipsiz olduğunun göstergesi. Ama, inancımız ve gücümüz yüksek seviyede. Bundan sonrası için çok daha umutluyuz.


Şimdi bu Milli maçlar sonrasında futbolcuların takımlarına geri dönmesi ve Milli maç sonrasında ki performansları da çok önemli. Şampiyonluk yarışında başa baş devam eden Fenerbahçe ve Trabzonspor'un futbolcuları, hafta sonu oynanılacak karşılaşmalarda ne kadar yeterli olacak. Fenerbahçe kendi evinde Bursaspor'u konuk edecekken, Trabzonspor'da evinde düşmeme mücadelesi veren Konyaspor'u konuk edecek. Fenerbahçe'nin Milli olan oyuncularının fazlalığı ve geçmişe dönelik yaşadığımız puan kayıpları bir an sarı-lacivertli taraftarlarını endişe içine düşürebilir. Takımımızda ki Milli oyuncuları sayacak olursak, Volkan Demirel, Mert Günok, Gökhan Gönül, Mehmet Topuz, Semih Şentürk, Joseph Yobo, Issiar Dia, Mamadou Niang, Miroslav Stoch, Diego Lugano ve Andre Santos'u görüyoruz. Bu oyunculardan çoğu takımın iskeletini oluşturan oyuncular. Ama, gün geçtikçe yükselen performanslar göstermeleri de biraz olsun endişemizin seviyesini azaltıyor. Gelelim Fenerbahçe'nin Milli maç dönüşü yaşadığı puan kayıplarına.


Fenerbahçe, Milli maçlar sonrasında oynadığımız 33 resmi karşılaşmada 25 galibiyet çıkarttık. 5 mağlubiyet aldığımız bu süreçte 3 beraberlik aldık. Son olarak, Güney Kore ile oynadığımız dostluk maçında 0-0 berabere kaldıktan sonra çıktığımız Kayserispor maçında ortaya iyi bir futbol koyarken 2-0'lık galibiyet çıkartmıştık. Şimdi ki durum geçmiş döneme göre çok daha önemli. Trabzonspor'un zayıf ama puan kaybetme ihtimali olduğu Konyaspor karşılaşmasına çıkacak olması ve Bursaspor gibi güçlü bir rakip karşısında bizim neler yapacağımız çok önemli. Ayrıca, evimizde oynayacağımız karşılaşmada biletlere olan ilgiyi de düşünürsek, her zaman olduğu gibi inanılmaz bir güç olacak. Bunu iyi bir şekilde kullanarak, geçen sene sahamızda aldığımı 3-2'lik mağlubiyetin de rövanşını almamız gerekiyor. Şampiyonluk yolunda zorlu bir sürece giriyoruz. Bu süreçte Galatasaray karşısında aldığımız galibiyetle iyi başladık. Süreç içerisinde önce evimizde Bursaspor'u ardından Eskişehir deplasmanı ve tekrar evimizde Gaziantepspor'u ağarlayacağız. Bu zorlu 4'lü seriden çıkartacağımız 10-12 puan şampiyonluk için ibreyi daha fazla bizim tarafımıza çevirecek. Bu zorlu süreci Trabzonspor'un da yaşayacağını biliyoruz. Bunun için Milli maç dönüşünde ki başarımızı devam ettirmemiz gerekiyor.


Haftasonu güzel bir havada ve güzel bir atmosferde bakalım nasıl bir sonuç çıkartacağız...


Önder Ayhan Pektaş
İletişim; twitter.com/onderpektas
Devamı

27 Mar 2011

Where is the ball?



Baros, topu gökte ararken yerde buldu!
Devamı

26 Mar 2011

Attığım En Güzel Gol



NTVSpor'da Rıdvan Dilmen ve Güntekin Onay'ın %100 futbol adlı programına konuk olan kaptan, unutumadığı ve kariyerinin en güzel golü dediği gol.
Devamı

Altyapı'nın Zaferi!


Bir video paylaşım sitesinde geriye dönüş Şampiyonlar Ligi finallerini izlerken, 1995 yılında ki Ajax - Milan arasında oynanılan karşılaşması gerçekten futbol açısından ve daha geniş bir pencereden baktığımızda tarihte ki yerini almıştı.



Futbol tarihinde model olarak Ajax altyapısı herkes tarafından örnek alınıyordu. Baktığımız zaman Hollanda'nın 1988'te Batı Almanya'da düzenlenen Avrupa Şampiyonasında SSCB'yi finalde yenerek kupaya uzanmasının ardından zaten bu altyapının ne kadar kuvvetli bir şekilde geldiği ozamanlardan belliydi. Bu kupanın ardından 26 yıl sonra Kupa 1'de zafere ulaşırken zafer altyapı hocalarına aitti. Ajax'ın dönemin kadrosunda bulunan oyuncuların yerli olması, hocanın yerli olması ve sadece yaş ortalamasının 23 olması da Hollanda ekolüne büyük bir katkı getirmişti. Luis Van Gaal'in 23 yaş ortalaması olan bir takımı namağlup bir şekilde kulüp düzeyinde Avrupa'nın en büyük kupasını kazandırması da ayrı bir konu.


Viyana'da Ernst Happel Stadyumu'nda oynanılan finalde Van Gaal'in öğrencileri dönemin fiyakalı takımı Capello yönetiminde ki Milan'ı devirerek kupaya uzanırken. İşin enteresan yanı da finalin oynanıldığı stadyum. Avusturyalı futbol adamı Ernst Happel, Hollanda futbolunda Kupa 1'i kazanan tek takım olan Feyenoord'un teknik drektörlüğünü yapmıştı. Ezeli rakibinin bu kupayı kazanırken teknik drektörlerinin adının verildiği stadyumda zafer kazanması da bir anlamda ezeli rakibinden öc almak gibi birşeydi.


Gelelim ozaman ki kadroya, kalede Hollanda tarihinin en fazla milli olmuş futbolcusu olan Erwin Van der Sar vardı. Savunmada daha 22 yaşında ki Reiziger vardı. Ortaya koyduğu savaşçı ve mücadeleci oyunuyla gözden kaçmıyordu. Neticesinde de Barcelona gibi bir kulübe gitmesi de ödülü sayılmalıydı. Efsanevi kaptan Danny Blind'de kadrodaydı. Ajax'ın altyapısından olmasa da Ajax'lıların gönlünde taht kurmuş olan kaptan Sparta Rotterdam takımından alınmıştı. Herkesin yakından tanıdığı ülkemizde Galatasaray forması giyen Frand de Boer de o efsanevi kadroda ki yerini almıştı. Van der Sar'dan sonra en fazla milli olan De Boer'in yolunun İstanbul'a düşebileceğini ozaman kimseler tahmin edemezdi. İstanbul'a yolu düşenlerden biri de on yedi yaşında Ajax'ta oynamaya başlayıp yedi sezon forma giydikten sonra Milan'a Gullit-Van Basten ve Rijkaard şeytan üçlüsünü tamamlayama giden Rijkaard'a ne demeli... Kariyeri başarılarla dolu olan Frank'in sarı fare Cruyff gibi Hollandalıların ikinci adresi olan Barcelona'yı da çalıştırmasına ne demeli... Geçelim biraz da orta sahaya. 3 ayrı takımla Şampiyonlar Ligi'ni kazanmış bir futbolcu Clarence Seedorf, finalde sadece 19 yaşındaydı. Ortaya koyduğu üstün başarı ile Real Madrid ve Milan'la da bu büyük kupayı kazanma başarısı göstermişti. Karşılaşmada bir yabancı, bir Finlandiyalı Litmanen'i de es geçmek olmaz. Finlandiya tarihinin en iyi oyuncusu seçilen Litmanen de bir çok kulüp dolaşmıştı. Fakat onun "evim" diye nitelendirdiği Ajax bir başkaydı. Litmanen'in yerine oyuna giren 19 yaşını doldurmamış Kluivert golü atmıştı. Milan ve Barcelona gibi kulüplerin formasını giyen Hollanda futbolunun yetiştirdiği yeteneklerden biriydi kendisi. Van Gaal'in "pitbull'u" Davids. Zamanın orta saha oyuncularından akılda kalan isim. Surinam asıllı olmasına rağmen o kendini Hollanda futboluna adamıştı. Afrika'dan Amsterdam Limanı'nda demirleyen George Finidi. Zamanın en süratlı kanat oyuncularından biri olarak tarih sayfalarında ki yerini almıştı. Son olarak da kadro'nun bir diğer kanat oyuncusu olan Mark Overmars. Wıllem II'den transfer olan genç yetenek, sürati ve kabiliyetleriye Hollanda futbolunda ki yerini çoktan almıştı. Arsenal'de gösterdiği üstün performansla Barcelona'ya uzanan yolculuğu da başarılarının halkalarından biriydi sadece. Ama sakatlıklar yüzünden bir türlü eski düzeye gelemeyerek, doktorların futbolu bırak çağrısına uydu ve futbolu erken bırakan Hollandalı futbolcular arasında ki yerini almıştı.


Kupa'yı kazanan takımın kadrosu:
Edwin van der Sar
Michael Reiziger
Danny Blind
Frank Rijkaard
Frank de Boer
Clarence Seedorf
Jari Litmanen (Patrick Kluivert)
Edgar Davids
Finidi George
Ronald de Boer
Mark Overmars


Bir değişik takımdı Ajax. Hala daha öyle. Şuanda bile yetiştirdiği yetenekler futbol'un büyük kulüplerinde boy göstermekte. Futbol'un altyapıdan başladığını ve önceliğin sürekli altyapıları verilmesi gerektiğini sürekli gözler önüne seren Ajax'ın bu anlayışını görmezden gelmek Dünya'nın en aptalca seçimi olmuştur.
Devamı

Barcelona Mı?



Shakhtar'lı oyuncular üzgün. Kura çekiminde karşılarında Barcelona var. Surat ifadelerinden de hiç olmadığı aşikar. Ama, her iki karşılaşmada güzel olacaktır!
Devamı

25 Mar 2011

Az Kaldı Az!



Basketbol takımımızın yeni yuvasının yapımına hızla devam ediliyor. 12.500 kişi kapasiteli yeni yuvamızda takımımızı destekleyeceğimiz günü sabırsızlıkla bekliyoruz.
Devamı

Çıkartma Yapıyoruz!

Türk Telekom Arena'ya çıkartma... Bende vize için okula bir çıkartma yapayım. Yoğun bir gün olacak!
Devamı

25-29 Mart Futbol Ekranı


25 Mart Cuma

17.30 Türkiye U21 – Liechtenstein U21 (NTVSPOR)
26 Mart Cumartesi
14.00 Orduspor – Boluspor (Trt 1)
23.30 Palmeiras – Bragantino (Spormax)
27 Mart Pazar
14.00 Çaykur Rizespor – Altay (Trt Anadolu)
17.00 Diyarbakırspor – Samsunspor (Trt 3 ve Trt 6)
19.00 Gaziantep Belediye – Mersin İdman Yurdu (Trt 1)
21.00 Sao Paulo – Corinthians (Spormax)
28 Mart Pazartesi
20.00 Denizlispor – Adanaspor (Trt 1)
29 Mart Salı
20.30 Türkiye – Avusturya (Ntv ve HDen)
22.00 İngiltere – Gana (Ntvspor)
Devamı

24 Mar 2011

Otur Oturduğun Yerde Efendi!


Sakatlığı nedeniyle takımdan uzak kalan Güiza, yeri geldi İspanya'da maçları izleyerek takımına destek olmaya çalıştı! Tedavi süresi bittikten sonra geri dönen Güiza, geldiği gün varlığını hisettirmişti. Gol yollarında yerini alan Niang'ın kısa süre gol orucu tutmasını sağladı. Hani derler ya; "Üzüm üzüme baka baka kararır". Zaten, adam kararmış, daha ne üzerine gidiyorsun Güiza efendi! Ama, kısa geçen bu olumsuz dönemi çok şükür Niang atlattı. Güiza'nın gelişinden sonra en son yaptığı açıklamada ise, "Şampiyonluk yarışında takımıma katkı sağlamak istiyorum!" şeklinde oldu.

-Güiza, "Takımıma katkıda bulunup kupayı kaldırmak için ne gerekiyorsa yapmaya hazırım. Antrenmanlarda, elimden geldiğince çabalıyorum ve bütün gayretimle çalışıyorum. Sürekli kazanan bir takımımız var. O yüzden o kadroyu bozmak da zor. Onlara büyük saygı duyuyorum. Ancak ben kendi adıma elimden gelenin en iyisini yapmaya, antrenmanlarda büyük bir özveriyle çalışmaya devam edeceğim. İnşallah ben de gelecek maçlarda süre alır; şampiyonluğa giden bu yolda arkadaşlarıma yardımcı olabilirim" demiş-
Demezler mi adama "Otur oturduğun yerde efendi sen karışma!" diye. Aynı bu hesap bir durum. Sen desteğini şimdilik idmanlarda göster. Bu seneyi kazasız belasız atlatalım ondan sonra ne yapmak istersen yap. Ama, şuan için iyi giden takımın dengeleriyle oynama. Hem kendin de ne güzel söylemişsin: "Sürekli kazanan takımımız var" diye. Senin yapman gereken, arkadaşlarına idman da yardım etmek ve moral vermek. Gerisini bırak sahaya çıkanlar yapsın!
Devamı

Adresin Farklı Kaderin Aynı



Galatasaray karşısında aldığımız galibiyetin ardından beklediğimiz tişörtlerr piyasaya çıktı. Sınırlı sayıda üretilen tişörtleri tükenmeden en yakın Fenerium mağazasına giderek temin edin derim. 
Devamı

"Düz Adam" Derbi Sonrası



Dün gece izlediğim bir video. Galatasaray karşısında aldığımız derbi sonrasında yaşananları tiye alan bir video. Çok güzel skeçlerin olduğu bu video'yu sizlerle paylaşmak istedim. Güne mutlu ve gülerek başlamak en güzeli... İyi seyirler.
Devamı

Yeni Heyecan!


Şampiyonluğa yürüyen takımımıza desteğimiz her zaman olduğu gibi katlanarak devam ediyor. Uzun zamandır düşündüğüm, Fenerbahçe odaklı bir blog açma isteğim vardı. Artık, ligimizin sonuna doğru daha çok haberin ve kaos ortamının oluşumundan sonra bu isteğimi gerçekleştirmek istedim. Tek sevgi ve konu üzerine yoğunlaşarak, Fenerbahçe'yi yazacağım bloğumu açmış bulunuyorum. Bundan sonra elimden geldiğince ve uzun süre Fenerbahçe üzerine yazılar ve paylaşımlar yazacağım. Bloğumuz'un ilk postu, Fenerbahçe - Bursaspor arasında oynanılacak lig karşılaşmasında ki "kale arkası" biletlerinin zammıyla ilgiliydi.

Sadece takımı hakkında değil. Taraftarların ve bu renklere gönül vermiş insanların da bu şampiyonluk yürüyüşünde ki fikirlerini ve izlenimlerini de sizlere aktarmaya çalışacağım. En kısa sürede daha "toy" olan bloğumuzu zengin içeriklerle dolduracağız. Şimdilik yavaş yavaş başlayalım. Gerisini getirmek kolay olacaktır. Ayrıca, "beturka.blogspot.com" da paylaşımlarıma devam edeceğim. Burası sadece Fenerbahçe Spor Kulübü haberi ve postlarıyla var olacak. Şimdiden herkese teşekkür ediyorum. 
Devamı

23 Mar 2011

Yok Artık Fenerbahçe Yönetimi!


Türkiye’de taraftar olmak başlı başına büyük bir zorluk iken bir de buna gönül verdiğiniz kulübün yönetim kurulunun aleyhte yaptığı uygulamalar dahil olunca iş iyice çığrından çıkıyor. Fenerbahçe yönetiminin bilet konusunda uyguladığı faiş fiyat politikası senelerdir sarı lacivert renklere gönül veren biz ve bizler gibi milyonları bıktırdı.

Bu konuda gerek bloglarda gerekse taraftar siteleri ve forumlarda dertler dile getirilmiş ve Sayın Yönetim Kurulumuz sezon başında kombine bilet fiyatlarına zam yapmayarak, kale arkası bilet fiyatlarını da 33 TL’ye çekerek Büyük Fenerbahçe’nin Büyük taraftarını mutlu etmişti.

Geçtiğimiz sezonun son maçında kendi evimizde Trabzonspor ile berabere kalarak şampiyonluğu kaybetmemize ve Avrupa kupalarına erken veda etmemize rağmen Fenerbahçe taraftarı olarak bizler, görevimizi fazlası ile yerine getirerek gerek futbol takımımıza gerekse de Erkek-Kadın Basketbol ve Voleybol takımlarımız başta olmak üzere Fenerbahçe armasının mücadele ettiği her branşta elimizden geldiği kadar kulübümüze maddi ve manevi destek vererek görevimizi yerine getirdik.

Ligin ilk yarısını 9 puan farkla ikinci sırada tamamlamamıza rağmen Fenerbahçe camiası olarak arzu edilen birlik ve beraberliği göstererek takımımıza her zamankinden daha çok güvendik ve daha çok destek verdik. Hem yönetim kurulumuzun, hem teknik ekibimizin, hem futbolcularımızın gösterdiği büyük özveri hem de taraftarların oluşturduğu ambiyans ile 9 puanlık farkı eriterek liderliği de ele geçirdik.

Her şey bu kadar güzel giderken Fenerbahçe Spor Kulübü Yönetim Kurulu’nun Bursaspor ile Şükrü Saraçoğlu Stadı’nda oynayacağımız karşılaşmada kale arkası bilet fiyatlarını tekrar 44 TL’ye yükseltmesine her sene olduğu gibi bu senede anlam veremiyoruz.  Takım içindeki prim sistemi nasıl belliyse bilet fiyatları da sezon başında belirleniyor. (Geçen sene FBTV’de Sayın Ali Koç ve Sayın Şekip Mosturoğlu bu konuyu böyle ifade etmişti.) Bilet fiyatları sadece derbi maç olarak kabul edilen Beşiktaş, Galatasaray ve Trabzonspor maçlarında artıyor, bu da zaten Fenerbahçe taraftarı tarafından da kabul görüyordu.

Umuyoruz ki Fenerbahçe Spor Kulübü Yönetim Kurulu, Bursaspor maçını da derbi statüsüne aldık gibisinden mesnetsiz bir açıklama yapmaz. Kaldı ki tekrar edilemeyen bir başarıyı tesadüf olarak kabul eden zihniyet, Bursaspor’un sadece bir kez şampiyon olduğunu hatırlayacaktır.

Ligde liderliğe yükselip iyi bir form grafiği yakalar yakalamaz kale arkası bilet fiyatlarına getirilen zam ise maalesef yönetim kurulumuzun fırsatçılığını akıllara getiriyor. Kötü günde bu takıma destek veren taraftarın iyi günlerde ödülü bu mu olacaktı ? Madem bir zam oranı uygun gördünüz bu zam neden sadece kale arkası tribünlerine yapıldı ? Kötü gidişe son verilmesinin ardından uygulamaya konulan bu uygulama adaletsiz ve fırsatçı bir görünüm yarattığı gibi sadece kale arkası tribünleri hedef alınarak yapıldığı için ayrıca ‘’ayrımcı’’ bir uygulamayı da beraberinde getirmiştir.

Kadıköy Şükrü Saraçoğlu Stadı’nın baskılı ve etkili olmasındaki en büyük etken hiç kuşkusuz bu mabedi dolduran Fenerbahçe taraftarıdır. 90 dakika boyunca susmayan, sahaya görsellik katan ve tribün organizasyonlarının büyük bir kısmını başlatan tribünler de kale arkası tribünleridir. Bu tribünleri dolduranların çoğunluğunun öğrenci veya maddi bakımından orta ve alt gelirli taraftarlarımız olduğu da yıllardır bilinen bir gerçektir. Bugün bir öğrenci Fenerbahçe maçına gelmek istediği takdirde cebinden 70 – 80 TL civarında bir tutar vermek zorunda. Babasından veya annesinden aldığı harçlığı Fenerbahçe’ye harcayacak olan öğrencinin hafta içi okulda ne yiyeceği, arkadaşları ile neler yapabileceğini varın siz düşünün. Aynı şekilde asgari ücretle çalışan bir baba, eşini ve çocuğunu Fenerbahçe maçına götürmek istese sadece bilet fiyatı olarak cebinden 132 TL çıkartmak zorunda. Yani net maaşının neredeyse ¼ ünü sadece bilet fiyatı olarak vermek zorunda. Ülkemizin içinde bulunduğu ekonomik şartlar da göz önüne alındığında Yönetim Kurulumuzun sadece kale arkası  bilet fiyatlarını yeniden 44 TL’ye yükseltmesini şiddetle kınadığımızın bilinmesini isteriz.

Eğer Galatasaray maçında rakibimizin yeni stadındaki hasarın giderilmesi için bir fatura çıkardıysanız biz bu faturayı son maçta kaçan 2 şampiyonluk ile fazlasıyla ödedik zaten … Bu travmaların ardından ayağa kalkabildiysek bunda hiç olmazsa %1 bile olsa bir payımız var ve bunun ödülü ayrımcı bir uygulama ile bilet fiyatlarına yapılan zam olmamalıydı.

-Fenerblog-
Devamı
© Geri Pas Yok! All rights reserved | Theme Designed by Seo Blogger Templates