27 Kas 2014

YÖNETİM - TARAFTAR - SPORCU ÜÇGENİ


Son zamanlarda sıklıkla denk geldiğimiz bir konu var. Branşı her ne olursa olsun; sporcu ile taraftar arasında kopması mümkün olmayan bir bağ vardır. Bu tüm spor branşları için geçerlidir. Eğer, bir spor müsabakasında "taraftar" olmazsa o spor müsabakası bir keyiften ve aşktan çıkmış "gölge oyunundan" öteye geçemez. Bir spor kulübünü, daha iyi yerlere getirebilecek en büyük temel taşlarından biri olan "taraftar" topluluğuna sırt dönmek bağlı bulunduğu renklere ve armaya ihannetten başka bir şey değildir.

Belli bir grup üzerinden veya biz bunu bütüne yayarak söyleyelim; eğer sen sporcunu "oraya gitmiyorsunuz/gitmeyeceksiniz" şeklinde dolduruşa pardon pardon dolduruş demeyelim biz bu duruma. Net bir şekilde "emir" diyelim. Çünkü bu durum emirden başka bir şey değildir. İstenmesi bir tarafa düşüncesi bile büyük kulüp anlayışına yakışmayacak bir durumdur.

Gel gelelim; asıl meselemize. Fenerbahçe'de son yaşanılan yönetim-taraftar arasındaki gerginlik herkesin aşina olduğu bir konu. Futbolcu gönderilişleri, teknik direktör gönderilişleri vb gibi durumlar ile ayrışmalar yaşanmakta. Kimsenin kimseyi sevip sevmemesi bir tarafa artık kimsenin birbirine ve yaptıklarına saygısının kalmadığı bir dönem yaşanmakta. Neticesinde yaşanılan "kaos" ortamından herkes farklı şekillerde etkilenmektedir. Bir Fenerbahçe Kulübü başkanının/yöneticisinin kulüp bünyesinde bulunan hiçbir sporcu ile taraftar arasına girmemesi gerekirken; artık "tekel"leşmiş bir yönetim söz konusu olmuş durumda. "Biz bir aileyiz"den "Ben bir aileyim" konumana gelmiş bir durum yaşanmaktadır.

Geçtiğimiz dönemde futbolcusunu "oraya gitmeyeceksiniz" şeklinde yönlendirirken; şimdi voleybolculara "oraya gitmeyeceksiniz" demektedir. Bu emirlere karşılık vermeyen sporcular beklerken; buna ayak uydurup "oraya gitmiyoruz" diyenler de oldu. Bizler taraftar olarak; Lefterleri, Canları, Cihatları, Fikretleri ve nicelerini nasıl güzel anıyorsak; isterdik ki şimdiki dönem sporcularını da o şekilde analım. Fakat, bu düşünce ile taraftara sırtını dönen ve ayrım yapılması durumunda onları çok da "iyi" hatırlamayacağız.

Ben münferit olarak bunca taraftara sahip bir kulüp için bir tanecik bile olmayabilirim. Fakat, bu durum genele yayıldığı zaman işte o zaman kızılca kıyamet kopacak demektir. Kimse, Fenerbahçe taraftarına sırtını dönme lüksüne sahip değildir. Her sevincini, mutluluğunu veya üzüntüsünü taraftar ile yaşayabiliyorsan; işte o zaman bir kulüp için "unutulmazlar" arasında yerini alabilirsin.

Çok fazla uzun uzun anlatılacak bir konu olmasına rağmen; özetle yazımın "fotosunu" süsleyecek olan Dortmund'lu futbolcuların Arsenal deplasmanında aldığı mağlubiyetin ardından taraftar ile nasıl bütünleştiği bazı şeyleri daha net bir şekilde özetleyecektir.

27.11.2014
Devamı

26 Kas 2014

Sosyal Medya | Facebook ve Twitter


Bloğun yeni temasını uyguladıktan sonra; eskiden olduğu gibi yine içeriklere önem vermeye karar verdim. Çok fazla boşladık. Bunun telafisi için elimden geldiğince yazılar eklemeye çalışacağım. Bloğun temasını değiştikten sonra; sosyal medya alınana da yöneldik. Twitter adresimiz; "https://twitter.com/GeripasyokBlog" aktif durumdayken Facebook üzerinden de bir "sayfa" açma kararı aldım. Burada yazılanları daha çok insana ulaştırmaya ve okumalarını sağlamaya çalışacağım.

Bunun için; bloğun okurlarını/takipçilerini bu konuda yardıma çağırıyorum. Her zaman olduğu gibi çizgimizi bozmadan maç analizleri, güncel konular, futbolun ilginçlerini vb. konularda yazmaya/çizmeye/paylaşmaya devam edeceğiz. Şimdiden herkese teşekkürler. İyi okumalar.

Devamı

Mekanın Cennet Olsun Kaptan | Fikret Kırcan


Yaşa Fenerbahçe marşındaki "... Cihatlar, Lefterler, Canlar, Fikretler" dizesindeki "Fikretler"den biridir Kırcan. Çubuklu formayı 22 yıl giymiş efsane isim. Dile kolay 22 yıl aynı takımda forma giymek herkese nasip olmaz. Kulüp tarihine adını altın harflerle kazıyan Fikret Kırcan'a ALLAH'tan rahmet ve yakınlarına baş sağlığı dileriz.

Güle güle kaptan...
Devamı

25 Kas 2014

Uefa Yılın Takımı | 2014 (Tercihler)

2014 yılı Uefa yılın ilk 11'i için tercihlerim; kalede Bayern Munih ile harikalar yaratan ve bana göre şuan alanında en iyi olan Manuel Neuer. Defans hattında A.Madrid ile çok iyi bir sezon geçiren Diego Godin'in yanı sıra Real Madrid'in ve alanının en iyilerinden Sergio Ramos ve Bayern Munih'den David Alaba'yı tercih ettim.

Ortasahada ise seçenekler bir hayli fazla. Hangisini tercih etsen; sırıtmayacak ve haketti denilecek futbolcularla dolu. Benim tercihim; Bayern Munich'den Arjen Robben - Xabi Alonso'nun yanı sıra Manchester City'den Yaya Toure ve Dortmund'un genç yıldızı Marco Reus oldu.

Forvet hattında ise; faal futbolcular arasında tartışmasız en iyi ikili; C.Ronaldo ve L.Messi tercihi yapmamak olmazdı. Bunların yanına ise; bana göre en iyi forvet Zlatan İbrahimovic'i tercihlerimi tamamlamış oldum.

2014 yılının en iyi 11'i, 9 Ocak 2015 tarihinde belli olacak. Sizler de kendi 11'inizi yapmak isterseniz; http://en.toty.uefa.com/ adresini ziyaret edebilirsiniz.
Devamı

10. Hafta | Bursaspor - Fenerbahçe | 1-1


Lokomotif, Dynamo ve Beşiktaş deplasmanlarını tamamlayan Fenerbahçe bir zorlu deplasmanı daha geride bıraktı.

Bursaspor karşısında iyi futbol göremesek de kaybetmemek önemliydi. Rakibini iyi analiz etmiş ve fazla seçenek sunmayan bir Bursaspor takımına karşı eldeki malzeme ile alınan bir puan fena değil. Maça çıkabilecek en ideal kadrolardan biri ile Bursaspor karşısına çıktık. Fakat, her şey beklenilen aksine gerçekleşti. Şenol Güneş dersine iyi çalışmış ve Fenerbahçe orta sahasındaki oyun anlayışını fazlasıyla zora sokabilecek hamleleri futbolcularına iyi çalıştırmıştı. Özellikle; Diego üzerindeki baskı ile rakibini resmen yıprattı. Diego'nun yıprandığı zaman zaman dayak yediği bir oyun anlayışı ile ilerde Emenike'nin daha pasif bırakılması ve kanatlardan Gökhan ve Caner'in çıkışlarını engelleyebilecek tüm hamleleri futbolcularının yapmasını sağlamıştı.

Caner'in gördüğü gereksiz sarı kart sonrası oyun içerisindeki agresif futbol anlayışı ikinci sarı kartı görebilmesi için sinyaller verirken; İsmail Kartal tarafından Hasan Ali ile değişmesine neden oldu. Oyuncu değişikliği bana göre yerinde bir karardı. Fakat, Aleks Taşçıoğlu'nun 2 metre ötesindeki ve Volkan'ın auta gidecek topu taca çevirmesini göremeyecek kadar kör olması; süreci pusuda yatan çakal sürülerinin Caner - İsmail Kartal anlaşmazlığına veya takım içerisindeki kaos ortamı yaratma çabasına sürüklemeye yetti. Caner zaten maç sonrası yaptığı açıklamada "özür" dilerken bile Ligtv yorumcusu Tümer Metin hala bir şeylerin altını kazıması Fenerbahçe takımı üzerindeki baskının sadece sahadaki futbola olmadığının ispatıydı.

Genel olarak Fenerbahçe'nin Bursaspor karşısında "şu" futbolcusu ön plana çıktı demek mümkün değil. Defansif anlamda ve hücumsal yönden vasat bile olmayan bir futbol içerisinde bulunan karambol bir gol ile alınan bir puana tebessüm etmekten başka çare yok. Emenike'nin vurdum duymaz tavırları, Kuyt'ın sağ kanatta Aziz karşısında kayboluşu, Bekir'in saç baş yolduran müdahaleleri, Kadlec ve Hasan Ali'nin çizgiden çıkardıkları pozisyonlar ve sosyal medya üzerinden İsmail Kartal'a güvenen ve güvenmeyenler olarak bölünüşleri bir kenara bırakarak; takıma güven duymak ve sahip çıkmaktan başka çaremiz yok.

Çok çok iyi futbol oynanmayabilir. Dizilişler, oyun anlayışları, futbolcu tercihleri vb. nedenlerden dolayı takım üzerine kara bulutları yönlendirmek yerine; takım üzerindeki kara bulutları dağıtma görevi üstlenmek çok daha mantıklı tercih olacaktır. Ligde ilk yarının bitimine 7 hafta kaldı. Fenerbahçe'nin sadece; Balıkesirspor, Erciyesspor ve Kasımpaşa deplasmanları kaldı. Geri kalan bu 7 haftada maksimum puanların toplanacağı inancını taşımaktayım.

Fikstür bizden yana biz de Fenerbahçe'den yana olalım; sonu Şampiyonluk olsun!..

Devamı
© Geri Pas Yok! All rights reserved | Theme Designed by Seo Blogger Templates