30 Nis 2011

İngiltere Championship İddaa Yorumları

Leeds United - Burnley

Kaybeden takım play-off şansını kaybedecek. Beraberlik ise, her iki takımın da umudunu söndürecek. Bu yüzden her iki takım için de çok önemli bir karşılaşma.

Leeds takımı son karşılaşmada aldığı mağlubiyetle ağır bir yara aldı. Crystal karşısında tutuk bir oyun ortaya koyan Leeds takımı bu mağlubiyeti alırken, rakibi de büyük bir ölçüde seneye bu lig de mücadele etmeyi garantiledi. Leeds bu hafta da puan kaybı yaşarsa, Premier Lig hayallerini başka bahara bırakacak. Burnley takımı ise, hedefi olmayan Portsmouth karşısında çok kötü bir futbol ortaya koydu. Kazanması gereken bir karşılaşmadan bir puanla ayrılan Burnley play-off için iddiasını azalttı. Fakat, defansif olarak iyi durumda olan Burnley bu karşılaşmada Leeds kanatlarını durdurabilirse, karşılaşmadan puanlarla ayrılabilir. Ama, Leeds takımı da play-off için iddiasını arttırmak için kazanarak yoluna devam etmek istiyor.

Ben bu karşılaşma için ev sahibini avantajlı görüyorum. Fakat, bahis tercihim her iki takımında kontrollü futbol oynayacağını düşündüğümden 2.5 gol alt bahisini öneriyorum.

Coventry City - Reading

Reading son maçında Sheffield United takımına kaybetti. Rakibinin can çekişen bir durumda olması ve kendilerinden daha iyi oynaması bu sonucu doğurdu. Reading'in biraz olsun play-off potasında ki rahatlığı da bu skoru getirdi diyebiliriz. Fakat, puansal olarak hala play-off'u garantilemiş değiller. Ama yine de sezon sonunda play-off'lar da yerlerini alacaklardır.

Coventry takımı ise, artık hedefi kalmadı. Bu sezonu zor bir şekilde geçiren Coventry son oynadıkları Middles maçında öne geçmelerine rağmen skor avantajlarını koruyamadılar. Her iki takımın da iddiasız olması da futbol açısından biraz durgun karşılaşma olmasını sağladı.

Bu karşılaşmada benim bahis tercihim, Reading bir puan alır ve play-off'da ki yerini garantiler.

Derby County - Bristol City

İki iddiasız ekip karşı karşıya gelecek. Derby takımı ve Bristol bu sezon çok büyük sorunlar yaşadı. Çoğu karşılaşmalarında ideal 11'lerinin dışında çıktılar. Kadro sorunları yüzünden basit puan kayıpları yaşadılar.

Son maçlarına baktığımız zaman da iki takımında puan kaybı yaşadıklarını görüyoruz. Özellikle, Bristol takımı Forest karşısında rakibine çelme takmaya çalışsa da başarılı olamadı. Son ana kadar her iki takım da galibiyeti kovaladı. Başarılı ve ihtiyacı olan taraf Forest sahadan galibiyetle ayrıldı. Derby takımı ise, son maçlarında çok açık futbol oynamaya başladı. Ligi bitirmiş olmaları da bunda çok büyük etken. Bu karşılaşmada da rahat futbol sergileyeceklerini düşünüyorum.

Ben bu karşılaşmada ev sahibi son iç saha maçından puan çıkartarak, ligi tamamlayacaktır.

Doncaster Rovers - Leicester City

Leicester takımı son 3 haftada aldığı iki mağlubiyetle Premier Lig hayallerini kaybetti. Son oynadıkları Watford karşılaşmasında rakibin de iddiasız olması ve hücum futbolunu tercih etmesi sayesinde sahadan galip olarak ayrıldılar. Özellikle, Yakubu attığı 3 golle sahanın yıldızı oldu. Artık seneye kadrolarında tutabilirlerse Leicester için Yakubu büyük bir koz olabilir.

Doncaster takımı şuanda puansal olarak lig de kalmayı garantileyemedi. Ama, büyük bir ihtimal lig de kalacaklar. Çünkü baktığımız zaman şuan tek sorunları avaraj. Lig'den düşmeleri için kalan iki karşılaşmada da altta ki rakipleri kazanacak ve kendilerinin de farklı kaybetmeleri gerekiyor. Bu karşılaşmada tek hedefleri bir puan olacaktır. Bir puan lig de kalmalarını yetecek.

Ben karşılaşma için ev sahibi kaybetmez olacak. Doncaster bir puanı alır ve lig de kalır.

Hull City - Crystal Palace

Hull takımı son maçında lider karşısında bir puan aldı. Aldıkları değil de kaybettikleri puanlarla play-off şansını yitirdiler. Artık seneye neler yapabilirler bunun planlamasını yapmaları gerekiyor. Sahalarında kaybettikleri Middles maçından sonra zaten iddiaları iyice tükenmişti. QPR maçında da kaybedilen iki puanla iddiasız kaldılar.

Crystal takımı puansal olarak lig de kalmayı garantilemedi. Düşme hattıyla aralarında 6 puanlık fark olmasına rağmen, son maçlarında kaybetmeleri ligden düşmelerini sağlayabilir. Avaraj olarak da zor durumdalar. Bu yüzden bu karşılaşmadan puan alarak lig de kalmayı garantilemek isteyeceklerdir. Bir puan bile ligde kalmaları için yeterlidir.

Ben karşılaşma için ihtiyacı olan tarafın yanında olduğumu belirtmeliyim. Dileyenler TGS 2-3 gol bahisini de değerlendirebilir.

Ipswich Town - Preston North End

Preston seneye Lig 1'de mücadele edecek. Çok kötü bir sezon geçirdiler. Bu duruma düşmelerini sezon öncesi kimse beklemiyordu. Fakat, sezon boyunca çok vasat bir görüntü çizerek, küme düşen ilk takım olmayı başardılar. Son oynadıkları Cardiff maçında da seyircileri için oynamaya çalıştılar. Ama, bunda da başarılı olmayarak sahadan puansız ayrıldılar.

Ipswich takımı ligi orta sıralarda tamamlamayı garantiledi. Orta sıra ekiplerinden biri olan Ipswich için bu sonuç sürpriz olmadı. Son iki haftada da kalelerinde gördükleri 9 gol ligi bitirdiklerini gösteriyor. Bu iki karşılaşmada da defanslarında rakipleri "at koşturdu" diyebilirim.

Ben bu karşılaşma için gollü bir mücadele olacağını düşünüyorum.

Millwall - Swansea City

Championship'de Millwall takımının kaderini belirleyecek bir karşılaşma. Bu karşılaşmada puan kaybı yaşadıkları taktir de seneye yeniden bu lig de mücadele edecekler. Bu yüzden az hata yaparak, karşılaşmadan galibiyetle ayrılmak isteyecekler. Lig de oynadıkları son iki karşılaşmada da zayıf rakipler karşısında oynadılar. Asıl play-off'ları hak edip edemediklerini belirleyecek karşılaşma Swansea maçı olacak.

Swansea play-off'da ki yerini aldı. Artık, bir üst lige çıkmak için play-off mücadelesi verecekler. Bu karşılaşmada yapacakları çok fazla hasar almadan ayrılmak olacak. Sakat ve cezalı oyuncu olmadan bu karşılaşmadan ayrılmaları play-off için önemli.

Zor bir karşılaşma. Millwall bir adım önde olsa da Swansea takımı Millwall gibi tehlikeli bir takımı da play-off'lar da istemeyebilir. Zor karşılaşmada ilk yarı beraberlik tercihi denenebilir.

Nottingham Forest - Scunthorpe United

Forest son olarak deplasmanda kazanarak, play-off için iddiasını arttırdı. Millwall ile aralarında ki iki puanlık farkı korumak için bu karşılaşmadan kazanarak ayrılmalılar. Eski şampiyon tekrardan hak ettiği yere gelebilmesi için, son şansını değerlendirmek zorunda.

Scunthorpe için, mucizeler gerekiyor. Lig'de kalabilmeleri için geri kalan maçlarını kazanmak zorundalar. Hatta bu karşılaşmalarında avaraj da yapmak zorundalar. Bunu sezonun geri kalanında yapamadılar. Forest gibi hedefi olan ve kaliteli bir takım karşısında da yapamayacaklarını düşünüyorum.

Verilen oran çok cezbedici olmasa da banko kuponlarda değerlendirilebilir. Oran yükseltmek isteyenler 1h bahisini değerlendirebilir.

Sheffield United - Barnsley

Sheffield son iki maçını kazanarak lig de kalma adına önemli adımlar attı. Artık, son iki maçını da lig de kalmak için son çabasını gösterecekler. Son oynadıkları karşılaşmadan bahsedecek olursak, Reading gibi bir takım karşısında deplasmanda kazanmaları şaşırtıcıydı. Fakat, ortaya koydukları mücadeleci oyunlarıyla maçı sonuna kadar hak ettiler. Bu aldıkları galibiyetle az da olsa lig de kalma umtlarını arttırdılar.

Barnsley rakibine göre çok daha rahat konumda ve bir iddiası kalmadı. Bu sezon iyi mücadele ettiler. Düşme korkusunu çok fazla yaşamadılar. Bu karşılaşmada kendilerini çok fazla zorlamayacaklardır.

Benim bu karşılaşmada ki bahis tercihim, ihtiyacı olan tarafın yanında olarak bir bahisini öneriyorum.

Watford - Queens P.R.

Ligin en rahat iki ekibi karşı karşıya geliyor. QPR bu sezon ortaya koydu. Şampiyonluğu sonuna kadar hak ettiler. Son oynadıkları lig karşılaşmalarında kadroda yer bulamayan oyuncularla çıktılar. Çok fazla rotasyon yapmasalar da forma şansı bulamayan isimlere de yer vermeye çalıştılar.

Watford ise, sezonu Graham'ın sayesinde buralar da tamamladılar. Bana göre bu sezonun en iyi performansı Graham gösterdi. Gol krallığında da zirve de olan Graham lig bitiminde belki de Premier Lig ekiplerinden birine gidebilir.

İki takım da bu karşılaşmada rahat futbol sergileyecektir. Benim bu karşılaşmada ki bahis tercihim, gollü bir karşılaşma olacağı yönünde olacak.

Cardiff City - Middlesbrough

Cardiff, Premier Lig'e direkt olarak çıkmak için iddiasız rakibi Middles karşısında kazanmak zorunda. Kadro olarak da iyi durumda olan Cardiff'in bu karşılaşmada bir adım önde olduğunu söyleyebilirim. Son oynadıkları Preston maçını zor da olsa kazandılar. Rakip küme düşmüş olmasına rağmen, iyi mücadele ederek Cardiff'i fazlasıyla zorladı. Artık, bu karşılaşmadan galip ayrılıp, Norwich'in puan kaybı yaşamasını bekleyecekler.

Middlesbrough iddiasız durumda. Seneye daha iyi yerler de olabilirler. Fakat, bu sezon iyi performans gösteremediler. Evinde oynadığı çoğu karşılaşmada basit puan kayıpları yaşadılar. Bu karşılaşmada da iddiasız olan Cardiff'i zorlayacaklarını düşünmüyorum.

Benim bu karşılaşmada ki bahis tercihim Cardiff kazanır olacak.

Portsmouth - Norwich City

Portsmouth son iki maçında ligin üst sıralarda bulunan takımlarından puan almasını başardı. Son olarak üst sıra ekiplerinden Cardiff'e deplasmanda mağlup olan Pompey, son maçında Burnley karşısında rakibini biraz daha dirense mağlup ederek büyük bir darbe indirecekti.

Norwich takımı Cardiff ile arasında ki puan farkını korumak istiyor. Fakat, bir puanlık fark onlarda büyük bir sıkıntı yaratmış durumda. Bu karşılaşmada yaşayacakları puan kaybı, ikincilik şansını Cardiff'e geçirebilir. Bunun için bu karşılaşmadan kayıpsız ayrılmak tek hedefleri.

Ben bu karşılaşma için, ihtiyacı olan tarafa bahis önerisinde bulunacağım. Norwich zor olan bu deplasmandan galip ayrılır.

Sakat ve cezalı listesi; 

Leeds: Luciano Becchio (F, 44 maç, 20 gol) durumu belirsiz. Lloyd Sam (O, 20 maç, 3 gol) sakat.
Burnley: Charlie Austin (F, 4 maç) sakat. Dean Marney (O, 41 maç, 3 gol) sakat. Martin Paterson (F, 14 maç, 3 gol) durumu belirsiz.

Coventry: Marlon King (F, 27 maç, 13 gol, 2 kırmızı) durumu belirsiz. Stephen O'Halloran (D, 13 maç) hasta.
Reading: Adam Federici (K, 34 maç) durumu belirsiz.

Derby: Jamie Ward (F, 12 maç, 4 gol, 1 kırmızı) kart cezalısı. Shaun Barker (D, 45 maç, 1 gol) sakat. Paul Green (O, 37 maç, 2 gol) ameliyat oldu.
Bristol C.: Louis Carey (D, 21 maç) durumu belirsiz. Nicky Maynard (F, 13 maç, 6 gol, 1 kırmızı) kart cezalısı. Damion Stewart (D, 21 maç, 1 gol) sakat. Jakşfa Cşsse (D, 30 maç) sakat.

Doncaster: Brian Stock (O, 36 maç) sakat. Mustapha Dumbuya (O, 21 maç) sakat. Shelton Martis (D, 26 maç) sakat. Adam Lockwood (D, 19 maç) sakat. James Chambers (D, 9 maç) sakat. Martin Woods (O, 16 maç) sakat. Paul Keegan (O, 11 maç) sakat.
Leicester: Richie Wellens (O, 49 maç, 4 gol) durumu belirsiz. Ricardo Alexandre (K, 7 maç) sakat.

Hull: Liam Rosenior (D, 26 maç) sakat. Corry Evans (O, 18 maç) sakat. Nick Barmby (O, 32 maç) sakat. Vito Mannone (K, 10 maç) sakat.
Crystal P. : Neil Danns (O, 37 maç, 10 gol, 1 kırmızı), Sean Scannell (F, 18 maç, 2 gol, 1 kırmızı), Wilfred Zaha (F, 41 maç, 1 gol, 2 kırmızı) kırmızı kart cezası olan oyuncular. Alex Marrow (O, 21 maç) sakat.

Ipswich: Lee Martin (O, 15 maç, 1 kırmızı) kart cezalısı, Jimmy Bullard (O, 15 maç, 5 gol) sakat. Gareth McAuley (D, 44 maç, 3 gol) sakat. Connor Wickham (F, 40 maç, 8 gol) sakat. Darren O'Dea (D, 25 maç) sakat.
Preston: David Gray (D, 25 maç) sakat. Leon Cort (D, 13 maç) sakat. Amine Linganzi Koumba (O, 1 maç) sakat. Conor McLaughlin (D, 8 maç) sakat. Bongani Khumalo (D, 5 maç) sakat. Sean Ledger (D, 34 maç) sakat.

Millwall: Kevin Lisbie (F, 23 maç, 4 gol) sakat. Neil Harris (F, 29 maç, 1 kırmızı) kart cezalısı.
Swansea: Tamas Priskin (F, 4 maç, 1 gol) sakat. Fabio Borini (F, 7 maç) durumu belirsiz.

N.Forest: Paul Anderson (O, 36 maç, 3 gol) sakat. Nathan Tyson (F, 32 maç, 2 gol) durumu belirsiz.
Scunthorpe: Cliff Byrne (D, 24 maç, 1 gol) sakat. Garry Thompson (O, 13 maç, 1 gol) sakat.

Sheffield U.: Daniel Bogdanovic (F, 33 maç, 5 gol) sakat.
Barnsley: Paul McShane (D, 10 maç, 1 kırmızı) kart cezalısı. Luke Potter (D, 4 maç) sakat. Marlon Harewood (F, 10 maç, 4 gol) durumu belirsiz.

Watford: Stephen McGinn (O, 32 maç, 2 gol) sakat. Andreas Weimann (F, 18 maç, 3 gol) sakat. Ross Jenkins (O, 21 maç, 1 gol) sakat.
QPR: Jamie Mackie (F, 27 maç, 9 gol) bacağı kırık. Fitz Hall (D, 19 maç) durumu belirsiz. Peter Ramage (D, 2 maç) sakat. Lee Cook (O, 1 maç) sakat.

Middlesbrough: Sebastina Hines (D, 16 maç) sakat. Merouane Zemmama (O, 9 maç, 1 gol) sakat.

Portsmouth: Ricardo Sergio Rocha (D, 29 maç, 2 kırmızı) kırmızı kart cezalısı.
Norwich: Leon Barnett (D, 26 maç, 1 gol) sakat. Chris Martin (F, 32 maç, 6 gol) sakat.


Önder Ayhan Pektaş İletişim; twitter.com/onderpektas
Devamı

29 Nis 2011

Tekrar Hoşgeldin Penny

Sene ortasında doping (!) olayı yüzünden takımdan ayrılan ve ülkesine dönen Penny Taylor ile yeniden mukavele imzalanmış. Taurasi'nin de seneye için yeniden kadroya dahil olacağı haberleri dolaşmakta. Bu sezon bu iki oyuncuyla Avrupa Şampiyonluğu hedefimiz varken, yaşanan dalavereler sonucunda iki oyuncumuz da kaçarcasına ülkelerine dönmüşlerdi. Bunlardan biri olan Penny yeniden takıma dahil oldu.

Artık gözler Taurasi transferinde. Bu iki oyuncunun da kulübümüze kazandırmaları gereken bir kupa var. Önümüzde ki sezon Taurasi'yi de kadromuza katarsak, Avrupa'da hedefimize ulaşmak çok da zor olmayacaktır.
Devamı

Hafta Sonu Futbol Keyfi

29 Nisan Cuma
20:00 Sivasspor–Gençlerbirliği / Lig TV
21:30 Werder Bremen-Wolfsburg / TRT 3 ve TRT HD

30 Nisan Cumartesi
14:00 Samsunspor-Güngören Bld ve Mersin İY-Kartalspor / TRT 1
14:00 Adanaspor-Çaykur Rizespor / TRT 6
15:00 Kasımpaşa-Konyaspor / Lig TV
15:00 Antalyaspor-Bucaspor / Digi Kanal
16:30 Dortmund-Nuremberg / TRT HD
17:00 Blackburn-Bolton / PL TV
19:00 Real Madrid-Zaragoza / NTV Spor
19:00 Beşiktaş-Galatasaray / Lig TV
19:00 Cesena-Inter / TV8
19:30 Chelsea-Tottenham / Spormax ve PL TV
19:30 Bayern-Schalke 04 / TRT HD
20:00 Lille-Arles / Kanal A
21:00 Real Sociedad-Barcelona / NTV Spor
21:45 Napoli-Genoa / TV8
22:00 PSG-Valenciennes / Kanal A
23:00 Deportivo-Atletico Madrid / NTV Spor

1 Mayıs Pazar
14:00 Liverpool-Newcastle / PL TV
15:00 Manisaspor-Eskişehirspor / Lig TV
16:00 Milan-Bologna / TV8
18:10 Manchester City-West Ham / PL TV
19:00 FENERBAHÇE-İ.B.B. / Lig TV
19:00 Trabzonspor-Gaziantepspor / Digi Kanal
19:00 Kayserispor-Bursaspor / LOCA
22:00 St Etienne-Monaco / Kanal A
22:00 Osasuna-Valencia / NTV Spor
Devamı

26 Nis 2011

Guiza Gol Gol Gol Şampiyonluk Geliyor



Döktüğü göz yaşları, biz taraftarların gözüne girmek için değil. Sarı-Lacivert ve çubukluya olan sevgi. İşte forma için dökülen göz yaşları. Adamsın, Güiza. Seviyoruz seni.
Devamı

Fenerbahçe Acıbadem 3-0 MKE Ankaragücü / 25.04.2011

Aroma Bayanlar Voleybol Ligi Play-Off Çeyrek Final ikinci maçında MKE Ankaragücü’nü 3-0 yenen Fenerbahçe Acıbadem Bayan Voleybol Takımımız, seride durumu 2-0’a getirdi. İlk maçı da rahat bir şekilde kazanan takımımız Burhan Felek'de ağırladığı rakibini yine rahat bir şekilde mağlup ederek adını yarı finale yazdırdı. Takımımız yarı finalde İller Bankası - Galatasaray eşleşmesinin galibiyle karşılaşacak.

Salon: Burhan Felek
Hakemler: Nurper Özbar, Tayfun Şener

Fenerbahçe Acıbadem: Eda, Naz, Sokolova, Furst, Seda, Osmokrovic, Songül (L), Nihan, İpek, Zülfiye, Yağmur
Ankaragücü: Tuğçe, Zakrevskaya, Zennibe, Ustymenko, Radostina, Sinem, Seval (L) Merve, Çiğdem, Tuğçe Koçak

Setler: 25-6, 25-13, 25-16
Süre: 67 dakika (21-26-20)
Devamı

25 Nis 2011

Bucaspor - Fenerbahçe / Deplasman Günlüğü

Trabzonspor'un Eskişehir deplasmanında iki puan bırakmasının ardından gözler İzmir'de oynanılacak olan Bucaspor karşılaşmasına çevrilmişti. Artık, ayağımıza kadar gelen fırsatı değerlendirmek gerekiyordu. Bunun için bizler de takımımıza destek vermek için İzmir'de ki yerimizi alalım istedik. İstanbul'dan pazar sabahı 04:30'da İzmir'e doğru yolculuğumuz başlayacaktı. Bunun için saat 04:00 gibi buluşma yerine doğru yola çıktım. Ardından buluşma yerinde yavaş yavaş toplanmaya başladık. İzmir'e gideceğimiz aracın da gelmesiyle deplasman yolculuğumuz başlamış oldu.

Eskihisar-Topçular'da feribota binerek Yalova'ya doğru yola çıktık. Feribotta kahvaltı sırasında ki muhabbet ve sonrasında gecenin vermiş olduğu yorgunlukla biraz uyku vakti gelmişti. Daha sonra ise, Susurluk'da verdiğimiz molanın ardından kendimize gelmeye başladık. Yolculuk boyunca Boluspor futbolcularıyla birlikte olmamız da değişik bir durumdu. Aynı gün maçı olan bir takımın o saatler de yolculuk yapması ilginçti. Akhisar'a doğru gelindikçe artık saatin erken olmasının da bir önemi kalmadan alkol alma isteği oluşmuştu. Akhisar'da yol üzerinde durarak ihtiyaçlar karşılanmıştı. Bu sırada yol kenarında dururken, 2 polis ekip otosunun da bizim etrafımızda olması enterasandı. Haraket edene kadar etrafımızdan ayrılmadı. Aynı gün Akhisar'ın Boluspor ile maçı olması ve Akhisar'ın durumunun kritik olmasından kaynaklı olaylar yaşanabileceği endişeleri hakimdi. Bekleme yaparken, polislerle Akhisar-Boluspor maçı ve Bucaspor-Fenerbahçe maçı hakkında sohbet edildikten sonra haraket başaldı. Artık, herkes tam olarak ayaktaydı. Bu arada İzmir'e girişte taraftar otobüslerinin durdurulduğu bilgisi geldi. Biz de bu durumdan nasıl kurtuluruz. Nasıl çevirmeye takımladan gireriz muhabbeti yapmaya başladık.

Değişik fikirler geldi aklımıza. Fenerbahçe sutopu takımı olduğumuzu, Ntvspor çalışanları olduğumuzu, Fenerbahçe masatenisi takımı olduğumuzu söylesek! gibi değişik fikirler geldi aklımıza. Bir ara eskiden minibüsler de ki fazla yolcuların yere yattıklarından yola çıkarak bizler de yere yatalım fikri bile gelmişti. Ama, İzmir girişinde ki çevirmeden geçtiğimiz de bazılarımız çevirmeden geçtiğimizin farkında bile değildi. Sonunda güzel şehir İzmir'e gelmiştik. İlk hedefimiz biletlerimizi temin etmekti. Bunun için Atatürk Stadına doğru devam ettik. Aracımızı park yerine bıraktıktan sonra biletimizi almak için stada yürüyüşe geçtik. İstanbul'dan gelenlerin biletlerini internetten almış olmasından dolayı fazla bir kalabalık olacağını düşünüyorduk.  Neticesinde de stadın oraya gittiğimiz de fazla bir kalabalık vardı. Çoğu kişinin erken saatler de biletlerini temin ettiğini, çoğu kişinin de biletlerin dağıtımı hakkında da bilgisi yoktu. Sonunda biletlerimizi alacağımız gişeye geldik. Geldiğimiz de kuyruk ve kalabalık çok fazla değildi. Bileti dağıtanların işini tam olarak yapamaması ve izdihamın oluşması sinirleri germeye başlamıştı. Ufak çaplı tartışmaların yaşanması ve ortada halen biletlerin olmaması bizleri de germeye başladı. Sonunda polislerin gelmesi ve hafif de olması düzenin sağlanması biletleri almamız için önemli bir adımdı. Ama, biletleri dağıtan kişilerin acemiliği ve biletlerin satan kuruluş tarafından saçma bir yönteme dönüştürmesi işleri zora sokuyordu. Bizim İstanbul tayfasından 2 kişinin bilet dağıtımını ele alması sonucunda biraz olsun düzen sağlandı. 1 saat bekledikten sonra biletlerimizi alarak maça kadar yemeğimizi, sohbetimizi, içkimizi içeceğimiz yere doğru yola çıktık. Ufak da olsa güzel ve sohbetin güzel olduğu mekanda bir yandan içkimizi yudumluyor, bir yandan da tezahuratlarımızı yapıyorduk. Hemen arkamızda bulunan VamosBien grubunun da bulunması bulunduğumuz ortamı iyice keyiflendiriyordu.

Güzel ve keyifli ortamın devamı sırasında, aynı gün Altay-Kartalspor maçının tamamlanmasının ardından ufak da olsa Altay taraftarlarıyla da atışmamız oldu. Ufak da olsa yaşanan bu olay, İzmir gibi güzel bir şehir de yaşanması şaşırtıcıydı. Fakat, olaylar çok büyümeden sona ermişti. Bu olayların ardından stada doğru yola çıktık. Artık, tribünde ki yerimizi alma vaktimiz gelmişti. Stad girişinde ki yoğunluktan dolayı, stada giriş biraz zor oldu. Ama, yine de aralara kaynak yaparak turnikeden geçmeyi başardık. Stada geç gelişimizden kaynaklı  skorbord'un hemen sol tarafında "çekirdekçi" tayfanın orada yer bulabildik. Yol yorgunluğu ve yaşanan ufak olaylardan kaynaklı biraz durgunluk vardı üzerimizde. Artık maç başlamıştı. Tribünler de çok az bir boşluk vardı. İlk yarısı kötü ve mağlubiyetle geçen maçın ikinci yarısında da gol yiyerek iyice moraller bozulmaya başladı. Ama, penaltı golü ve Alex'in kafa golüyle geri dönüş başladı. Bundan sonra galibiyet kaçınılmazdı. Zaten, ayağımıza kadar gelen fırsatı değerlendirmemiz gerekiyordu. 3-3'den sonra Güiza hayatının en anlamlı ve önemli golünü kaydederek takımımızı öne geçiriyordu. Sonrasında ise, artık her şey lehimize gerçekleşmeye başladı. Tribünlerin de ayaklanması ve sonrasında bitirici vuruşu yapan Santos'un golüyle sahadan 5-3 galip ayrılmasını bildik. Kötü başlayan ve güzel biten bir maçın ardından geriye dönüş daha da keyifliydi.

Geri dönüş de artık iyice yorulmuştuk. Ama, geri dönüş de Akhisar'da bir düğüne denk gelmemiz ve girsek mi? girmesek mi? ikileminde kalmamız da keyifliydi. En son arabalı vapur da deplasmana gelen diğer gruplarla muhabbet sonrasında, İstanbul'a ulaşmıştık. Güzel ve yorucu geçen İzmir deplasmanında yaşanan ufak olaylar, bilet rezaleti, kötü futbol bir yana aldığımız galibiyet ve ortam çok güzeldi. Bundan sonra her şey bizim elimizde. Bundan sonra şampiyon olmak istiyorsak, takılmak yok. Bu arada Fenerbahçe Erkek Voleybol takımımızın da şampiyon olması, güne ayrı bir önem ve zevk kattı. Onları da bir başka postta yazacağız. Ayrıca, Bucaspor-Fenerbahçe maçı yorumu için tıklayın.

Son olarak; "Güiza gol gol gol, şampiyonluk geliyor" der yazımızı kapatırız.
Devamı

Bucaspor 3-5 Fenerbahçe / 24.04.2011

Trabzonspor maçından sonra kazanmamız gereken bir karşılaşmaydı. Şampiyonluk yolunda büyük önem arz eden Bucaspor karşısında tutuk başladık. Bucaspor'un daha etkili oynadığı bir ilk yarı geçti. Maça, 15. dakika da Musa Aydın'ın attığı golle başladılar. Golden sonra etkili gelmeye başladılar. Defansif anlamda zaaf gösterdiğimiz ilk yarıda ancak bu şekilde gol atarız diyeceğimiz Emre'nin golüyle durumu eşitledik. Ama, yine de kötü oyunumuz gözler önündeydi. Toparlanmamız gereken yer de Bucaspor'un atakları karşısında zorlanmaya başladık. Neticesinde de 38. dakika da Abdülkadir'in golüyle 2-1 geriye düştük. İlk yarıda ki kötü futbolumuz sonucunda ilk yarıyı 2-1 geride kapattık.

İkinci yarıda ise, biraz olsun toparlanma gösterdik. Fakat, yediğimiz 3. golde 3 oyuncumuz arasından golü bulan Abdülkadir'i kutlamak gerekir. Oyuncuyu kutlarken, orada o topa vurduran defans oyuncularımızı da kutlamak istiyorum! Skor 3-1'e geldikten sonra bir geri dönüş yapmak gerekiyordu. Şampiyonluk için galibiyet almamız ve avantajlı duruma geçmek çok önemliydi. Bunun bilincinde ki oyuncular biraz olsun maça asılmaya başladı. Bucaspor'un golünün ardından 5 dakika sonra kazandığımız penaltı golüyle durumu 3-2'ye getirdik. Artık, bütün ipler bizim elimizdeydi. 3-2'yi yakaladıktan sonra sahada adeta gezen Caner'in yerine oyuna giren Stoch takımı canlandırdı. Ataklarda ki oyunu ve pozitif futbolu ile aldığı şansı iyi değerlendirdi. Dakikalar 68'i gösterdiğinde sağdan gelen ortaya Alex'in adeta havada asılı kalarak yaptığı kafa vuruşuyla 3-3'lük beraberliği sağladık. Bu dakikadan sonra galibiyet bizleri bekliyordu. Aykut hocanın oyunu kazanmak için yaptığı Baroni-Güiza değişikliği son zamanlarda rastlamadığımız bir değişiklik oldu. Güiza'da 343 gün sonra oyuna girer girmez attığı golle takımımızı öne geçiriyordu. Bu gol hem takımımız için hem de Güiza için çok önemliydi. Golden sonra gözyaşlarını tutmayan Güiza, tribünlerin dilinden hiç düşmedi. 4-3'den sonra Bucaspor'un beraberlik için atakları sonuçsuz kaldı. Maçın uzatma dakikalarında ise maçın sonucunu netleştiren Santos güzel bir gol atarak takımımızın sahadan 5-3 galip ayrılmasını sağladı.

Güzel futbol mu oynadık? hayır. Ama, kazanmak daha önemliydi. Bundan sonrası için avantaj bizde. Daha önce yaşadığımız şansızlıkları bir kenara bırakıp, kalan maçlarımızı da kazanarak sezonu şampiyon tamamlamalıyız.
Devamı

24 Nis 2011

Takımımız İzmir'de



















Devamı

23 Nis 2011

Fenerbahçe 3-1 Arkas Spor / 22.04.2011

Aroma Erkekler Voleybol 1. Play-Off Final serisi ikinci maçında Arkas Spor'u mağlup ederek seride durumu 2-0'a getirdik.

Maça iyi başlasak da ilk teknik molaya Arkas Spor 8-5 önde girmeyi başardı. Teknik moladan sonra vasat bir görüntü çizmeye başladık. Bloklarda ve hücumlarda zayıf kalmamız Arkas'ın ikinci teknik molaya 16-7 geride girdik. İlk sette ki durgunluğumuz ve kötü oyunumuz sonunda ilk seti 25-15 geride tamamlayarak, 1-0 geriye düştük. İkinci sette ise, dengeyi kurarak hücumda etkili olmaya başladık. Özellikle, servislerde ki başarılı oyunumuz ile, ikinci seti 25-20 kazanarak durumu, 1-1'e getirdik. Üçüncü sette de Marshall, Arslan ve Miljkovic'in etkili oyunuyla 25-22 önde kapatarak durumu, 2-1'e getirdik. Son sette ise, yine Marshall'ın hücumda ürettiği sayılarla etkili olduk. İkinci teknik molaya 1 sayı önde girmemize rağmen, mola sonrasında Marshall ve Miljkovic'in ürettiği sayılarla farkı açmaya başladık. Set sonuna kadar üstünlüğümüzü koruyarak seti 25-19 kazanarak, karşılaşmadan 3-1 galip ayrıldık.

Aldığımız bu galibiyetle final serisinde 2-0 öne geçtik. Büyük bir avantaj yakalayan takımımız şampiyonluk için bir karşılaşma daha kazanmalı. Bunun için de pazar günü yine kendi sahamızda seyirci desteğiyle iyi bir oyun oynayacaklarını düşünüyorum. İşi buraya kadar getirdikten sonra vermek de olmaz. Pazar saat 13:00'da şampiyonluk için 3 set kazanmamız yeterli. Bu güç ve inanç oyuncularımızda var. Bayan Basketbol Takımı'ndan sonra ikinci şampiyonluğumuzu kazanalım...
Devamı

22 Nis 2011

Spor Kulübü'nden Çok Daha Fazlası

Futbol kulübü olmaktan çok daha fazlasını yapmayı hedef haline getiren Fenerbahçe Spor Kulübü, son seneler de olduğu gibi amatör branşlarda da başarıyı sağlamış durumda. Yani bir "Spor Kulübü" olduğunu göstermekte. Futbol, basketbol, voleybol, kürek, yüzme, atletizm vb. bir çok spor dalında başarıyı hedefleyen ve bu hedefler doğrultusunda çalışmalarıyla bir çok spor kulübüne öncülük etmiş bir kulüp olma özelliği taşımakta. Futbol kulübü olmaktan çok "Spor Kulübü" arması ile 100. yılında gerçek anlamda büyük ve kırılamayacak rekorlarla başarı elde edilmiştir. Fenerbahçe Spor Kulübü 100. yılını kutladığı 1 Ocak 2007 ile 31 Aralık 2007 tarihleri arasında takım ve ferdi olarak kazandığı kupa ve madalya sayısı 920. Bunun için zaten zamanında Guinness Rekorlar Kitabı'na da başvuruda bulunulmuştu. Dile kolay, bir spor kulübü düşünün 100. yılında yarış içerisinde olduğu spor dallarında rakiplerini sürklase ediyor. Bu durum 100. yılımız da başkanımız Aziz Yıldırım için başkanlık dönemin de hatırlayacağı en güzel sene olsa gerek. Biz taraftarlar için de aynı durum geçerli.

1 Ocak - 31 Aralık 2007 tarihlerin de kazandığımız takım ve ferdi kupala/madalyalara bakacak olursak;

Futbol: 11
Basketbol: 18
Voleybol: 12
Boks: 8
Atletizm: 5
Kürek: 12
Masa Tenisi: 5
Yüzme: 36
Toplam: 107
Ferdi Kupa ve madalyalar:
Boks: 154
Yelken: 239
Atletizm: 192
Masa tenisi: 5
Yüzme: 201
Kürek: 22
Toplam: 813

Toplam da 920 kupa/madalya kazanılmıştır. 2007 senesinden bu günü kupa sayısında azalma olsa da hedeflerimiz de bir değişme olmadı. Sürekli Fenerbahçe'nin "her branş da başarı" mantalitesinden bir şey eksilmedi. Bu seneye (2010-2011) bakacak olursak, göz önünde bulunan bir şampiyonlukla geçtiğimiz hafta başladık diyebiliriz. Yaşanan bir çok olumsuzluğa rağmen, Türkiye Baskebol Ligi final serisinde ezeli rakibimiz Galatasaray'ı 3-1 ile geçerek şampiyonluğa ulaştık. Bu göz önünde bulunan ilk şampiyonluktu. Bundan önce tabi ki kupa ve madalyalar aldık. Bunlar da amatör branşlardan geldi. Zaten amatör branşlara yapılan yatırımlar ortada. Kürek takımı ile Uluslararası Akdeniz Kupası'nda takım halinde topladığı 234 puanla birinci olarak şampiyon oldu. Bu kupa'da mücadele eden Galatasaray ise, 140 puanla ikinci olabildi. Boks şubemiz ise, Ankara'da düzenlenen turnuva da 20'nin üzerinde madalya alarak göze çarptı. Ayrıca, Gençler Türkiye Ferdi Boks Şampiyonası'nda birincilikler kazandılar. Atletizm'e bakacak olursak, en göze çarpan başarı Halil Akkaş'ın Paris'te düzenlenen Avrupa Salon Atletizm Şampiyonası'nda 3. olması bizleri gururlandırdı. Yüzme'de ise, milli yüzücülerimiz Slovakya ve Yunanistan'da düzenlenen milli takım yarışlarında başarılı sonuçlar aldı. Slovakya'da ki Orca Cup Milli Takım yarışlarında, 17 yaş altı 200 metre yarışlarında sporcumuz Gizem Bozkurt, Türkiye rekoru kırarak birincilik elde etti. Yelken şubesi'nde ise, yelkencimiz Mete Sayın İtalya'da düzenlenen Europa Cup Laser yarışlarında birincilik elde etti. 4.7 sınıfında mücadele eden Mete Sayın'ın 234 sporcu arasından birinci olarak çıkması hem Fenerbahçe için hem de Milli takım için büyük bir başarı.

Amatör branşlarda senelerdir süre gelen "başarı" mantığı hala devam etmekte. Göz önünde ki branşlardan geri planda kalsalarda ortaya koydukları başarılarını kutlamak gerekir. Asbaşkanımız Ali Koç'un dediği gibi "1'de 1" yapmadık aslında. Biz çok madalya ve kupalar kazandık. Fakat, bunlar geri planda kaldı. Göz önünde olanlara bakacak olursak, "1'de 1" yaptık diyebiliriz. Şimdi en yakın şampiyonluk, Erkek Voleybol şubemizde. Aroma Erkekler Voleybol Ligi Play-off final serisinin ilk maçında Arkas'ı 3-1 mağlup ederek seride 1-0 öne geçti. Bundan sonra ki iki karşılaşma sahamızda Burhan Felek'de oynanılacak. Bayan Voleybol şubemize bakacak olursak, normal sezonu lider bitiren Fenerbahçe Acıbadem play-off'lar da Ankaragücü ile eşleşti. 22 Nisan'da ilk maçımızı Ankara deplasmanında oynayacağız. Futbol takımımızın şampiyonluğa oynadığı şu dönemler de diğer branşlar az da olsa geri planda kaldı. Tabi ki "Spor Kulübü" olmamızdan dolayı tüm branşlara aynı destek ve şampiyonluklarda aynı sevinci yaşamamız gerekiyor. Fakat, futbolun bu kadar ön planda olduğu zamanda ister istemez destek biraz daha bu yöne kayıyor. Fenerbahçe futbol takımımız liderin iki puan gerisinde ve bu hafta sonu çok önemli bir viraja giriyor. Şampiyonluk için hiç bir çekincemiz yok. Tüm branşlarda olduğu gibi en göz önünde ki branşta da şampiyonluğa gözümüzü diktik. 100. yılımızda ki gibi olmasa da bu sezon da her zaman olduğu gibi güzel bir sezon geçiriyoruz. Bu sezonu şampiyonlukla kapatıp, 3. yıldıza bir adım daha yaklaşmak istiyoruz. Bunun için de haftasonu istikamet İzmir. Buca deplasmanından çıkartacağımız 3 puan bu hafta puan durumunda ki yerimizde oynama yapabilir. Bunun için desteğimizi Buca deplasmanında vereceğiz.

Bahsettiğim branşlarda yaşamış olduğumuz şampiyonluklar ve verilen önemi diğer takımların da vermesini temenni ediyorum. Gelişim gösteren ülke olmaktan kurtulup, örnek alınan bir spor ülkesi olmamız gerektiğini düşünmekteyim. Bu yüzden tüm "Spor Kulüpleri'nin" biraz daha amatör branşlara destek vermesi gerekiyor. Son olarak da Fenerbahçe Spor Kulübü, Spor Kulübü'nden çok daha fazlasıdır diyerek kapatalım.

Önder Ayhan Pektaş
İletişim; twitter.com/onderpektas
Devamı

20 Nis 2011

Copa del Rey Reklamı



Reklam güzel olmuş. Bakalım, Real Madrid 18'yıllık hasreti dindirebilecek mi?
Devamı

19 Nis 2011

Durdurun Şu Nükleeri; Yaşamak İstiyorum!

Devamı

Hafta İçi Futbol Keyfi

Estadio Mestalla
19 Nisan Salı
21.45 Newcastle – Manchester United / Spormax ve PL Tv
21.45 Roma – Inter / NtvSpor

20 Nisan Çarşamba
19.00 Gaziantepspor – Beşiktaş / Trt 1 ve Trt HD
21.45 Chelsea – Birmingham /Spormax
21.45 Tottenham – Arsenal / Lig Tv ve PL Tv
22.30 Barcelona – Real Madrid / NtvSpor

21 Nisan Perşembe
19.00 Gençlerbirliği – İstanbul Belediye / Trt Haber ve Trt HD
Devamı

17 Nis 2011

Siftah Bayan Basketboldan

Sene içinde ki olumsuzlukları, yaşanılan şampiyonlukla bir kenara bıraktık. Fenerbahçe Bayan Basketbol Takımımız üst üste 6. kez mutlu sona ulaştı. Seri de zorlanmasına rağmen, mücadeleyi bırakmayan kraliçeler, Caferağa'da seyircisinin önünde bir kez daha büyük kupayı kaldırdı. Şampiyonluk da emeği geçen herkese teşekkürler.

Siftah bayan basketboldan geldi. Darısı diğer branşlarda ki şampiyonluklara...
Devamı

Fenerbahçe 1-0 Gaziantespor / 16.04.2011


Yorucu bir cumartesi başlangıcından sonra, günün yorgunluğunu maça giderek atlatalım dedik. Trafik dolayısıyla biraz geç gitsem de stad çevresinde maç öncesi keyfimizi yaptık. Sarı-lacivert renklere bürünmüş Kadıköy'e uzun zaman olmuştu gitmeyeli. Kadıköy'e ulaştığımızda Nazlı'nın Yeri'nde biraz mola verdik. Maç öncesi tahminler ve galibiyete olan inanç tüm Fenerbahçe taraftarlarında hat safhadaydı. Nazlı'nın Yeri'nden kalktıktan sonra ikinci adresimiz, İbrahim Öktem'in önünde ki yerimizi aldık. Maça yarım saat kalmasına rağmen, stad dışı fazlasıyla kalabalıktı. Alkollü stada alınmıyor! söylemlerinin ortada dolaşmasına rağmen, stad çevresinde promil seviyesi fazla bir çok insan stada giriş için turnikelere doğru ilerlemeye başlıyordu. Biz de "Fenerium Üst" tribünün de ki yerimizi almak için sıraya girdik. Çok fazla sırada beklemeden 5 dakika sonra tribünde ki yerimizi aldık.

Maçın başlaması ile zor geçeceği ve Hüseyin Göçek'İn sıkıntı vereceği belli oldu. Maçın daha 1. dakikasında Emre Güngör'ün ceza sahası içinde Alex'e yaptığı pozisyondan sonra, taraftar da protestolarına başladı. Daha 1. dakikadan gerilen bir Fenerbahçe taraftarı vardı. Zaten, ceza sınırında olan Fenerbahçe için büyük bir tehlikeydi. Ama, bu gibi oyunlara gelmeyen Fenerbahçe tribünlerinden ciddi anlamda bir tepki olmadı. Yerli yerinde protestosunu yaparak, maçı atlatan bir Fenerbahçe taraftarı vardı. Dediğimiz gibi 1. dakikada başlayan hata silsilesi 90+7'ye kadar sürecekti. Niang'ın es geçilen penaltı pozisyonu. Sert oynayan Antep takımının göz ardı edilmesi. Göçek'in sarı kart elinde dolaşması. İki takıma da gösterdiği kartlarda tutarsız olması ve uzun zaman sonra polis eşliğinde soyunma odasına giden hakem (!) olması, maçın en dikkat çekici anlarıydı. Aslında detaylı bir yazı yazsak, daha konuşacak çok fazla pozisyon ve konu var.

Ama, bu maç için yazımı kısa tutmak istedim. Geçmişten beri süre gelen Fenerbahçe'nin üzerine oynama politikası artarak devam ediyor. Takımı 14. sırada olandan tutun tüm takım taraftarlarının Fenerbahçe'nin yenmesinden sonra üzüntü duyması da bunun göstergesi. Fakat, biz şampiyonluk yolunda ısrarlı bir şekilde ilerliyoruz. Tam 13 maç oldu kaybetmeyeli. Sezon sonuna kadar da kaybetmeden kazanarak mutlu sona ulaşacağımıza inanıyoruz. Şimdi önümüzde Bucaspor deplasmanı var. Bu karşılaşmadan daha zor bir karşılaşma olacak. Ama, oradan da başımız dik bir şekilde ayrılacağımızı düşünüyorum. Son söz...

Fenerbahçe düşmanlarını yeneceğiz!
Devamı

15 Nis 2011

El Clasico Öncesi #1

18 gün içinde 4 "El Clasico". Herkesin sabırsızlıkla beklediği bu 4 karşılaşmanın ilki Cumartesi akşamı (16 Nisan) Real Madrid'in sahasında Santiago Barnebau'da oynanacak. Real Madrid ilk karşılaşmada aldığı 5-0'lık mağlubiyeti unutturmak için, Barcelona ise son senelerde ki üstünlüğünü koruyarak şampiyonluk yolunda rakibini saf dışı bırakmak için oynayacaktır.

Real Madrid takımından başlayacak olursak, Barcelona'ya karşı kendilerini aciz hissetmemek için bu karşılaşmadan mutlaka galip ayrılmak zorundalar. Şampiyonluk yarışına devam! demeleri için önemli bir karşılaşma. Fakat, son karşılaşmalarda ki başarısızlığı büyük bir baskı yaratıyor. Lig de rakibinin 8 puan gerisinde bulunan Madrid ekibi, kazanamadığı taktir de büyük bir olasılıkla Katalan ekibi şampiyonluğunu ilan edecek! Bunun için Real'in eskiye göre çok daha iyi bir futbol ve baskıyla oynaması gerekecek. Bunu yapmaları için Barcelona takımı karşısında topa daha fazla sahip olmaları gerekecek. Barcelona gibi, pas yüzdesi yüksek bir takıma karşı topa daha fazla sahip olmak, kazanmak için büyük bir adım olacaktır. Real Madrid takımında bu pas trafiğini kesebilecek isimlere baktığımız zaman, Xabi ve Khedira olacak. Geçen sene oynanılan karşılaşmada Khedira'nın yerine Lass oynamıştı. Ve o mükemmel Barca orta sahasında kaybolduğunu hatırlayalım.

Xabi Alonso yaptığı bir açıklamada; "Geçen seneden çok daha iyiyiz. Artık her şey değişti" demiş. Evet, her şey değişti. Barcelona her zamankinden çok daha fazla pas yapıyor. Çok daha iyi oynuyor. Her geçen gün üzerine ekleyerek yoluna devam ediyor. Xabi'nin ve Khedira'nın Real'in evinde kazandığı karşılaşmalarda ki ortaya koydukları mücadele de hem fikir olmakla birlikte, dediği gibi geçen seneye göre çok daha iyiler. Fakat, oynadıkları takımlara baktığımız da hiç biri Barcelona ile kıyaslanamayacak seviye de takımlar. Bunun için bu karşılaşma için çok daha fazla mücadele ve çok daha iyi futbol oynamak zorundalar. Xabi - Khedira eğer orta alanda Xavi- İniesta-Busquets 3'lüsünü durduramazlarsa işte ozaman Barcelona için bir zafer daha olacaktır. Bu oyuncular üzerinde ki yük diğer oyunculara göre çok fazla. Baktığımız zaman, Ronaldo-Mesut-Di Maria 3'lüsü defansif özellikleri zayıf olan futbolcular. Xabi-Khedira ikilisi 2. bölge de ne kadar iyi olurlarsa, bu 3'lü 3. bölge de çok daha etkili olur. Xabi-Khedira ikilisinden bu üçlüye geçecek olursak, Ronaldo'dan bahsederek başlayalım. Real'e geldiği günden beri Barça maçlarında takımı için hiç bir şey vermedi. Son oynanılan 2-0'lık (Camp Nou) maç dahil, ortaya koyduğu futbolla istenilen verim alınamıyor. Bunda biraz da psikolojik bir baskı olduğunu da düşünüyorum. Ama, böyle büyük futbolcuların (!) büyük karşılaşmalarda takımları adına daha fazlasını vermesi gerektiğine inanıyorum. Fakat, şuana kadar Ronaldo'dan böyle bir performans göremedik. Gelelim, Messi'nin Milli Takım'dan arkadaşı Di Maria'ya... Di Maria inişli/çıkışlı performans gösteren bir oyuncu. Zaman zaman çok iyi maçlar çıkarsa da bunun aksi performans da gösterebiliyor. Derbi de Ronaldo ve Mesut'un defansif eksiklerini 2. ve 3. bölge de giderebilmesi şart. Mesut için ise, kalitesi hakkında söylenecek bir sözüm yok. Fakat, bu karşılaşmada takımını biraz olsun 10 kişi oynatacak. Hücum yönünde çeşitlilik sağlayacaktır. Ama, toplu halde defans yapılması durumunda takımını eksik bırakacaktır.

Gelelim, uç elemanına. Tipik, 4-2-3-1 oynayan Real Madrid takımında Adebayor/Benzema ikilisinden biri oynayacaktır. Mourinho'nun bu karşılaşmada Adebayor ile başlaması, gol yollarında sıkıntı yaratır. Dani Alves ve Maxwell ikilisi ile kanatları kapatan Barcelona karşısında uzun forvet çok fazla faydalı olmayabilir. AS.com'un muhtemel 11'in de Benzema ileride gözüküyor. Bana göre de en mantıklı tercih bu. Benzema'nın da oynadığı zaman etkili olabildiğini düşünürsek, gol yollarında araya atılacak toplarla tehlike yaratabilir. Defans açısından da biraz inceledikten sonra Barça'ya geçelim. Defans kurgusu Real'in sürekli aynı. Ramos ve Marcelo kanatlarda. İki Portekizli de göbekte. Burda bana göre pimi çekilmiş bomba; Pepe. Ne zaman ne yapacağı belli olmayan bir defans oyuncusu. Real gibi takımın defansında böyle bir oyuncunun olmasını da anlamış değilim. Defans kurgusunda Ramos ve Marcelo'ya çok büyük iş düşecek. Marcelo, Messi-Pedro ikilisiyle sürekli karşı karşıya gelecek. Ramos'da Villa-İniesta ikilisi ile sık sık karşı karşıya gelecek. Bu yüzden sürekli yazımda da belirttiğim gibi Xabi-Khedira ikilisi kilit noktada bulunuyorlar. Barcelona orta alanda cirit atmaya başlarsa Real'in defansı çökecektir.


Gelelim Barcelona takımına. Maç öncesinde en dikkat edici demeci Valdes vermiş. Katıldığı bir programda "Real Madrid bizi en son yendiğinde televizyonlar renkli miydi, yoksa siyah-beyaz mıydı?" demiş. Efendi tamam da karşında ki Real Madrid. Bu kadar da olmaz! Pique ise, "karşılaşmanın zor olacağını ve 3 büyük kupayı da kazanmak istediklerini" belirtmiş. Xavi'nin de zamanında "Real Madrid'i yenmek orgazm olmak gibi!" demecini de unutmak mümkün değil.

Barcelona son senelerde ki futboluyla, bazı kesimlere kan kusturan, bazı kesimlere ise büyük keyif veren bir takım. Oynadıkları futbolla açık ara en iyi takım. Karşılaşma öncesi en büyük artıları, istikrar. Düşüşe geçen futbol yerine sürekli üzerine katarak yollarına devam ediyorlar. Lig-Kral Kupası ve Şampiyonlar Ligi hedeflerine ulaşmak için, Real'i yenmek zorunda olduklarının farkındalar. Barcelona bu karşılaşmadan kaybederek ayrılsa bile, sadece rekabete biraz olsun tat gelecektir. Bunun dışında Barcelona, sezon sonunda yine şampiyonluğuna ulacaştır. Rekabete tat gelecektir diyoruz fakat, eğer büyüklük kupa büyüklüğü ise, Barcelona'nın Real'in yanından geçmesi mümkün değil. Ama, şuan oluşan jenerasyonla emin adımlarla rakibini geçme yolunda ilerliyorlar. Barcelona takımının orta sahasından biraz bahsedecek olursak, bu karşılaşma için en önemli bölgesi diyebiliriz. Xavi-Busquets-İniesta Barcelona için en önemli nokta. Orta alanda ki pas yoğunluğu ve hücum/defans birliğini sağlayan 3'lü Real karşısında takımın en önemli kozu olacaktır. Kaptan Xavi bu üçlü'nün ve takımın liderliğini layıkıyla yerine getiren bir futbolcu. Onun kötü oynadığı bir karşılaşma hatırlamıyorum. Bu bahsettiğimiz üçlü, Real'İn orta alanında sürekli pas yaparak yıpratmaya çalışacaktır. Bir de Xavi'nin zaman zaman uzun paslarıyla, rakip defansın arkasına toplar gönderebildiğini düşünürsek Barcelona için sorunsuz bir orta saha mücadelesi olacaktır. İleri uç elemanlarına bakacak olursak, Villa'dan bahsetmek istiyorum. Eto'o gittikten sonra gelen hiç bir forvet oyuncusunu Barcelona'ya yakıştıramadım. Bu benim kişisel düşüncem. Kalite olarak gelenlere lafımız yok ama nedense hiç biri Eto'o edemedi. Villa'yı da bu takımın meyvesini yiyen, parazit gibi yaşayan bir oyuncu! Olduğunu düşünüyorum. Messi, bu karşılaşmada da Pepe-Carvalho ikilisine zor anlar yaşatacaktır. Özellikle, Pedro'nun yaratacağı boş alanlarda çok etkili olacaktır. Pedro özellikle, Marcelo'nun kanadında zor anlar yaşatacaktır. Messi de bu boşlukları kullanarak, ceza sahası içine rahatlıkla girebilir. Zaten, boşluk olmasa da o bir boşluk yaratır!

Defansif olarak Barcelona takımına bakacak olursak, Puyol ve Abidal forma giyemeyecek! Milito-Maxwell ikilisi bu karşılaşmada Barcelona defansı için önem arz eden oyuncular. Sürekli forma şansı bulamamaları bir yana Puyol-Abidal ikilisinden bana göre daha iyi olmamaları, biraz sorun teşkil ediyor. Ama, saat gibi işleyen Barcelona takımında kim oyuna girerse girsin, kusursuz bir futbol oynuyor. Ya da bize yansıtılan o! Alves-Pique ikilisi defansı derleyip toparlayacak oyuncular. Özellikle, Pique defansda Puyol yokluğunda Milito'nun da eksiklerini kapatmak zorunda. Benzema veya Adebayor'u durdurabilecek kapasite de olan Pique performansıyla güven veren bir isim. Alves de ileri çıkışlarını bu karşılaşmada biraz olsun geri plana itecektir.

Elimizden geldiğince maç öncesi bir yazı yazalım dedik. Umarım, iyi seviyede bir yazı olmuştur. Herkese teşekkür eder, bol "El Clasico'lar" diliyorum. Bu arada sezonun ilk yarısında ki Barcelona'nın 5-0 kazandığı maçı da koyalım...

Önder Ayhan Pektaş
İletişim;
twitter.com/onderpektas
Devamı

14 Nis 2011

Mamadou Niang Hakkında


Mamadou Niang, 1979 Senegal doğumlu. Senegal ülkesi'nin kuzeydoğusunda ki Matam bölgesinde dünya'ya gelen Niang, futbol'a Fransa'da Le Havre Fc kulübünde başlamış.
Burada göstermiş olduğu gelişimle ilk profeyonel anlaşmasını Fransız Troyes kulübü ile yapmıştı. Ardından, sırasıyla Metz, Strasbourg ve Marsillie kulüpleri ile geçmişi vardır. Bunları kısaca geçiyorum, yazım'ın geri kalanın'da sizlerle paylaşacağım. Yazımıza ilk kulübü ile başlayabiliriz.

Başlangıç Le Havre Fc,

Le Havre kulübü ile futbol hayatına başladı. Genç ve hedefleri olan bir gelişme gösteren oyuncu olan Niang, bu kulüpte kendini geliştirme fırsatı bulan genç forvet, nereden bilebilirdi ki! Fransa'da en sevilen ve en çok adından söz ettiren oyuncusu olabileceğini. Ama güçlü fiziği ve fırsatçılığı ile kendini geliştirmek için daha iyi imkanlar sunan bir ekibe gitmesi gerekiyordu. Bunu da 18 yaşında izleyen ve keşfeden Troyes kulübü oldu. Marş denizin'e kıyısı olan bu güzel turizm şehrinden ayrılarak Troyes'un yolunu tutmuştur.

Profesyonelliğe ilk adım,

Fransız Devrimin'den sonra belirlenen ilk şehirlerden biri olan Troyes, 1932 yılında Mustafa Kemal ATATÜRK'ün de barış ziyareti yaptığı Aube bölgesinde bulunuyor. Ufak bir yerde "gerçek" futbol hayatına başlayan Niang, Troyes B takımında 2 sezon forma giyme şansı buldu. 2 sezon içerisinde
35 karşılaşmada 19 gol atarak A takım teknik heyeti tarafından ilgi çeken Niang, 2001 senesinde Troyes'un A takımına yükselmişti. Daha tam olarak "pişmiş" sayılmazdı. Troyes'da 2 sene A takımda forma giyen Niang, çok fazla forma şansı bulamıyordu. Yine de 2 sezonda 47 karşılaşmada forma giyme şansı yakalamıştı. Hocası tarafından daha tam olarak hazır olmadığı düşünülen Niang, Fransa'nın Lorraine bölgesi'nin Metz şehri'nin yolunu tuttu.

İlk Kiralık Dönemi,

İlk kez bir başka takıma kiralanan Niang, Metz'de sadece 6 ay gibi bir süre forma giymişti. Bu kısa süre içerisinde Metz formasıyla
12 karşılaşmaya çıkan ve rakip ağları 5 kez sarsan Niang, Metz takımının teknik direktörü tarafından transfer edilmek istendi. Metz forması giydiği bu kısa dönemde becerilerini daha iyi gösterme başarısı gösteren Niang, Fransa'nın güzel şehir takımı Strasbourg tarafından izlenmeye alındı. Metz'in tekrardan kiralama teklifini reddeden Troyes oyuncu'nun haklarını Strasbourg'a satarak, belki de Niang'ın bugüne gelmesinde ki en önemli haraketi yapmıştı.

Avrupa'nın Başkenti'ne transferi;

Avrupa'ya Başkentlik yapmış bir şehre transfer olan Niang, artık kendisi için en iyi sıçrama tahtasını bulmuştu. Bundan önceki şehirlere nazaran daha canlı ve daha sosyal bir şehire adım atan Niang, Strasbourg'da 2 sezon geçirmişti. Bu süre zarfı içerisinde asıl Niang'ı ortaya çıkartan genç forvet, takımıyla çıktığı ilk resmi karşılaşmasında (9 Ağustos 2003) ligde ki ilk golünü atmıştı. Bu güzel şehirde geçirdiği 2 sezon boyunca oynadığı
56 lig karşılaşmasında 21 gol atarak, bir çok büyük kulübün transfer listesine girmişti. Ayrıca Strasbourg ile çıktığı 7 kupa karşılaşmasında da rakip fileleri 4 kez sarsma başarısı göstermişti. Kendisi için önemli olan bu güzel şehir takımı için bir hediye bırakarak veda etmek Niang'a yakışırdı. Caen ile oynadıkları "Coupe de la Ligue" finalini kazanarak, güzel bir veda etmiş oldu.

Şampiyonluk için,

Ayrılma'nın ardından güzel günlerini geride bırakan Senegal asıllı Fransız, nereden nereye geldim dercesine bir halde Marsilya takımına imza atmıştı. Acemi, ürkek ve yine de hedefleri olan Senagal'in fakir Matam bölgesinden gelen Niang, Marsilya'da geçireceği 5 sene boyunca nereden bilebilirdi ki bu kadar sevilen bir oyuncu olacağını. Hatta kulübü'nün 18 yıllık şampiyonluğuna sonunda son verebilecek bir takımın parçası olabileceğini. Neticesinde gel gelelim transfer gerçekleşmiştir. Niang için en büyük sahnede yer alma fırsatı doğmuştur. Daha ayağının tozuyla Lyon ile oynanılan karşılaşmaya çıkan Niang, karşılaşmada gol atamamasına rağmen gösterdiği performansla ilerisi için büyük ümitler vermişti. Bu "ümitleri" de geri çevirmeyen Niang, sezon'un ikinci maçı olan Rannies karşısında atarak cevaplamıştı. İlk sezonunda Marsilya ile çıktığı Lig + Avrupa + Kupa maçları dahil
40 karşılaşmada 12 gol atma başarısı göstermişti.

Daha sonra formunun üzerine daha da ekleyerek devam eden Niang, seyirciler tarafından da çok sevilen bir oyuncu oluvermişti. Bu sevgi ve alaka herkes tarafından ters etki yapacak diye düşünülürken, ikinci sezonunda Niang toplam
49 karşılaşmada 17 gol atma başarısı göstermişti. Takımda liderliğe kadar yükselen "eski genç" artık bu takımın bir ağabeyiydi. Takımda ki 3. sezonu artık "zirve" yapmasına yetecekti. Çıktığı 41 resmi karşılaşmada rakip ağlara 18'i lig de attığı dahil olmak üzere 23 gol kaydetmişti. Ayrıca takımı'nın avrupa kupalarında ki gol yükünü de çeken Niang, artık bu takımda Jean Pier-Papin gibi anılmaya başlamıştı. Takımda sembol olacak oyuncular arasına giren Niang'ı son senesinde bu oyuncular arasına girmesi için bir neden oluşmuştu.

Beklenen şampiyonluk,

2009-2010 sezonu Niang ve Marsilya için zirve'de bitti diyebiliriz. Hırs ve azmin en büyük kanıtlarından biri olan Niang, artık misyonunu tamamlamak için bir "Şampiyonluk" kazanmalıydı. Son senesinde takımın şampiyonluğu için fazlasıyla mücadele eden Niang, takımı'nın şampiyonluğunda 18 gol atarak, pasta'nın en büyük dilimini almıştı.
32 lig karşılaşmasında 18 gol atarak, hem takımı'nın şampiyon olmasını hem de "gol kralı" ödülünü kazanarak, misyonunu en iyi şekilde tamamlamıştı. Artık Fransa'nın dışına gitme eğilimine girmişti. Niang için artık kendisini düşünmek değil, takımına daha fazla ne kadar katkıda bulunabilirim sorusu hakimdi. Bunun sonucunda affını isteyerek ve kulübüne para kazandırarak gitme vakti gelmişti. Türkiye'nin güzel şehri İstanbul'un güzide kulüplerinden Fenerbahçe oyuncuyu ısrarla transfer etmek istiyordu.


İki kıta'yı birleştiren şehir; İstanbul'da sıra...

Artık Niang, İstanbul'a adım atmıştı. 7 Milyon Euro gibi bir transfer ücreti ile yeni takımıyla 1 yılı opsiyonlu 4 senelik mukavele imzalamıştı. Yeni bir heyecan arama değildi onun ki. Bir başka takıma da tecrübesini ve başarılarını katmaktı. Herkes tarafından daha önceki senelerde yapılan transferlerin olumsuzluk soruları yer etmişti. Yeni bir Guiza mı? Yanlış bir transfer mi? gibi sorular yer etmişti. Ama o ilk çıktığı UEFA Avrupa Ligi maçı olan Paok karşısında kalitesini göstermişti. Gol atamadı ama senelerdir herkesin istediği özelliklte bir forvet oyuncusu olduğunu gösterdi. Mücadeleci, hava toplarında ısrarlı, ileride pres yapan ve yaptığı koşularla rakip defansı yoran yapısı, ilerisi için umut vericiydi. Lig'de çıktığı ilk Trabzonspor maçında bu özelliklerini iyice gösterdi. Semeresini de Manisaspor'a attığı 2 golle aldı. Hem üzerinde ki stresi atmış oldu. Hem de Fenerbahçeli futbol severlerin gönlüne su serpmiş oldu. Artık zaman'ın ilerlemesiyle, Fenerbahçe'ye daha fazla şey katacağını inandığım Niang'ın transferinde emeği geçenlere teşekkürler.

Hoşgeldin "karaboğa"... 

Önder Ayhan Pektaş 
Devamı

13 Nis 2011

Giggs ve Formaları


Devamı

Sakatlık Dönemi Yaramamış!

Radyo Fenerbahçe'de bugün "Fenercell ile Playlist" programında konuk olarak Uğur Boral vardı. Programı biraz dinleme fırsatı buldum.  Program sırasında arka arkaya çalan şarkıları tahmin eden 3 taraftara ödüller verildi. Ama, ben bu şarkıların çaldığı esnada programı kapatmak zorunda kaldım. Çünkü, Uğur Boral'ın seçtiği liste melankolik bir listeydi. Sakatlığı dönemin de çok büyük bir buhran içerisine girmiş. Celine Dion, Whitney Houston ve James Blunt bi yere kadar. Ama, arka arkaya dinleyince insan bunalıma girer! Listeyi sizlerle paylaşayım, sizler de bir göz atın isterseniz...

1-Tracy Chapman – Baby Can I Hold You
2-Hakan Yeşilyurt – Sen Aşıksın
3-Berdan Mardini – Senden Çocuğum Olsun İstiyorum
4-Zeki Müren – Akşam Olur Gizli Gizli Ağlarım
5-Sezen Aksu – Vazgeçtim
6-James Blunt – Beatiful
7-James Blunt – Goodbye My Lover
8-Whitney Houston – When I Don’t Love You
9-Celine Dion - Because You Loved Me
10-Celine Dion – A Beatiful Boy
Devamı

Peñarol - İndependiente Maçı Tribün



Penarol takımının hazırladığı dev pankart. Gerçekten de muhteşem bir görüntü. Bu arada Panerol, İndependiente ile oynadığı Copa Santander Libertadores grup maçını sahasında 1-0 kaybetmesine rağmen, play-off'lara kalmayı başardı.
Devamı

12 Nis 2011

Frikik Ondan Sorulur

Devamı

10 Nis 2011

Volkan Demirel #1

Devamı

Gol Atmak Onun İşi

Nöbetçi golcü sözü üzerine yapışan fakat oynadığı zaman ne kadar etkili bir forvet oyuncusu olduğunu ispatlayan Semih Şentürk, dün Eskişehirspor ağlarını "kalçasıyla" attığı golle yineledi. Artık, şans mı desek? yoksa başka bir şey mi?bilemiyoruz. Ama, Semih oyuna girdiği zaman gol atacakmış havası veriyor. Bunu oyuna sonradan girerek, attığı gollerle bizim hafızamıza kazıdı. Sezonun geri kalan maçlarında Aykut hocanın kitlenen karşılaşmalarda en büyük kozu olacağı da kesin.
Devamı

9 Nis 2011

Eskişehirspor 1-3 Fenerbahçe / 09.04.2011


Fenerbahçe bu zorlu deplasmandan 3 puan çıkartarak, yarın oynanılacak Galatasaray – Trabzonspor maçını beklemeye geçti. Caner, Niang ve Semih’in gollerine karşılık ev sahibinin golü Batuhan Karadeniz’den geldi. Fenerbahçe maç fazlasıyla liderlik koltuğuna otururken, yarın oynanılacak Galatasaray – Trabzonspor maçını beklemeye geçti.

Karşılaşmaya değinecek olursak, karşılaşmaya hızlı başlayan taraf Eskişehirspor takımı oldu. Seyirci desteği ve evinde oynamanın vermiş olduğu özgüvenle rakip sahada daha kalabalık gözükmeye başladılar. Maçın 8. dakikasında Alper’in geliştirdiği atakta sağ kanatta topla buluşan Burhan güzel bir orta yaparak, Batuhan’ın Eskişehirspor’u 1-0 öne geçiren golü atmasında yardımcı oldular. Golden sonra toparlanan ve rakip kalede gol arayan Fenerbahçe golden iki dakika sonra soldan Caner’in geliştirdiği atakta Alex’in topunda tekrar buluşan Caner, defans hatasını da değerlendirerek beraberlik golünü kaydetti. Bu golün pasını veren Fenerbahçe kaptanı Alex, Süper Lig kariyerinde ki 100. asistini yapmış oldu. Beraberlik golünden sonra tempolu başlayan karşılaşma daha fazla tempo kazanmaya başladı.

Fenerbahçe takımı beraberlik golünden sonra galibiyeti aramaya başladı. Neticesin de Alex’in karşılaşmada ki ikinci asistiyle Niang golü buluyordu. Fenerbahçe galibiyet golünü bulduktan sonra oyuna iyice ağırlığını koymaya başladı. İlk 30 dakika da 170 pas yapan sarı-lacivertliler skoru koruma amaçlı daha fazla ve sabırlı bir şekilde pas yapmaya başladı. Bu süre içerisinde Emre ve Baroni ile 2. Bölge de pas trafiğini kontrol altına alıyorlardı. 2-1 önde olan Fenerbahçe takımı Alex’in iki kafa vuruşundan da faydalanamadı. Bu vuruşlarda önce ki 2 gol de hatası olan kaleci İvesa hatalarını telafi etme fırsatı buldu. Ama, yediği iki gol de fazlasıyla hatalıydı. İlk yarının goller dışında ki en önemli anı ise, Eskişehirspor defans oyuncusu Diego’nun oyundan çıktıktan sonra ki göz yaşları oldu. Sakatlıktan yeni kurtulmasına rağmen, bu önemli karşılaşmada takımını yalnız bırakmadı.

İkinci yarıda oyun temposunda biraz olsun düşüş görüldü. Fenerbahçe takımının yine pasa dayalı oyunu vardı sahada. Emre’nin, Baroni’nin ve Mehmet’in orta alanda ki mücadeleci futbolları, Eskişehirspor’un oyununu etkiliyordu. Bülent Uygun’un ikinci yarı Pele ile oyuna başlaması, ilk yarıda ki Eskişehirspor orta sahasını biraz olsun canlandırdı. Ama, son haftalar da formu artan Baroni, orta alanda Fenerbahçe’nin iyi direnen oyuncularının başında geliyordu. Emre’nin de sakatlıktan yeni çıkmış olmasına rağmen oyundan çıktığı ana kadar 8923 metre koşması da iyiye işaretti. İkinci yarıda oyun kontrolünü elinde bulunduran Fenerbahçe, defansında da Yobo ve Gökhan Gönül ile tehlikeli atakları kesiyordu. Eskişehirspor adına ikinci yarıda ki tehlikeli pozisyon Batuhan’ın kafa vuruşunda direkten dönen vuruş oldu. Bunun dışında çok fazla önemli pozisyon yoktu. Oyunun son anlarına doğru Niang’ın kaçırdığı gol pozisyonun ardından yerine giren Semih, Gökhan’ın ortasında şansının da yardımıyla, kalçasıyla topu rakip filelere göndererek, Fenerbahçe’nin 3. Golünü kaydediyordu.

Genel olarak, Bursaspor maçında ki beraberlik sonrasında oyuncuların moralleri ve şampiyonluğa olan inançları iyi seviyedeydi. Maç öncesinde Dia ve Selçuk’un sakatlıklarından dolayı, bir çok muhtemel 11 ileriye sürüldü. Benim açımdan tek sevindirici nokta, asıl mevkiisin de oynayan Caner’in performansı oldu. Eskişehirspor karşısında bana göre sahanın en iyi oyuncusuydu. Mücadele gücü ve ataklarda ki etkinliği ile iyi işler çıkardı. En azından, Aykut hocamızın Caner’in kanadında kullanmayı denediği Özer’den çok daha iyi bir performans gösterdi. Bundan sonra da umarım bu şekilde devam eder. Ama, Caner’in bu performansının üzerine katarak devam etmesi gerekir. Dia iyileştikten sonra forma şansı bulması biraz da yabancı kontenjanına bağlı olacak.

Artık önümüz de Gaziantepspor karşılaşması var. Güzel bir dinlenme ve ardından sahamızda konuk edeceğimiz rakibimizi de geçtiğimiz taktir de yolumuz daha da açılacaktır. Bir sonra ki Gaziantepspor karşılaşmasında görüşmek üzere…

Not: Foto için, http://taraftardudugu.blogspot.com/ 'dan MeS arkadaşımıza teşekkür ederiz. 
Devamı

8 Nis 2011

Hafta Sonu Futbol Keyfi


8 Nisan Cuma

20:00 Bursaspor-Antalyaspor / Lig TV
21:30 E.Frankfurt-Werder Bremen / TRT 3 ve TRT HD
9 Nisan Cumartesi
14:00 Denizlispor-Samsunspor / TRT 1
14:00 Bucaspor-Karabükspor / Lig TV
14:45 Wolves-Everton / PL TV
16:00 Konyaspor-Manisaspor / Digi Kanal
16:30 Nuremberg-Bayern Munih / TRT 3 ve TRT HD
17:00 Chelsea-Wigan / Spormax
19:00 Eskişehirspor-Fenerbahçe / Lig TV
19:00 Inter-Chievo / Spormax ve TV8
19:00 A.Bilbao-Real Madrid / NTV Spor
19:30 Stuttgart-Kaiserlaustern / TRT 3 ve TRT HD
21:00 Barcelona-Almeria / NTV Spor
21:45 Udinese-Roma / Spormax
22:00 Brest-Rennes / Kanal A
23:00 Mallorca-Sevilla / NTV Spor
10 Nisan Pazar
13:30 Juventus-Genoa / TV8
14:00 İBB-Sivasspor / Digi Kanal
14:00 Gaziantepspor-Ankaragücü / Lig TV
14:00 Orduspor-Adanaspor / TRT Anadolu
14:00 Giresunspor-Altay / TRT 1
15:30 Ajax-Groningen / Beyaz TV
15:30 Blackpool-Arsenal / Spormax
16:00 Lazio-Parma / TV8
17:00 Gençlerbirliği-Kayserispor / Digi Kanal
17:30 PSV-Heerenveen / Beyaz TV
18:00 Aston Villa-Newcastle / Spormax ve PL TV
18:00 Marseille-Toulouse / Kanal A
18:30 Leverkusen-Saint Pauli / TRT 3 ve TRT HD
19:00 Galatasaray-Trabzonspor / Lig TV
19:00 Rizespor-Kartalspor / TRT 1
21:45 Fiorentina-Milan / Spormax ve TV8
22:00 Lyon-Lens / Kanal A
11 Nisan Pazartesi
20:00 Kasımpaşa-Beşiktaş / Lig TV
20:00 Gaziantep BB-Boluspor / TRT Anadolu
22:00 Liverpool-Manchester City / Spormax ve PL TV
Devamı

Taklacı Güvercin!

Devamı

7 Nis 2011

06.04.2011 İddaa Kuponu



Dün oynanılan karşılaşmalarla ilgili yaptığımız banko kuponda 4.18'lik bir oran yakaladık. Bundan sonra da umarım kazandırmaya devam ederiz. Nisan ayı içerisinde tutan kuponlar için "Sporx İddaa Tutan Kuponlar" adresini ziyaret edebilirsiniz.
Devamı

Barcelona 5-1 Shakhtar D. (06.04.2011)

Barcelona, çeyrek final ilk karşılaşmasında Shakhtar'ı 5-1 ile geçerek ikinci maç öncesi çok büyük avantaj sağladı. İniesta, Alves, Xavi, Keita ve Pique'nin attığı gollerle kazanan Katalanlar yarı final için Ukrayna'ya tatil amaçlı gidecek gibi görünüyor. 

Lucescu'nun talebeleri bu karşılaşmadan en azından farklı bir mağlubiyet almadan ayrılıp, ikinci maç için umutlanmak amacı içerisindeydi. Fakat, karşılarında Dünya'nın en iyi takımı vardı. İstediği zaman istediği sonucu alabilen ve rakipleri karşısında istediği futbolu sergileyebilen bir ekip vardı. Karşılaşmada defansif bir hata sonucu yedikleri golle mağlup duruma düştüler. İniesta'nın attığı golden sonra toparlanan Shakhtar takımı Mkhitaryan, Adriano, Willian, Douglas Costa ile art arda pozisyonlar buldu. Bu pozisyonlarda yüzde 99'luk gol pozisyonu da yakalayan Shakhtar takımı bunlardan faydalanamadı. En son pozisyonları 29. dakika da Douglas Costa ile yakalamışlardı. Bu pozisyonun 5 dakika sonrasında İniesta'nın mükemmel pasında topla buluşan Alves, Barcelona'yı 2-0 öne geçiriyordu. İki farklı galibiyete ulaşan Barcelona çok daha rahat futbol oynamaya başlamıştı. Golden sonra Messi ile fırsat yakalayan Katalanlar bundan yararlanamamıştı. Neticesinde ikinci yarı için soyunma odasına 2-0'lık üstünlükle gittiler.


İkinci yarı ise, bilindik Barcelona futbolu vardı sahada. Pas, pas, pas... Sabırlı bir şekilde pas yapan ve rakibini bu pas trafiğiyle yoran Barcelona takımı ikinci yarıda da Messi ve Xavi ile fırsatlar yakalamıştı. En son Xavi'nin pozisyonunun sonrasında köşe vuruşunda Xavi'nin ortasında Pique takımının 3. golünü atıyordu. Golden 6 dakika sonra Shakhtar'ın tek golü Rakitskiy'den geliyordu. Durum 3-1 olduktan sonra Barcelona takımı bir gol daha yemeden gol atalım diyerek, Shakhtar kalesine hücum etmeye başladı. Daha 1 dakika geçmeden Messi'nin sağ kanattan getirdiği topta Keita'ya çıkartması ve Keita'nın müthiş vuruşuyla durum 4-1'e geliyordu. 4-1'den sonra moral olarak da çöken Luce'nin oyuncuları oyundan iyice kopmaya başlamıştı. 4-1'den sonra durgunlaşan oyunda 86. dakikada kaptan Xavi sahneye çıkarak skoru tayin eden golü atıyordu. 5-1. 

Shakhtar, Barcelona karşısında ilk yarıda iyi futbol oynadı diyebiliriz. İlk dakikalarda ki kaçırdıkları goller. Üzerine, 25-30 dakika arası süren presleri ve bu sahadan avantajla ayrılma arzularını gözler önüne seriyordu. İlk yarıda ki pres ve yüksek performansları ikinci yarı için düşündürücüydü. İlk yarıda neredeyse tüm güçlerini sahaya yansıttılar. İkinci yarıda oyundan düştüler. Şimdi ikinci maçta prestijlerini düşünecekler. Barcelona'nın da
"El Clasico" öncesinde kayıp yaşamamak için dinlendirilmiş bir kadro ile sahaya çıkacağını düşünüyorum. 

Asıl heyecan bundan sonra başlıyor. Real Madrid'in Tottenham'ı 4-0 mağlup ederek elde ettiği avantajın üzerine Barcelona'nın da 5-1'lik bir avantaj yakalaması, 18 gün içerisinde 4
"El Clasico" izleme fırsatım oluştu. Bu heyecanı yaşamak, bir futbol sever için heyecan ve mutluluk verici. 

Önder Ayhan Pektaş
Devamı

Şampiyonluk İçin Kızlar (Botaş 70-95 Fenerbahçe)


Fenerbahçe Bayan Basketbol Takımımız, Türkiye Kadınlar Basketbol Ligi Play-Off Yarı Final ikinci maçında Botaş’ı 70-95 mağlup ederek seride durumu 3-0’a getirdi ve finale yükseldi. Şaziye, Matovic, Jekabsone, McCoughtry ve Esmeral'in etkili oyunuyla kazanan takımımız, finalde Galatasaray Medical Park'ın rakibi oldu.

SALON: Menderes
HAKEMLER: Yener Yılmaz, Sezin Oral, İhsan Çolak

BOTAŞ (70): Cansu Yetiş 2, Burcu Çiğil 4 (1 ribaund - 1 asist), Pelin Gülbağ 1, Seda Tabakçı (2 ribaund – 1 asist), Burcu Uzun (2 ribaund- 1 asist), Santos De Oliviera 12 (4 ribaund – 1 asist), Jolene Anderson 11 (4 ribaund- 1 asist), Gamze Takmaz 8 (2 ribaund – 2 asist), Tülay Hızal 2 (1 ribaund), Megan Frazee 14 (9 ribaund- 1 asist), Whitney Boddie 16 (2 ribaund- 3 asist)
FENERBAHÇE (95): Ecem Güler 4, Anete Jekabsone 12 (2 ribaund – 3 asist), Hana Horakova 9 (2 ribaund- 1 asist), Birsel Vardarlı (6 ribaund- 4 asist), Esmeral Tunçluer 13 (4 ribaund- 1 asist), Şaziye İvegin 13 (2 ribaund- 2 asist), Ivana Matovic 17 (5 ribaund), Nevin Nevlin 6 (5 ribaund – 1 asist), Özge Kavurmacıoğlu (2 ribaund), Angel McCoughtry 21 (10 ribaund – 2 asist)

1. PERİYOT: 17-21
2. PERİYOT: 19-21
3. PERİYOT: 22-31 
4. PERİYOT: 12-22
Devamı

6 Nis 2011

PFA Adayları Belli Oldu


İngiltere'de yılın en iyi oyuncusu ödülü için adaylar belli olmuş. Daily Mail bu adayları açıklamış. Bahis şirketlerine göre ödüle en yakın isim, Tottenham'da bu sezon gösterdiği performansla Gareth Bale. Ardından City'li Tevez, Arsenal'li Nasri ve United'lı Vidic geliyor. Scott Parker ve Carlie Adam ise az şans tanınan oyuncular. Fakat, sürpriz bir sonuç çıkabilir. Bakalım bu anlamlı ödülü hangi futbolcu alacak.
Devamı

Fenerbahçe ve Trabzonspor'un Kalan Maçları Üzerine


Gün geçtikçe heyecan daha da artmaya başladı. Fenerbahçe'nin Bursaspor karşısında puan kaybı yaşaması ve Trabzonspor'un Konyaspor karşısında 3 puan alması, yarışı iyice kızıştırdı. Her iki takımında artık en az kayıp yaşamak veya yaşamamak istediği haftalara girildi. Özellikle, Fenerbahçe takımının Galatasaray-Bursaspor-Eskişehirspor-Gaziantepspor gibi zorlu bir dönemde şuana kadar 4 puan çıkartması biraz olsun gönüllere su serpmiş durumda. Galatasaray karşısında bir puan olsada olurun aksine alınan 3 puan, Bursaspor maçının önemini daha da arttırmıştı. Ama, karşılaşma boyunca şans bizden yana olmayınca ne yazık ki sahamızda iki puan bırakmış olduk. 

Bu zorlu periyodu şampiyonlukta ki rakibimiz Trabzonspor'un da yaşayacağını biliyoruz. Konyaspor karşısında aldıkları galibiyetin ardından seyircisiz oynayacakları Galatasaray maçına çıkacaklar. İki puan önde olmaları biraz olsun onlar için avantaj. Fakat, bu zorlu deplasmanda şuana kadar puan çıkartabildiklerini hatırlamıyorum. Üstelik, Galatasaray takımının Antalyaspor karşısında da puansız dönmeleri, işleri iyice karıştırmış durumda. Trabzonspor'da tıpkı bizim gibi, Galatasaray-Bursaspor-Eskişehirspor-Gaziantepspor serisine giriyor. Bu seriden en az kayıp yaşayan takım ipi göğüslemek için büyük bir avantaj yakalayacak. Şuanda avantaj Trabzonspor'da. 


Haftasonu her iki takımında deplasmanda olması büyük bir ihtimal herkesi ekran karşısına kilitleyecek. Fenerbahçe'nin Es-Es deplasmanı zorlu geçecektir. Fakat, taraftarın takıma olan inancı üst seviyede. Bu deplasmandan en azından kaybetmeden ayrılmak çok önemli. Alınacak 3 puan ise, Gaziantepspor maçı önemini daha da arttıracak. Formda olan ve iyi bir takım olan Gaziantepspor karşısında puan kaybı yaşanmamalı. Yalnız, Gaziantepspor'un Avrupa kupalarına katılma iddiası da Beşiktaş ile oynayacakları kupa karşılaşmalarıyla daha da alevlenecek. Eşleşmenin ilk karşılaşmasında alacakları sonuç çok önemli. Eğer işi kendi evlerine taşırlarsa bu bizim için bir fırsat olabilir. Çünkü, evimizde oynayacağımız Gaziantepspor maçı sonrası Antep ekibi kupa maçına çıkacak. Onlar için de önemli bir dönemeç. Trabzonspor ise, bu 4'lü seriden çıkartabildiği maksimum puanı çıkartmak isteyecektir. Eğer kayıpsız devam ederlerse! Ozaman işimiz bir hayli zor olacak. 

Bu iki takımın oynayacakları son karşılaşmalarda ki rakiplerine karşı aldıkları sonuçlara bakarak, yazımızı tamamlayalım;

Trabzonspor kalan maçlarında Galatasaray (D), Bursaspor, Eskişehirspor (D), Gaziantepspor, Bucaspor (D), İstanbul B.B,  K.Karabükspor (D) ile karşılaşacak.

Fenerbahçe ise kalan maçlarından Eskişehirspor (D), Gaziantepspor, Bucaspor (D), İstanbul
B.B,  K.Karabükspor (D), Ankaragücü, Sivasspor (D) ile oynayacak.

TRABZONSPOR'UN KARNESİFENERBAHÇE'NİN KARNESİ
G.Saray-Trabzonspor: 4-1
G.Saray-Trabzonspor: 2-1
G.Saray-Trabzonspor: 1-0
G.Saray-Trabzonspor: 3-0
G.Saray-Trabzonspor: 4-3
Eskişehirspor-F.Bahçe: 2-1
Eskişehirspor-F.Bahçe: 2-7
Eskişehirspor-F.Bahçe: 1-2
Eskişehirspor-F.Bahçe: 2-2
Eskişehirspor-F.Bahçe: 2-1
Trabzonspor-Bursaspor: 2-0
Trabzonspor-Bursaspor: 3-1
Trabzonspor-Bursaspor: 2-1 
Trabzonspor-Bursaspor: 1-0
Trabzonspor-Bursaspor: 1-1
F.Bahçe-G.Antepspor: 2-0
F.Bahçe-G.Antepspor: 4-1
F.Bahçe-G.Antepspor: 2-1
F.Bahçe-G.Antepspor: 1-1
F.Bahçe-G.Antepspor: 1-0
Eskişehirspor-Trabzonspor: 2-1
Eskişehirspor-Trabzonspor: 0-0
Eskişehirspor-Trabzonspor: 0-2
Eskişehirspor-Trabzonspor: 2-5
Eskişehirspor-Trabzonspor: 1-0
Bucaspor-Fenerbahçe: (OYNAMADI)
Trabzonspor-G.Antepspor: 2-0
Trabzonspor-G.Antepspor: 2-0
Trabzonspor-G.Antepspor: 3-2
Trabzonspor-G.Antepspor: 1-1
Trabzonspor-G.Antepspor: 0-0
F.Bahçe-İBB: 2-2
F.Bahçe-İBB: 2-0
F.Bahçe-İBB: 1-0
Bucaspor-Trabzonspor: (OYNAMADI)
K.Karabükspor-F.Bahçe: 2-3
K.Karabükspor-F.Bahçe: 1-2
K.Karabükspor-F.Bahçe: 0-0
Trabzonspor-İBB: 2-1
Trabzonspor-İBB: 0-0
Trabzonspor-İBB: 0-0
F.Bahçe-A.Gücü: 2-1
F.Bahçe-A.Gücü: 3-1
F.Bahçe-A.Gücü: 2-0
F.Bahçe-A.Gücü: 1-2
F.Bahçe-A.Gücü: 3-2
K.Karabükspor-Trabzonspor: 0-2
K.Karabükspor-Trabzonspor: 1-1
K.Karabükspor-Trabzonspor: 0-0


Sivasspor-F.Bahçe: 2-3
Sivasspor-F.Bahçe: 1-1
Sivasspor-F.Bahçe: 1-4
Sivasspor-F.Bahçe: 2-1
Sivasspor-F.Bahçe: 1-5

Tablo için Sporx.com'a teşekkürler.
Devamı
© Geri Pas Yok! All rights reserved | Theme Designed by Seo Blogger Templates